Yeni BM kurulsun, şimdiki çöpe!

79

Birleşmiş milletlerin Kudüs’le ilgili Amerika’nın aldığı, “Kudüs’ü, İsrail’in başkenti olarak tanıması” kararını reddetmesi, Yahudi şapkalı Trump’ı sinirlendirdi.

(Bunu ben demiyorum, ağlama duvarının önünde, kafasında Yahudilerin dini takkesi Kipa ile elini duvara dayayarak dua ederken çekilen ve dünyanın her yerinde yayınlanan fotoğrafları söylüyor).
Kalben veya bilmediğimiz bir yerden Yahudi olan (Yahudi olmak ayıp değil, taraf olmak ayıp ve yanlıştır) ABD başkanı Trump derhal, “Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararını reddeden tasarıyı” Birleşmiş Milletler Güvenlik konseyinde veto etti.
Yani onlarca Avrupa ülkesi, dünyanın toplumlar dengesi için önemli bir karar aldığı halde, hiç bir adım atamadı ve bir ülkeye, Amerika’ya yenik düştü.
Avrupa dışındaki ülkeleri saymasak bile kökeninde Amerika’yı oluşturan Avrupalı insanlar, bu savaşta masa başında Amerika’ya yenilmiş oluyor.
Bu bir savaş mı, evet; bir anlamda doğru ile yanlışın savaşıdır ve maalesef masa başında kaybedilmiştir.

İşte bu durumda, artık, Birleşmiş Milletlerin ne kadar işlevsel olduğunu ciddi ciddi oturup düşünmek gerekiyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konudaki sözleri hiç te boş değil aslında. “Dünya beşten ibaret değildir” derken Birleşmiş Milletlerdeki veto hakkına sahip, üye beş ülkeden bahsediyordu ve dünyanın tümüne karşı bunlardan sadece bir tanesinin, çoğunluk tarafından alınan önemli kararları reddetmesinin adil olmadığını anlatıyordu.

Her şeye karşı olabiliriz ama bu söze karşı olmayız ve yıllardır da bilinen ama nedense hiç dillendirilmeyen büyük bir sorundur bu. Diğer üye ülkeleri baktığım zaman koca bir devekuşu poposu görüyorum, çıkmaz sokakta kafasını kuma gömen.
Böylesine büyük bir sorunu bugüne kadar, hatta bugün dâhil, nasıl görmezden gelip masaya yatırmıyorlar anlamak mümkün değil. Bir an önce birleşmiş milletler lâv edilip yerine, oy hakkı adaletle dağıtılmış yeni ve gerçek bir “Birleşmiş Milletler” kurulmalı.
Bu yapılamıyorsa eğer, çözümden ve barıştan artık hiç söz edilmemeli.

ALMANYA’DAN TEMKİNLİ AÇIKLAMA

Türkiye’de sekiz aydan beri tutuklu bulunan Alman vatandaşı Meşale Tolu Ve yargılanan diğer sanıkların adli kontrol şartıyla tahliye edilmesi Berlin’de memnuniyetle karşılandı.
Almanya Başbakanı Angela Merkel, mahkemenin kararını “Bu (Tolu’nun) serbest bırakıldığı gerçeği açısından bakıldığında çok iyi bir haber” diye değerlendirdi. Ancak tam olarak iyi bir haber sayılmadığını, çünkü Tolu’nun, henüz ülkeyi terk etmesine izin verilmediğini de vurguladı. Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert’in “Türkiye’de tutuklu bulunan bütün Alman vatandaşlarının serbest bırakılması için elimizden geleni yapıyoruz” açıklaması da gayet ılımlıydı.
Bana göre lafını esirgemeyen doğrucu Davut, Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel de kararın açıklanmasının ardından yazılı açıklama yaptı ve kararı memnuniyetle karşılıyoruz dedi.

Yine muhtelif temkinli açıklamaların arasında Türkiye’ye en sivri dille yaklaşan kraldan çok kralcı bazı Türk milletvekillerinin açıklamaları gereksiz kışkırtıcılıkla doluydu. Mesela Cem Özdemir her zamanki gibi bardağın dolusuna değil, boşuna bakmayı tercih ederek yine Türkiye’yi suçlamaya devam etti. Oysa tecrübeli Merkel ülkede bana göre birinci derecede söz sahibi iken, ortalığı karıştırmayın cümleler kurmaya gayret ediyor.
Zaten hep diyorum, “Türk’ün, Türk’ten başka dostu yoktur” mu, “Türk’ün, Türk’ten başka düşmanı yoktur” mu?
Hiç kızmadan beş dakika oturup düşünün, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız eminim.
Türklerin dünyanın neresinde güçlü bir lobi veya diaspora sahibi olduğunu bana buradan yazabilirseniz ben de öğrenmiş olurum.