Yeni yıla ağır sofralarda mı girdik?

0
71

Pandemi nedeni ile yeni yıla çekirdek ailelerle ağır sofralarla girdik. Aile sofralarında geçirdiğimiz vakit kalp sağlığımıza ne gibi etkilerde bulunuyor? Doç. Dr. Sercan Okutucu gazetemize bu konuda açıklamalarda bulundu.

Esma ALTIN/ANKARA

Kalp ve damar sağlığının beslenme kültürü ile doğru orantılı olduğunu ifade eden Doç. Dr. Sercan Okutucu, ağır yemekler içeren sofralar hakkında ve gündemde olan Korona Virüs aşısının kalp sağlığına etkisi hakkında açıklamalarda bulundu. Okutucu: “Tüm insanlar sağlıklı bir beslenme tarzı geliştirmeli ve bunu hayat boyu devam ettirmelidirler.” dedi.

‘7 KAT ARTTIĞI BİLİNMEKTEDİR’

Alkol ve sigara kullanımının kalp sağlığına zararına vurgu yapan Okutucu, ağır sofraların da insan sağlığına zararlı olduğunu ifade etti. Okutucu: “Öncelikle Covid-19 salgınında büyük bir özveriyle çalışan sağlık çalışanları başta olmak üzere tüm halkımızın yeni yılını en içten dileklerimle kutlar, 2021 yılının ülkemiz ve tüm insanlık için öncelikle sağlık, mutluluk, huzur ve başarı getirmesini dilerim. Sağlıklı beslenmek kalp damar hastalıklarını önlemenin en etkili yollarından biridir. Başta kalp damar hastalığı, kalp yetmezliği, hipertansiyon, diyabet ve kolesterol yüksekliği olanlar olmak üzere tüm insanlar sağlıklı bir beslenme tarzı geliştirmeli ve bunu hayat boyu devam ettirmelidirler. Yılbaşı, bayram ve özel günlerde yapılan kutlama sofralarında alınan kalori o öğündeki ihtiyacın 2-3 katı üzerine çıkmaktadır. Bazen bu günlük ihtiyacın yaklaşık 2-3 katı olan 5 bin kaloriyi bulabilmektedir. Buna bir de aşırı miktarda alkol eklendiğinde tehlikenin boyutları daha da büyüyebilir. Kalp krizi açısından riskli hastaların, ağır yemekler sonrası kalp krizi risklerinin 7 kat artığı bilinmektedir. Ağır yemek ve özellikle de alkol tüketimi çeşitli ritim bozukluklarını tetikleyebilir. Ayrıca bu tarz ağır yemeklerde alınan tüketilen tuz kan basıncında aşırı yükselmelere yol açarak beyin kanaması, felç ve kalp krizi riskini artırabilmektedir.” dedi.

‘MUTASYON VİRÜSÜN BULAŞICILIĞINDA DEĞİŞKENLİK GÖSTEREBİLİR’

Korona Virüsün mutasyona uğramasının kalp sağlığına etkisine vurgu yapan Okutucu sözlerine şöyle devam etti; “Korona Virüs bir RNA virüsü ve çoğalırken bazen hatalı çoğalabiliyor. Hatalı çoğaldığı zaman orijinal virüsten çok az farklı bir yapı ve dolayısıyla bir özellik kazanabiliyor veya tam tersine kaybedebiliyor. Bu bazen bağışıklık sisteminin etkisiyle, bazen virüse karşı kullanılan ilaçlara ya da plazmaya tepki olarak da virüs tarafından meydana getirilebiliyor. Virüsün genetik yapısında meydana gelen bu değişikliklere mutasyon ismi veriyoruz. Bazen bir mutasyon virüsün bulaşıcılığını, hasar verici etkisini azaltabileceği gibi bazen de tersine daha bulaştırıcı hale getirebilir. Yeni saptanan mutasyonlu olgularda bulaştırıcılığın yüzde 70 arttığı şimdilik sadece bir modelleme sonucu elde edilen bilgi. Daha şiddetli bir hastalık ya da kalpte daha fazla zarar oluşturduğuna ilişkin bir veri bulunmamaktadır.”

‘BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ BASKILAR’

Alkol ve sigara kullanımının kalp ve damar hastalıklarına davetiye çıkardığını, pandemi döneminde de bu grubun daha riskli olarak tanımlandığını belirten Okutucu şunları aktardı; “Sigara içmek kalp damar hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları ve kanser gibi hastalıklar için en önemli risk faktörlerinden biridir. Ayrıca sigara kullanımı kanın oksijen taşıma kapasitesini düşürerek ve damar yapısını bozarak vücuttaki tüm organ ve dokulara zarar verir. Sigara kullanımı kalp damar hastalığını hızlandırırken, kan basıncı düzensizliklerine, kalp krizlerine, beyin ve bacak damarlarında tıkanıklıklara, ciddi ritim bozukluklarına ve ani ölüme neden olabilir. Tütün, elektronik sigara, nargile ve ısıtılmış tütün ürünlerinin genel vücut sağlığına ve tüm organlarımızın fonksiyonlarına olumsuz etkileri olduğunu hepimiz biliyoruz. Tütün dumanı ve elektronik sigaralarda solunan duman, bağışıklık sistemini baskılar. Ayrıca duman akciğerde öksürük refleksini engelleyerek, ciddi enfeksiyonlara yol açabilen virüs ve bakterilerin solunum yolları ve akciğerde tutunmasını kolaylaştırır. Bu nedenle Korona Virüse karşı alınacak önlemlerin başında tütün ürünleri ve elektronik sigara kullanımına son vermek gelir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre sigara içenlerin Korona Virüs enfeksiyonu kapma riski daha yüksektir. Ayrıca, sigara içme eylemi, ellerin dudaklar ile temasta olması demek bu da virüsün elden ağza taşınması olasılığını yükseltir. Ayrıca sigarayı içmek için sık sık maskeyi çıkartma gereksinimi de duyulacaktır. Bu da korunmayı daha da etkisizleştirecektir.”

Dengenin çok önemli olduğuna dikkat çeken Okutucu, alkolün hem kalbe hem de pandemi döneminde insan sağlığına daha çok zararının olduğunu dile getirdi. Okutucu: “Alkolle ilgili durum biraz daha farklı. Alkol içmiyorsanız kesinlikle başlamayın. Alkollü içkilerin az içildiği takdirde kalp sağlığına yararlı olabileceğine ait bulgular var. Ancak denge çok önemlidir. Alkolün miktarı bir iki kadehi geçince tehlike çanları çalar. Üstelik arada sırada ama çok içilen alkol de kalbin düşmanıdır. Özellikle yılbaşı gecesi gibi özel zamanlarda ya da hafta sonunda yoğun miktarda tüketenler tehlikededir. Kalp damar hastalığı olanlarda yoğun alkol tüketimi kalp krizini tetikleyebilir, kalpte ritim bozukluğuna sebep olabilir. Yüksek tansiyon, günde 2 kadehten fazla içki içenlerde içmeyenlere göre 2 kat daha fazla görülür. Hipertansiyon, kalp ritim bozuklukları ve kalp yetmezliği olan hastaların kesinlikle alkol tüketmemesi gerekir. Sık ve fazla miktarda tüketilen alkolün bazı kişilerde kalp kasına doğrudan olumsuz etkisi vardır. Kalp büyümesiyle beraber kalp yetmezliğine sebep olur. Bu hastalarda alkol bırakıldığında kalp yetmezliği tamamen düzelebilir. Yine özellikle bir seferde fazla miktarda 4-5 kadeh içki içilmesi; atriyal fibrilasyon dediğimiz ritim bozukluğunun gelişme riskini ve felç riskini artırır.

Son dönemlerde Korona Virüsten korunmak için alkol tükettiklerini iddia eden insanların sayısı arttı. Bunun yanı sıra, karantina kuralları nedeniyle evde kalan insanlar alkol kullanımına yöneldi. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, alkolün Korona Virüse karşı hiçbir faydası olmadığını, hatta dünya çapında 3 milyon insanın alkol nedeniyle hayatını kaybettiğini belirtmektedir. Alkol tüketimi, bir kişiyi Korona Virüse karşı daha savunmasız duruma getirebilecek bir dizi bulaşıcı ve bulaşıcı olmayan hastalık ve zihinsel sağlık bozukluğu yaratabilir. Bu nedenle, insanlar her zaman ve özellikle pandemi sırasında alkol tüketimini en aza indirmeli.” dedi.

AŞI VE KALP HASTALIKLARI

Son günlerde Korona Virüs aşısının bazı hastalıklara karşı yan etkisinin olabileceği iddia ediliyor. Bu konu hakkında da açıklamalarda bulunan Okutucu şunlara vurgu yaptı; “Korona Virüs salgını tüm dünyayı etkilemeye devam ediyor. Bugün itibariyle Dünya genelinde vaka sayısı 90 milyona yaklaştı ve virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 2 milyon civarındadır. Virüsün şimdiye kadar ne kadar çok insanı hastalandırdığını ve ölümüne neden olduğunu gördük. Maalesef tedavi için elimizde çok çok etkili ilaçlar da yok. O nedenle sadece kendimiz için değil, riskli yakınlarımız için bile aşı olarak, hiç hastalanmamak ve bulaştırmamak şu an için en iyi seçenek. Eldeki verilere göre ve insanlar üzerinde yapılan denemelerde aşının kalp krizi ya da diğer kalp hastalıklarını artırdığında ilişkin herhangi bir veri bulunmamaktadır.”

Kalp ve damar rahatsızlığı olan hastaların aşı olup olmaması hakkında bilgiler veren Okutucu sözlerine şöyle devam etti; “Korona Virüs enfeksiyonu kalp hastalığı olan kişilerde daha ağır ve ölümcül seyreder. Kalp hastalığı olan kişilerde Korona Virüs damar içi iltihap sürecini arttırarak damar içi pıhtı oluşması, yeni kalp krizlerini tetiklemesi gibi yollarla ölümlere neden olabilir. Buna ek olarak Covid-19 önceden kalp hastalığı olmayan kişilerde de, kalp damarlarının içinde iltihabi süreç veya kalp kaslarında iltihabi süreç olan miyokardit dediğimiz hastalıkları tetiklemek yoluyla da kalp hastalığına neden olabilir. Önemli bir miktar olguda da çeşitli ritim bozuklukları gözlenebilir. Kalp damar rahatsızlığı olanların Korona Virüs enfeksiyonu açısından riskli olduğunu biliyoruz. Bu nedenle kalp damar hastalığı olanların öncelikli olarak aşı olması gerekmektedir. Buna kalp yetmezliği olan, ritim bozukluğu olanlar, kapak hastalıkları olanlar, doğuştan kalp hastalıkları olanlar, kalp hastalıkları nedeniyle ilaç kullananlar ve kalp pili bulunan hastalar da dahildir.”

Endotel bozukluğu olan hastaların Korona Virüse yakalanması durumunda hastalığın daha şiddetli bir seyir gösterebileceğini ifade eden Okutucu; “İnsan vücudunda yaklaşık yüz bin kilometre yani dünyanın çevresini 2 kez dolanacak uzunlukta yaygın bir damar sistemi bulunur. Bu damar sisteminin iç yüzeyini oluşturan endotel hücreleri adı verilen hücreler ise damarları koruyan, kanın pıhtılaşmasını önleyen ve bağışıklık sistemini destekleyen özel yapılardır. Normalde sağlıklı endotel hücreleri kanın akışkanlığını sağlayacak şekilde davranır. Salgıladıkları kan sulandırıcı maddelerle damarları korurlar. Fakat endotel hücrelerinde hasar oluştuğu durumlarda bu koruyucu etki ortadan kalkar. Kalp hastalıkları, hipertansiyon, yüksek kolesterol, diyabet ve sigara kullanımı gibi faktörler endotel hücrelerinin sağlığını bozar. Endotel işlevleri bozuk olan ve Korona Virüs enfeksiyonu geçiren kişilerde gerek hastalığın şiddeti gerekse ölüm oranları daha yüksektir.” diyerek açılamalarını tamamladı.