Sorular, sorular soran, sorgulayan, yargılayan, yakan sorular beynimi kemiriyor? En delice sorulardan biri… Neden, kendi topraklarımızda yetişen tohumlara engeller çıkarıyoruz? Ah! Bir bilebilsem…

Yerli tohuma engeller getirilip, İsrail gibi devletlerden kısır tohum alıp, yerli tohumu yok etmeye çalışmak, kendi ayağımıza kurşun sıkmak değil mi?

İthal ürünlerle yabancıları değil, yerli ürünle kendi çiftçimizi desteklemeliyiz.

Bir ülke ithal ederek kalkınamaz. Üreterek ve ihraç ederek kalkınabilir. Bu da öncelikle bunun şartı, kendi ATA TOHUMLARIMIZA sahip çıkmakla olur.

Bir yandan yerel tohum buluşmaları yapacağız, diğer yandan sertifikasız olanlara desteğimizi çekip yerli tohuma darbe vuracağız. Evet… Hem yerli tohum şenlikleri düzenleyeceğiz, hem de yasaklayarak ceza keseceğiz. Ne yaman çelişki değil mi?

Kimler, yerli ve milli tohuma karşı çıkar? SİZCE KİMLER?

Ülkemizi örümcek ağı gibi saran yerli görünüp yabancıların eline geçen üretim yerlerinde söz sahibi olan yabancı üreticiler var…

Her yıl çeşitli bahanelerle topraklarımıza bir şekilde el atan yabancıların, oyunlarıyla tarım günden güne felç haline getirilmektedir. Üreten çiftçilere de kısır (hibrit) tek kullanımlık tohumlarla sürekli tohum almaya zorlanmaktadır. Bunun nedeni ata tohumculuğu bitirip, dışa bağımlı bir toplumun tohumlarını, oyunlarıyla adım adım işlemeye çalışmaktır. Anadolu köylüsü ise günden güne artan maliyetlere rağmen ata (yerli) tohumu yok ettirmemek için, birbirleriyle değişim yaparak çoğaltmaya ve yaşatmaya çalışmaktadır.

Yerli tohumda yetişen meyve ve sebzelerin tadı, ithalle getirilenlerden çok daha iyi olduğu söylenmektedir… Öyleyse kendi tohumumuza her şeye, herkese rağmen sahip çıkalım. 18 bin çeşit tohumuyla zengin olan Anadolu topraklarını kısırlaştırmayalım.

Toprağımızın kısırlaşması, bağımlı ve yabancılara ekonomik olarak tutsak olmamıza yol açar. Toprağımıza, tohumumuza sahip çıkalım. Çıkmazsak, bugünümüzün hatalarını gelecek kuşaklar öder. Onlarda bizim çocuklarımız, torunlarımızdır. Onlara karanlık bir gelecek bırakmamak için ATA tohumlarımıza sahip çıkıp çoğaltmalıyız.

Vatanını, toprağını, insanını seven her bireyin boynunun borcudur; toprağına ve tohumuna sahip çıkmak.

Ata tohumdan yetişen ürünleri satın alalım. Yaşatalım…

Yarınımızı kurtarmak için yerli ve milli ATA tohumlarımıza sahip çıkalım.

Geleceğimiz aydınlık olsun, toprağımız verimli olsun istiyorsak, kendi tohumlarımıza sahip çıkalım.

Her şey; dimdik ayakta durabilen bir ülke olmak için, varlığımızı korumak için, yaşamak ve yaşatmak için…

1 Yorum

  1. Sayın yazar,bu işin bilimini okuyup tam içinde kamuda görev yapan biri olarak diyorum ki,israil tohumu,kısır tohum,yerli (ata) tohum gibi ifadeler bu işi bilmeyen kişilerin sayesinde şehir efsanesi oldu.Bu işin içinde olan ziraat mühendislerinden bilgi alırsanız daha doğru olur diye düşünüyom.1-İsrail tohumu denilen tohum hibrit tohum olup insan sağlığına herhangi bir zararı yoktur.Ülkemizde de hibrit tohum üretilmektedir.Verimlilik pazar,ihracat, kalite gibi faktörler sebebiyle dünya ile rekabet edebilmek için firmalar bu yönde çalışmaktadır.2-sertifikasız tohumların ticari değeri çok düşük olmakla beraber Türk tarımına faydası olmadığı gibi tarıma dayalı gıda sanayiinde de tercih edilmemektedir.Hububat tohumculuğunun %80 i yerli tohumlardan karşılanmaktadır.Firmalarımız ve Tigem gibi KİT ler yerli tohum işini yapmaktadır.Sadece Ayçiçeği ve mısır gibi tohumluklar büyük oranda yabancı şirketlerce ülkemizde üretilmekte.Yerli firmalarımızda bu gibi hibrit ürün tohumculuğunda rekabet edebilmek için çalışmaktadır.Ben bunları yazarken Türk tarımında herşey çok iyi demek istemiyorum.Daha çok yol katetmemiz gerekiyor.Saygılar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz