Yine kıskanacaklar(!) Bizi!

38

Adı ve içeriği sürekli olarak değiştiği için, artık Newyork’daki davadan ne sonuçlar çıkacağını tahmin etmek zor…

Son sürpriz, Hakan Atilla’nın da “tanık sıfatıyla” ifade vermeyi kabul etmesi oldu…

Zarrab’ın itirafçı olmayı kabul etmesinden sonraki en büyük değişiklik bu… Artık her şey beklenebilir… Bu durum; Atilla’nın “bu davadan sıyrılmayacağına inanmış olduğunu” da gösteriyor olabilir, avukatlarının onu böyle bir şeye zorlamalarını da…

Siz bunu okurken, bu ihtimallerin hangisinin geçerli olduğu belli olacak zaten…

Zarrab’ın itirafçı olmayı bu kadar kolay etmesine şaşıranlar oldu… Hayırsever ve değerli vatandaşımızı hemen “casus ve hain” ilan etmenin de bir işe yaramadığını görmek de, şaşırtıcıydı bazıları için… Çünkü onlar, gerçekte Zarrab’ın kim olduğunun farkında bile olmayanlardı… Yalnızca “kendilerine her söylenene inanmayı” yaşam biçimi olarak benimsemişlerdi…

Zarrab’ın yaşam biçimi ise “parası neyse vererek insanları satın almak” esasına bağlıydı… İtirafçı olması karşılığında neler elde edebileceğini hemen anlamıştı…

…Ve yanılmamış olduğu açıkça çıktı ortaya…

“Cezadan kurtulmak, tanık koruma programına alınmak, yeni kimlik ve isterse fiziki görüntü değiştirmek, ABD’ne oturma izni almak ve isterse ABD vatandaşlığı kazanmak” gibi şeyler elde etti…

Zaten cezaevindeyken de “paranın gücünü” kanıtlamış ve rüşvet karşılığı, “avukat süsü verilerek getirilen bir kadınla baş başa kalmayı” becermişti…

Tüm bunlar olur ve bizzat Zarrab’ın itiraflarıyla dünyaya açıklanırken, Hakan Atilla ne hissediyordu acaba..?

Muhtemelen ceza almak riskiyle kahrolmaktaydı… Şimdi tanık olarak ifade vermek istemesine şaşırmamak gerek…

Bunu başarıyla yaparsa, davanın hiç kimseye ceza verilmeden bitmesi beklenebilir…

Ama bunun Türkiye için hiçbir olumlu etkisi olmayacağını kavramak da gerekiyor… Hatta tersine, çok utanmamız gereken bir durum “tescil edilmiş” olacak…

Çünkü geriye; tanıkların ifadeleriyle belleklere kazınanlar kalacak…

…Ve bu; “para karşılığı her şeyin yapılabildiği, yetkililerin ‘yok mu yolsuzluk yapmak isteyen’ diye adeta bağırdıkları, yozlaşmanın en tepeden en küçük yetkiliye kadar yayıldığı bir ülke” imajı olacak…

Tabii bu davanın bir FETÖ Komplosu olduğunu savunanların, bilerek ya da bilmeyerek örgütü ve Gülen’i “Amerikan Yargı Sistemini bile ele geçirebilecek kadar güçlü” göstermekten başka bir şey olmadığını da unutmamak gerek…

Eh, bu durumda Batı bizi kıskanmasın da ne yapsın yani..?