Devamlı olarak bağımsız ve tarafsız bir yargı erkinin sağlıklı bir ekonomik sistemin direği olduğunu söylemekteyim.

Bir toplumda hem kamu, hem hane halkı ve hem de firmalar ekonomik faaliyetlerde bulunur, doğal olarak bu ekonomik faaliyetler sırasında taraflar arasında ortaya bir çok anlaşmazlık da çıkar. Alacak verecek sorunlarından, hak ve patent ihlallerine, çalışma hayatı ile ilgili sorunlardan, çevre koruma sorunlarına ve hatta ulusal güvenlik konularını ilgilendiren hususlara kadar bir çok konu yargının önüne gelir, mahkemelerde çözüm bulur.

Anlaşmazlığın tarafları da çok karmaşık olabilir, kamu vatandaş ile, vatandaş vatandaş ile, yada vatandaş şirketler yada şirketler kamu ile ekonomik konularda anlaşmazlığa düşebilir.

Tarafların hepsinin ekonomik konularda bir anlaşmazlık ortaya çıktığı zaman yargının tarafsız ve bağımsız olacağı, hızlı ve adil bir karar vereceği konusunda emin olduğu durumlarda ekonomilerde güven artar, iş yapma hevesi ve risk alma iştahı yükselir. Yargı nın tarafsızlığı bağımsızlığı ve adaleti konusunda tereddütlerin olduğu ekonomik ortamlarda ise insanlar asla yatırım ve iş yapmak istemezler.

Kim parasını, servetini, yatırımını ve hatta canını riske atıp da hakkının hukukunun korunmayacağına inandığı bir sistemde ekonomik bir faaliyette bulunmak ister ki?

Konu sırf para da değil mesela bir icat yada tasarım yaptınız eğer bu icat ve tasarım üzerindeki hakkınız, hukukunuz, ekonomik menfaatleriniz etkin bir şekilde korunmuyorsa   icat yada tasarım yapmak için uğraşırmısınız?

Emeğinizi bilginizi koyup çalışıyorsunuz sistem sizin hukukunuzu koruyamıyor, emeğinizin karşılığını almanıza izin vermiyorsa içinizden çalışmak gelir mi?

Paranız var, yatırım yaptınız, bir mal yada hizmet ürettiniz, kapınızda mafyatik tipler bitip sizden haraç istiyorsa ve yargı bunlara karşı sizi koruyamıyorsa biran evvel o ekonomik sistemden çıkmaya, emniyette olacağınız topraklara gitmeye çalışmaz mısınız?

İhaleye girip hakkı ile iş almaya çalışacaksınız, lakin siyasiler, bürokratlar ve müteahhtler arasında rüşvet çarkı kurulmuş, yargıda bu çarkı kıramıyor siz o ekonomide ihale alabilir misiniz?

Yargı sistemi yolsuzluğu, hırsızlığı, rüşveti ve organize suçları öneyemiyorsa orada iş yapılır mı?

Sokaklarda korsan kitapların, kasetlerin, pazarlarda taklit ürünlerin ulu orta satıldığı, yargının bunu önleyemediği bir ekonomide, kim ürün geliştirir ve tasarım yapar?

Bir ulusal ekonomide en büyük oyuncu devlettir, devlet sadece ekonomik bir oyuncu değil aynı zamanda silahlı gücünde sahibidir para basma, vergi salma, kanun yapma gibi edimleri de devleti yönetenler kontrol eder.

Eğer yargı erki devleti yöneten, hükumet eden güçten bağımsız değilse, tarafsız hareket edemiyorsa; vatandaş ve özel firmalar ile devlet yada devlet firmaları arasında bir sorun çıktığında devletin kayırılacağı, vatandaşın yada firmaların hakkının yeterince korunmayacağı endişesi ortaya çıkar. Böyle bir endişenin ortaya çıktığı ekonomilerde vatandaş ve özel şirketler ekonomik faaliyetlerde bulunmak istemezler.

Ülkemizde çok büyük bir güçler ayrılığı, denge ve denetleme sorunu bulunmaktadır. Yürütme çok güçlüdür, hem yasama ve hem de yargı yürütmenin etkisi altındadır. Yürütmenin başı, aynı zamanda parlamento çoğunluğunun da başındadır ve yargı mensupları ile yargı mensuplarının özlük haklarının belirlenmesinde de çok büyük söz sahibidir. Bu durumda yürütmenin başının dilediği yasal düzenlemeyi yapabilmesi ve bu yasal düzenlemeyi yargı sisteminde dilediği gibi yorumlatıp, uygulatabilmesi mümkün olmaktadır.

Yürütmenin bu kadar güçlü ve denetimsiz olduğu bir ekonomik ortamda vatandaşların ve yerli, yabancı özel firmaların haklarının tam manası ile korunabileceğine, adil ve hızlı bir karar alınabileceğine güvenmeleri ne kadar mümkündür?

Bu güvensizlik ortamında bir de yürütmenin Baroları da kontrol altına alma çabası güven bunalımını daha da arttırmaz mı?

Malum yargıda hakimler, savcılar ve savunma üç farklı görevi yerine getirir, yürütme hakimler ve savcılar üzerinde zaten büyük güç ve otorite sahibiyken, yargı erkinin geriye kalan tek bağımsız unsurunun da bağımsızlığını zedeleyecek bir siyasetin anlamı nedir?

Yarın öbür gün çoklu baro sistemi tesis edilirse iktidara yakın Barolara kayıtlı avukatların mahkemelerde hüsnükabul gördüğü, işlerinin kolaya bağlandığı, iltimas geçildiği dedikoduları yayılmaz mı? Bu tip dedikodular yargıya olan güveni zedelemez mi?

Türkiye olarak eğer ekonomimizi güçlendirmek istiyorsak ilk yapmamız gereken iş güven katsayımızı yükseltmektir! Bu iş de lafla olmaz; önce güçler ayrılığını tesis etmemiz, denge ve denetleme mekanizmalarını kurmamız, özellikle de yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlamamız gerekmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz