Ana Sayfa Yazarlar Yeni devlet, hükumet ve değişim

Yeni devlet, hükumet ve değişim

-

“Devlet ebed müddettir” ne demek diye sordu üniversitedeki yeğenim. Sanırım lisede sınavlara hazırlanmaktan ve akvaryum ortamında bulunmaktan siyasi konulara hiç girememişti. Şimdi her duyduğunu merak ediyor soruyor. Geçenlerde de federalizmi sormuştu.

Yeğenime devletle, hükumetin farkını anlattım. Devletin devamlılığının esas olduğunu, hükumetlerin ise geçici olduklarını izah ettim. Türk devlet geleneğinde devletin temsilcisinin hakan, padişah, cumhurbaşkanı, icranın yani hükumetin temsilcisinin ise veziriazam, sadrazam, başbakan olduğunu açıklamaya çalıştım. Sorması gereken soruyu tam yerinde sordu; “Amca, Madem öyle neden Başbakan yok artık, yani hükumet yok mu bundan sonra?”

Gelin cevap verin. Ben başbakanlığın neden kalktığının gerekçesini açıklayabilen tek bir kişiye rastlamadım. Halbuki bu soruyu son Başbakan Binali Yıldırım’a da, ilk Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a da sormuştum. Herkes aslında cevabı biliyor ama bilmezlikten geliyor. Binlerce yıllık Türk devlet geleneğinin ana unsurlarından Başbakanlık, Erdoğan’ın tek adam yönetiminin tesisi için kaldırıldı. İlk defa olarak devleti ve hükumeti temsil eden kişilerin aynı kişide birleştiğini yaşıyoruz; Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükumet Erdoğan, başbakan Erdoğan…

Bu istisnai sistem devam edebilir mi, özellikle Erdoğan sonrası devam edebilir mi?

Zor görünüyor… Devlet, geleneğini yitirerek, hem devletin temsili ile ilgili fonksiyonlarını hem de hükumetin yani başbakanın icracılık işlevini artık tek adamda birleştirmiştir. Padişahlık, hakanlık dönemlerinde dahi olmayan bu durum Türkiye açısından büyük bir zaaftır. Zaafiyetin ilk örneği ise Rahip Brunson olayında devletin sembolü Cumhurbaşkanının çıkıp “Bu fani bu koltukta oturduğu müddetçe o Rahip dışarı çıkamaz” dedikten sonra Rahibin bekleyen ABD askeri uçağına binip gitmesi olmuştur. Maalesef bu olayda sorumlu icracı ve sonuçta geçici bir hükumet değil, devlettir. Zaaf, sadece hükumetin değil aynı zamanda devletin acizliği olarak ortaya çıkmıştır… Gerçekten adına “Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi” denilen bu yeni devlet sistemimiz bir yığın sakınca barındırıyor ve ilk bütçe görüşmelerinde bu sakıncalar net olarak ortaya çıktı. En azından benim açımdan net.


Tarihimizin en merkezileşmiş dönemini yaşıyoruz. Osmanlı’da bile İstanbul yetkilerini Anadolu, Rumeli Beylerbeyleri ve eyalet valileri ile taşraya dağıtırdı. Şimdi tüm yetkiler Ankara’da ve Saray’da. Yıllarca adem-i merkeziyet dedik ama en katı merkezi yapıyı kurduk. Hatta nedense Saray’ın yetkileri yetmiyor geçen hafta Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçen torba kanununda Cumhurbaşkanı’na belediyelerle ilgili ilave bazı finansal yetkiler bile tanıdık.
Devlet sistemimizde ki tek sorun aşırı merkezileşmiş bir yapının ortaya çıkması değildir.


*Bakanlıklarda idarenin başı ve sorumlusu olan müsteşarlık makamının kalkması ile de hukuken idari ve siyasi sorumluluk hatları belirsizleşmiştir.


*Bakanlar kurulunun kalkması ile kabine içerisinde koordinasyon eksikliği baş göstermiştir.
*Bakanlar seçimle gelmedikleri, atandıkları için siyasi iradeleri yoktur.

  • Bakanlar halka karşı değil, cumhurbaşkanına karşı sorumludurlar.
  • Bakanlık sayısı azalmış ancak cumhurbaşkanlığı içerisinde başkanlık, ofis ve kurullar oluşturularak yetki ve sorumluluk karmaşası yaratılmıştır.
    *Yasama süreci erkler ayrılığı ilkesi yanlış yorumlandığından muvazaalı hale getirilmiştir.
    *Devlet gelenekleri, devlet hafızası önemli ölçüde yitirilmiş, devlet aklı zaafa uğramıştır.
    Tüm bunları üniversite öğrencisi yeğenime anlatırken fark ettim ki sadece üniversite öğrencileri değil anlattıklarımı kamu hukuku okumayan, devlet tecrübesi olmayan birikimli kişiler de anlayamaz. Çünkü, bu konu ayrı bir uzmanlık gerektiriyor.
    Üzüldüm. Zira yeni devlet sistemi oluşturulurken konunun uzmanı hiç kimseye sorulmamış, üniversitelerden görüş alınmamıştı.
    Bu durumun ne derin sorunlara yol açabileceğini düşünebiliyor musunuz?
    Peki, bu yapı sizce nereye doğru evrilir?

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Bülent Kuşoğlu
Bülent Kuşoğluhttps://sonsoz.com.tr
7 Ocak 1958'de Erzurum'da doğdu. Yeminli Mali Müşavir, Maliyeci, Ekonomist; Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdi. Ulusal ve çeşitli internet gazetelerinde köşe yazıları yayımlandı. Çok iyi düzeyde İngilizce biliyor. 24.-25.-26. Dönemde Ankara Milletvekili seçildi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesidir.

Bu Haberler Kaçmaz!

Ay dede hastalığına dikkat

Yüz ve göbek çevresinde yağlanma ile kendisini gösteren ve vücudun fazla kortizona maruz kalmasıyla ortaya çıkan Cushing Sendromu halk arasında ‘Ay dede’ sendromu olarak da biliniyor.