80’ini aşmış bir dostla uzun bir telefon konuşması yaptım dün.

Söyledikleri yürek burkucuydu.

Sizinle paylaşmak istedim:

-Televizyonda, virüse yakalanınca kurtuluşu en zor grubun benim yaştakiler olduğunu duyunca çok üzülüyor, hemen kanal değiştiriyorum.

-Bu dönemde ölürsem cenazeme korkudan pek gelen olmaz. Tabutu taşıyacak dört kişi bulunur mu acaba?

-Ölmek bir şey değil de köpeğim Oscar ne yapacak?

-Sabahları Oscar’ı gezdiren genç salgın korkusundan işi bıraktı. Ona verdiğim ücretin iki misline yeni bir gençle anlaştım. İnşallah bu da bırakmaz.

-Kapıcıyla ne zaman karşılaşsam, “Amca, virüsten en çok yaşlılar ölüyormuş” diyor. Buyurun işte. Adam kapıcı değil yürüyen doping ilacı!

-Dün benden yaşlı dostları arayıp hal hatır sormak için telefonuma baktım. Heyhat! Bir kişi bile yok benden yaşlı.

-Ara sıra bizim kulübe gidip dostlarla kahkahalar arasında tavla partisi yapıyordum. Mecburen erteledik. Benim için Süper Lig ve hatta Premier Lig’in ertelenmesinden bile daha vahim bir şey bu.

-Virüsün kıyımını sağ atlatırsam online ödemeyi öğreneceğim. Telefon, elektrik, su, doğalgaz faturalarını yatırtmak büyük sorun oluyor.

-İspanya’da olmadığıma dua ediyorum. Orada hastalardan 80 yaşındakilerin solunum cihazını alıp 50’li yaşlardaki takıyorlarmış. Yani benim yaştakiler göz göre göre ölüme terk ediliyormuş.

-Yalnızlık hiç bu kadar koymamıştı bana… Ne diyelim, kaderde bu da varmış!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz