Yeni yılda beklentiler

0
47

İnsanlar yeni bir yıla girerken daima iyimser beklentiler içinde olurlar, sanki takvimde bir yaprak daha eksilip, yeni bir yıl başlayınca her şey sil baştan başlayıp, olumluya dönecekmiş gibi bir beklenti hakim olur kişilere.

Oysa ekonomi rasyonel gerçekler üzerine bina edilir, elbette beklentiler ekonomiyi olumlu yada olumsuz yönde etkilemektedir lakin bu etki temel koşulları değiştirebilme gücüne haiz bulunmamaktadır.

Beklentiler sadece olayın akışında etkili olur fakat olayın kendisini şekillendiremez…

- Reklam -

Bunu bir misal ile biraz daha açık ve net olarak anlatmaya çalışayım diyelim ki bir firmanız var ve beklentiniz satışların artacağı yönünde, oturup bekler ve gerekli olan eylemleri yerine getirmezseniz bu beklentiniz asla gerçekleşmez. Talep artışı olsa dahi siz hazırlıklı olup üretiminizi ve stoklarınızı yeterli seviyeye getirememişseniz , siz satışınızı arttıramazsınız.

Ülkeler içinde böyledir ekonomik beklentiler ancak ve ancak rasyonel gerçekler ile uyumluysa gerçekleşebilir.

Bir zamanlar Türkiye GSMH açısından en büyük ilk 10 ekonomi arasına girecek, ihracatımız 500 milyar doları aşacak propagandası yapılmaktaydı.

Ekonomide işler ne yazık ki salt propaganda ile yürümüyor siz eğer 500 milyar dolar ihracat kapasitesine sahip bir ekonomi inşa etmek istiyorsanız öncelikle yapmanız gereken işler vardır. Bu işlere biz yapısal reformlar diyoruz.

Türk ekonomisi kendi tüketimini bile karşılamaktan aciz bulunmaktadır, nerede kaldı ki 500 milyar dolar ihracat yapabilsin. Bu seviyede bir ihracat yapabilmek için öncelikle küresel ölçekte talep görebilecek mal ve hizmetler üretebilecek bir ekonomik yapı oluşturabilmek gerekmektedir. Bugün Türkiyenin küresel ölçekte talep gören, böyle tek bir ürünü yahut da markası bulunmamaktadır.

Türkiye’yi yönetenler nerede hata yaptıklarını neden Türkiye’nin bu üretim işinde başarılı olamadığını sorgulamalıdırlar.

Bana sorarlarsa söyleyeyim:

Birinci olarak Türkiye’nin ihracata konu olacak büyük miktarda petrol, gaz yahutda kömür gibi kıymetli doğal kaynakları bulunmamaktadır. Bu yüzden her ne ihraç edilecekse bunun üretilmesi gerekir. Bu miktarda bir ürünü geleneksel yöntemler ve el işi ile üretmenin mümkün olmadığı da aşikardır. Demek ki sınai üretimin geliştirilmesi önümüzdeki tek yoldur. Sınai üretimin geliştirilebilmesi için ise öncelikle teknoloji, tasarım ve organizasyon bilgisi sonra da sermaye bulunması gerekmektedir.

Teknolojik bilgi bilim ve bilimsel eğitim sayesinde, tasarım ise ancak sanat ve sanat eğitimi sayasinde geliştirilebilir. Demek ki bu iki disipline yönelik uzun vadeli yatırım yapmaz, gayret göstermez, sınai üretimin olmazsa olmazı bu koşulu yerine getirmezseniz, her ne yaparsanız yapın küresel ölçekte talep görecek, rekabet edebilecek boyutta bir sınai üretim yapamazsınız.

Geriye elinizde fason, taşeron sınai üretim seçeneği kalır ki ,ancak ucuz işgücü sömürüsüne dayanan bu iş tutma biçimi ile refah ve zenginlik yaratmak, 500 milyar dolarlık bir ihracat ölçeğine ulaşmak ve ilk 10 ekonomi arasında yer almak mümkün değildir.

Elbette ki eğitim oldukça uzun vadeli sonuç verebilecek bir politikadır, kısa vadede çözüm yada derde deva olmaz.

Diğer yandan sınai üretimin ihtiyaç duyduğu niteliklere sahip eğitimli insan yetiştirecek politikaları uygulayıp insan yetiştirebilseniz dahi eğer bu insanların yaşamaları ve üretmelerine uygun bir toplumsal iklim yaratamazsanız gene de sonuç alamazsınız. Yetiştirdiğiniz, yatırım yaptığınız insanlar toplumsal iklim uygun değilse göçer iklimin uygun olduğu ülkelere gider beyin göçü olgusu yaşanır ve sizde arkalarından baka kalırsınız.

Netice itibariyle ekonomik başarı ve kalkınma son derecede karmaşık politikaların, bir arada istikrar içinde, uzun süre sabırla yürütülmesi ile elde edilebilir.

Bu güne kadar Türkiye’de bu politikalar uygulanmadı umarım 2021 yılında bu tip politikalar uygulanmaya başlar.

Bu politikalar uygulanmaya başladığı andan itibaren elbette orta ve uzun vadede sonuç verecektir, lakin özellikle toplumsal iklimi sınai üretim için uygun hale getirecek işler yapıldığı anda ilk sonuçlar alınacaktır.

Dünyaya dağılmış, farklı ülkelerde yaşayan beyin göçü kapsamında başka ülkelere gitmiş oralarda çalışan, üreten niteikli insanlar anavatanlarına gelip burada üretmeye başlayacaklardır. Bu çok büyük bir avantajdır, ekonomiyi yönetenler vakit kaybetmeden bu avantajı değerlendirecek tedbirleri almaya başlamalıdırlar.

Umarım yeni yılda bu yola girildiğini görürüz, tüm okuyucularıma iyi yıllar diliyorum

- Reklam -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz