“YEŞİL SAHALARDA BİZ DE VARIZ”

0
146
- Reklam -

Küçük yaşlarda başlayan futbol sevdasını kendine hayat çizgisi olarak belirleyen ve bu yolda ilerleyen futbolcu, futbol hakemi ve
antrenör Seray Sevinç, futbolun sadece erkek sporu olmadığını ve gelecek nesillerin buna göre yetiştirilmesine ilişkin gazetemize konuk oldu.

ESMA ALTIN- Çocuk yaşta futbola başlayan ilgisi daha sonra büyüyerek kendisini bir futbolcu yapan, ardından spor akademisinde bunun eğitimine alarak hem hakemlik hem de antrenörlük yaparak futbolun içinde yer almaya devam eden Seray SeviYeşnç, yeşil sahaların sadece erkekler ait olmadığının en güzel ispatı olarak gazetemize konuk oldu. Küçük yaşlardan beri futbolu çok sevdiğini ve kendini bu alanda geliştirerek futboldan hiç kopmadığını belirten Sevinç; “5 yıl lisanslı olarak futbol oynadım. Üniversiteye başladığım zaman maalesef futbolculuğu bırakmak zorunda kaldım. Oynamayı bıraktım ama futboldan kopamadım. Gerçekten çok seviyorum. Okulu bitirdikten sonra Kırıkkale Bölgesinde hakemlik kursu açılmıştı. Başlar başlamaz belki futbolun içinden gelen biri olarak çok gözde oldum. şu anda lisanslı olarak il hakemiyim. Mezun olduktan sonra da antrenörlüğe başladım. Zaten okuldayken de başta Ankaragücü olmak üzere futbol okullarında antrenörlük yapıyordum.” dedi.


‘FUTBOLDAN KOPAMIYORUM’
Kırıkkale Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde antrenörlük bölümünden mezun olan Sevinç, futbolun kendisinde nasıl yer bulduğunu şöyle anlattı; “Küçüklüğümden beri abim maça giderdi, onun peşinden koştururdum. Ben abime hadi maça gidelim derdim. Bu şekilde oynamaya başladım. Futbola en çok okulda bağlandım. Erkek arkadaşlarımla sahaya direkt ben koşa koşa çıkardım ve herkes yadırgardı. Ama benim gözüm hep sahadaydı. Bir süre sonra herkes alışmaya başladı ve okulun as kadrosunda olmaya başladım. Sonrasında 5 yıl lisanslı olarak futbol oynadım. Fomget Gençlik ve Spor Kulübünde oynadım. Amatör olarak da oynadım.” Üniversiteye başladıktan sonra okul saatleri ev antrenman saatlerinin uyuşmamasından dolayı futbol oynamayı bırakmak zorunda kaldığını belirten Sevinç, sözlerine şöyle devam etti; “ Üniversiteye başladığım zaman maalesef futbolculuğu bırakmak zorunda kaldım. Futbolculuğu diyorum çünkü futbolu bıraktığımı söyleyemem. Sadece oynamayı bıraktım. Çünkü üniversitedeyken ders bitiş saatlerim ile antrenman saatlerim çakışıyordu. O süreçte de Kırıkkale’den Ankara’ya gelip gitmem çok zordu. Bundan dolayı futbol oynamayı bıraktım, tekrar da giriş yapmadım. Oynamayı bıraktım ama futboldan kopamadım. Gerçekten çok seviyorum.”

- Reklam -


‘3 YILDIR LİSANLI OLARAK İL HAKEMLİĞİ YAPIYORUM’
Okulu bitirdikten sonra hakemlik kursuna da giderek bu alanda da kendini yetiştirdiğini ve bir kadın hakem olarak futbolun içinde olmaya devam ettiğini ifade eden Sevinç, şunları dile getirdi; “Okulu bitirdikten sonra Kırıkkale Bölgesinde hakemlik kursu açılmıştı. Görür görmez başvurdum, başvurum değerlendirildi, çağırıldım, giriş yaptım ve orada başladım. Başlar başlamaz belki futbolun içinden gelen biri olarak çok gözde oldum. Hakemlikte kademe vardır. Bir ya da 2 yıl sonrasında yükselebiliyorsunuz, bu aralıkta belli maç sayınızı tamamlamanız lazım, belli puanınız olması lazım ki yükselebilesiniz. O süreçleri tamamladım ve şu anda lisanslı olarak il hakemiyim. Hakemliğe 2019 yılında başladım. Kısacası futbolu bıraktım ama hemen hakemliğe başladım. Mezun olduktan sonra da antrenörlüğe başladım. Zaten okuldayken de başta Ankaragücü olmak üzere futbol okullarında antrenörlük yapıyordum. Antrenörlükte genellikle küçük yaş gruplarını çalıştırdım ama yerelde 17-18 yaş grubuna kadar çıktım. Antrenörlüğümü şu anda devam ettiriyorum. Futbol oynamaya açıkçası çok geç başladım diyebilirim. Normalde futbola başlama yaşı şu an 6-7-8 yaş olarak indirildi. Çünkü temelde en başta da okulda aşılanıyor bazı şeyler. Şu an çalıştırdığım grubumda el göz koordinasyonu olmayan öğrencilerim var. O nedenle temelde aşılamamız gerekiyor. Belli bir yaş geçtikten sonra imkansızlaşıyor.”
‘ŞU AN FUTBOL BRANŞINDA 8 KIZ ÖĞRENCİM VAR’
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın “Sporla Daha Da Güzel” adlı projesi kapsamında yer aldığını belirten Sevinç, proje hakkında bilgi vererek şunları kaydetti; “Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 32 spor branşı var ve bunlardan biri de futbol. Bu proje daha çok futbol branşında Etimesgut ilçesini kapsıyor. Diğer illerde veya ilçelerde çok göremiyorum bunu. Bu yaygınlaştırılabilir. İl ve ilçe bazında yaygınlaştırılabilir. Geniş bir kapsamı var. Çünkü bu proje ile hiç el uzatılmayan insanlara el uzatıldığını görüyorum. Futbol okulu ya da spor okulu adı altında ücretli kurslar veriliyor. Ama bizim bu projede hiçbir şekilde ne forma ücreti ne kurs ücreti talep edilmiyor, tamamen ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı bunu düzenlediğinden beri birçok kişiye el uzattığımızı düşünüyorum. En azından futbol için örnek verirsem bu alanda isteği olan kişilere yardımcı olduğumuzu düşünüyorum. Gerçekten çok güzel bir proje. Bunu daha fazla duyurmamız lazım. Ne kadar çok kişiye duyurabilirsek o kadar talep olacaktır. Bu projede benim bulunduğum bölgede futbol branşında 98 öğrencimiz var. 98 öğrencimizi yaş gruplarına göre 4 gruba ayırdık. Haftanın 7 günü antrenmanımız oluyor. Antrenmanları okul bitiş saatlerine denk getirdik ki rahat gelebilsinler. Çocuklarımızın çoğu erkek ama kız çocuklarımız da var. Başlarda hiç yoktu. İlk başladığımda hiçbir kız çocuğu göremedim. Velilere ulaşmaya çalıştı. Özellikle kız kardeşi olan erkek öğrencilerimize söyledim. Veliler gelip beni gördükçe sanırım bir teşvik oldu sanırım. Zaten bana da hep futbol geçmişiniz var mı, şu an neler yapıyorsunuz diye soruyorlardı. Bunları anlattıkça sanırım bir teşvik oluşuyor. Sonra birkaç kız öğrenci gelmeye başladı. Şimdi ise 8 tane kız öğrencimiz var. Çok yeterli sayıya ulaşamadık ama bu bile benim için çok önemli. Bir kişi bile olsa yine de mutluluk verici. Bizi sahada gördükçe sanırım bir neden olmasın ki, diyorlar. 98 kişinin hepsinden futbolcu olmayacağını biliyoruz. Ama en azından el göz koordinasyonu yok çoğu öğrencimizde. Bunu sağlayabiliyor muyuz ya da daha fazla ne katabiliriz? Örneğin; sosyalleşebiliyorlar. Dengelerinde birçok problem olan öğrenciler var. 4 ay içerisinde birçok şeyin değiştiğini düşünüyorum. Velilerimiz de bunun farkındalar. Umarım bu proje devam eder. Devam ettiği gibi birçok ilçede de yaygınlaşır. Bu konuda daha çok hak eğitim yardımcı oluyor bizlere.”
‘KADININ OLDUĞU YERDE DİSİPLİN VAR’
Futbolun ülkemizde erkek ile özdeşleştirilen bir spor dalı olmasının aksine kadın bir futbolcu, futbol hakemi ve antrenörü olarak düşüncelerini paylaşan Sevinç, şunlara dikkat çekti; “Televizyonu açtığımızda spor kanallarında direkt gördüğümüz kadınla alakalı değil, erkek futbolu erkek branşları üzerinde duruluyor. Kadınların futbol içerisindeki yeri öncelikle izleyici kitlesine yaygınlaştırılmalı. Çünkü daha kadınların sahaya çıktığını bilmeyenler var. Kadın antrenör çok yok Ankara’da sayılıdır, hatta Türkiye genelinde çok az. Spor bilimleri veya beden eğitimi spor yüksekokulundan mezun olup futbol branşına hiç değinmeyen kişiler var. İstiyor ama seçemiyor. Çünkü önünü açan yok. Hep erkek varsa başarılıdır diye kalıplaşmış bir durum söz konusu. Bu düşünce olduğu için belki kadınlar bundan korkuyor ve futbol branşından uzak duruyorlar. Ama ben inatla seçtim. Üniversitedeyken de bu branşı seçtiğim zaman hocalarım futbolda ne yapacaksın dediler. Evet belki yok ama olmayacak anlamına da gelmiyor. Beni gördükçe teşvik olanlar olacak, belki rol model alanlar olacak. Olacağına da inanıyorum ki oldu da çok yaşadım. Beni baz alıp futbola yönelenler de oldu. Bu beni çok mutlu ediyor. Dediğim gibi spor bilimleri ve beden eğitimi spor yüksekokullarının bu durumun önünü açması gerekiyor. Mezun olan kişileri en azından staj tarzında kulüplere ya da kulüp bazında olan yerel liglere yönlendirebilir. Zaten birçok şey okulda oluyor. Ben de staj yaparak başladım. Staj sürenizde zaten o camianın içine giriyorsunuz ve futbol gerçekten muhteşem bir camia.” Futbolun kadınlar için dezavantajları ve avantajlarından söz eden Sevinç, konu ile ilgili şunları aktardı; “Dezavantaj olarak bir başarı elde edilemeyeceği düşünülüyor. Yani bir kadın antrenör ya da bir kadın teknik direktör varsa o futbol kulübü içerisinde başarı elde edilemeyeceği düşünülüyor. Yani bir kadın takım yönetemez, antrenmana çıkamaz, anlamaz diye lanse ediliyor. Ama böyle bir şey mümkün değil. Her şey deneyerek olur. Ayrıca futbolu deneyimleyerek ilerlemek çok önemli. Yani futbol oynamamış birinin hakemlik yapması çok zor. Futbolcunun o anki duygu durumunu deneyimlememiş birinin bu işi yapması, ilerlemesi zor. O nedenle bir futbol geçmişi olması lazım. Avantaj olarak da kadın olarak orada tek olmanız diyebilirim. Kadının olduğu yere disiplin var, saygı sonsuz. Bunu birçok yerde gördüm. Önemli bir maçta münakaşalar, kavgalar daha fazla oluyor. Bu sürece daha çok kadın hakemler atandığı zaman maç daha sakin geçiyor. Bir kere kadın hakeme karşı biraz daha saygılı olmalıyım gibi bir yaklaşım var. İlerleyen süreçlerde kadın hakemlerin süper lige çıkmaları ile ilgili şu anda bazı projeler üzerinde de çalışıyor.”
‘AİLELERİN VE OKULLARIN ROLÜ ÇOK ÖNEMLİ’
Ailelerin çocuklarının spora yönelmelerindeki rolünün önemine dikkat çeken Sevinç, bu konuda ailelerin teşvik edici olması ve branş seçiminde çocukların istek ve yeteneklerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini savunarak şunları söyledi; “Branş kişiye özel değildir, daha çok kişi branşa özgüdür. Spor okulları, yaz okulları veya kış okulları adı altında gruplandırmalar var. Aileler çocuklarını önce spor okullarına yönlendiriyorlar. Örneğin; şu an futbol kursuna gelen öğrencim aynı zamanda eskrime de gidiyor. Kendini hangisine ait hissediyorsa, istediği neyse, en çok hangisinden zevk alıyorsa ona eğilim gösteriyor. Aileler bu konuda en çok antrenörler ile görüşmeli. Çünkü antrenör çocuğun hangi branşa daha yatkın olduğunu az çok görebilir. Antrenörlere bu aşamada büyük görevler düşüyor. Bireysel gözlem yapmalı. Branş küçük yaşta başlıyor ve devamında geliştirilebiliyor. Bu her branş için böyledir. Yeter ki küçük yaşta başlasın. Ama istediğinin de önüne geçilmemelidir. Çocuk voleybol istiyordur ama hayır sen futbolcu olacaksın gibi bir şey mümkün değil. Hangisine yatkınsa ve en önemlisi hangisine istekli ise takip edilebilir. Çocuklar ne olursa olsun sporcu olacak diye değil en azından bir aktivite, bir spor faaliyetinde bulunmalı. El göz koordinasyonu, denge, yetenek gelişimi, zihinsel, psikolojik açıdan rahatlama gibi pek çok açıdan spor olmazsa olmazdır.”
Çocukların spor ile ilgilenmesinde aile ve okulların önemini vurgulayan Sevinç; “Benim gözümde birinci sırada aile, ikinci sırada ise okul geliyor. Aile teşvik ediyor ama buna destek olmak, imkan sağlamak, en azından yardımcı olabilmek adına da okul çok önemli. Küçük, orta yaş grubu veya genç bir insan olsun başta bir hedef belirlenmeli. Ben bu yola bu şekilde, kafamda bir hedefle çıktım. Benim kafamda bir şeyi seviyorum, ömrüm boyunca da onu sevebileceğimi düşünüyorum, neden o alanda olmayayım da sevmediğim bir alanda mecburi olayım? Bir hedef belirlenip o hedefe doğru gidilerek ne yapabilirim şeklinde geliştirilebilir. Küçük yaş gruplarında beni örnek alan pek çok öğrencim olduğunu biliyorum. Hedef belirlenmeli ve o hedefe yönelik aile başta olmak üzere kendisi de bu alanda ne olursa olsun vazgeçmeden, pe etmeden de ilerlemeli.” şeklinde konuştu.

- Reklam -