Yazık Ettik Biz Bize!!!

0
189

Hani bir zamanlar vardı ya; anlatırken gözlerimizin sabit bir noktada donduğu deriin bir iç çekerek yüzümüzde hafif bir tebessümle özlem dolu bakışlar eşliğinde bahsettiğimiz…


Belki zor şartlarda belki çok çetin mücadeleler içerisinde de geçse de hayat bir o kadarda huzurun samimiyetin dostluğun komşuluğun arkadaşlığın hüküm sürdüğü ,yediğimiz içtiğimiz şeyler gibi insanlarında katkısız ve doğal olduğu zamanlar…
Utanmanın masumiyetin sevdaların filmlerden öğrenilmediği,yaşandığı tertemiz insanların cömert yüreklerin zamanları..
Bakkalda tek tek satılan finger bisküvilerin nişastalı lokumların gofretlerin eşsiz lezzetli olduğu yıllar…
Evinde yemeye konacak malzemenin yokluğunda hiç telaş etmeyip komşudan istenebildiği ne pişirdiyse komşusuna da düşürdüğü,komşuya çocuk emanet edilerek hastaneye postaneye gidilebildiği,mahallede top oynayan tüm çocukların komşu teyzelerce doyurulduğu,akşama müsaitlerse oturmaya gitmek için çocukların ulak olarak kullanıldığı,kuzine sobada kestane veya petibör bisküvilerin en alâ ikramlıklar sayıldığı çayların demli ,gözlerin hafif nemli ,insanların gamlı ama inadına samimi inadına huzurlu olduğu yıllar..

Sıcak dostlukların kırk yıllık hatırlarıyla kahve telvelerinden filizlenerek kalplere yerleştiği kocamann aileler gibi mahallelerin zamanları..
Sivaslı olarak şahsımın da çocukluğumda ve halihazırda da meskun olduğu ve tüm güzelliklerin adeta örneklem grubu sayılabilecek Çavuşbaşı mahallesini de burada anmadan geçmek herhalde abesle iştigal olurdu☺️
Neredenn nereye geldik düşünüyorum da değerli okurlar;şimdilerde bilmem kaç kamerayla donattığımız sitelerde hala birbirimize güven sorunu yaşıyorken mahalledeki komşu teyzelerimiz ne kamerayı ne güvenlikleri aratırdı bize!!!
İnsanların birbirlerine yabancılaştığı hatta daha da ileri giderek birbirinden korktuğu şu zamanlarda sanal ortamlarda aranan sıcaklıkların sohbetlerin arkadaşlıkların yegane yeriydi mahalleler..


Ninelerin dedelerin evlerin baş köşesinde oturtulduğu onların hayat tecrübeleriyle nesillerin yetiştiği dedem derdi ki diye başlayan tecrübe dolu ders dolu cümlelerimizin özneleri vardı o zamanlar şimdilerde onların yerinde bilmem kaç ekranlı lcd ,led ekran televizyonlar kurulmuş onlar nesiller yetiştirmekte ; bencil ukala sadist ve değerleri olmayan…
Oyun hamuruyla büyüyen ağaca tırmanmayı çimlerde top oynamayı toprakla çamurla uğraşmayı bilmeden büyüyen çocuklar ve psikologlarda çocuğunun garip hallerine çare bulmaya çalışan ebeveynler var artık “neyi eksik ki oysa her şeyi var çocuğumun “soruları dillerinde ?
Kocaman yalnızlıklar içerisinde yaşadığımız şehirlerde artık ne mahalle ne komşuluk ne aile ne büyük küçük ne dostluk ne güven ne birliktelik ne de bin bereket kaldı!!!
Bizler mahalle fırınlarımızı ,mantislerimizi ,kuzine sobalarımızı ,sokakta birlikte kurulan turşularımızı, konservelerimizi, yeşilimizi ,doğamızı ,geçmişimizi ,çocukluğumuzu ,sözümüzü sohbetimizi, kısacası özümüzü kaybettik teknolojiyle beraber,oysa teknoloji tüm bunlara engel olmamalıydı sahip çıkmalıydık evimize komşumuza mahallelimize geleneğimize kültürümüze!!!
Yazık ettik bize!!!
Kışlar yine uzun sürmekteyse insanlar neden eskisi gibi tutkun olmasındı ki oysa…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz