Yanlış zamanlı tanıtım günleri

0
187
- Reklam -

Memleketin dünya âlem görüntüsü bozulunca yeni bir tanıtım kampanyası başlatılacakmış. Kampanyanın başlığı ‘Türkiye’nin dostları Türkiye’yi anlatıyor”. Kimler anlatacak derseniz Türkiye’de faaliyet gösteren 15 uluslar arası şirketin bizdeki yöneticileri.

Kampanya sloganı “Türkiye’ye güven, inan, kazan”, hedef ülkeler olarak da Almanya, ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) seçilmiş.
Amaç, Türkiye’nin olumsuz görüntüsünü tersine çevirmekse bu günler uygun mu? Şüphesiz böyle bir çalışma aylar öncesinde başlamıştır. Mart ayı sonunda da düğmeye basarız denilmiştir. Ama zamanlamaya bakın. Eğer iletişim çalışmasında konu bir ülke ise bundan daha bir kötü bir zaman dilim olamazdı.

Kampanyaya konu olan ülke bakalım. Birisi dışında (BAE) seçilen hedef ülkelerle gün aşırı kapışan, hem içte hem dışta ekonomik ve siyasî kaygıları, diplomatik çıkmazları, olumsuz makro ekonomik göstergeleri, sabah akşam değeri zıplayan bir parası olan, tüm yapısal taşları ve değerleri oynayan bir ülkeden bahsediyoruz. Bu ülke artık şiş kebap rakı yerine “Suriyeli çobanlarla”, Avrupa’ya “faşist Nazi, haçlı kafası” nidaları ile seslenenlerle anılıyor. Şimdi kalkıp bu görüntü “bu ülke iyidir, hoştur, gerisi boştur” mesajıyla terinse çevrilmeye çalışılıyor.

- Reklam -

Kampanyaya katılan, bir anlamda Türkiye’ye referans olan firmalara bakıyorsunuz, bir banka ve cep telefonu şirketi dışında hepsi 2002 yılından önce Türkiye’ye gelmişler. 1960’lı yıllardan buyana Türkiye’de olanlar bile var. Son 15 yılda memlekete gelen başkaları yok mu? Meselâ özelleştirmeden gelenler nerede? “Türkiye’nin dostları” olarak tanıtılan firmalar arasında “biz böyle bir işte yokuz” diyen çıkmadı mı? Ayrıca bu firmaların Türkiye reklamlarında oynamaları, o ülkelerde “markaları” açısından nasıl bir etki yapacak? Türkiye mi firma markası mı ön plâna çıkacak? Bu firmaların dünya çapındaki sloganları mı yoksa Türkiye sloganları mı akılda kalacak? Sonuçlar bilinmezliklerle dolu.

Gelelim işin medya ayağına. Televizyonda bizim reklamı oynayacak, ardından başlayan haber bülteninde sıkılmış yumruklarla, çatık kaşlarla “oraya gelmeyelim” misali haberlerimiz yayınlanacak. Ne anladık bu tanıtımdan? Bu seçilmiş yazılı medya Türkiye ile ilgili olumlu haber yazacak mı? Biz de olur da yabancı medya dinlemez bu işleri. “Reklam aldık, olumsuz haber yazmayalım” demezler. Sosyal medya da tanıtım yapılacakmış. Arkadaş bu devirde nasıl kontrol edeceksiniz, nasıl yöneteceksiniz bu mesajları? Kontrolsüz bir iletişim ters teper, bir çuval incir berbat edersiniz.

İçeriği, kurgusu eskizsiz hazırlanacaktır ama bu kampanyanın zamanlaması için yanlış günler. Dünya en azından gelecek iki ay içinde sadece referandum nedeniyle, (o da başka krizler yaratmaksak, yaşamasak), Türkiye’yi konuşacak. Biz de işler biraz durulsa, Türkiye’nin geleceğini görsek, dünya gündeminden düşsek sonra bu işleri bir bütünlük içinde daha etkin yapsak, istenilen sonucu verebilirdi. Bizim memleketin gündemi dakika başı değişir derseniz, konuyu en gerçekçi değerlendiren TOBB Başkan Yardımcısı Halim Mete olmuş. Mete, kampanyadaki eksikliği “bu işin yanına ‘yeni olumlu bir Türkiye hikâyesini’ de sunmamız gerekecektir” sözleri ile açıklamış.
Yeni bir Türkiye ve hikâyesini kim yazacak, bilemeyiz ama böylesine kapsamlı bir tanıtım seferberliğini Sayın Cumhurbaşkanı neden başlatmadı sorusu da akıllara takıldı. Şöyle çıkıp, “ey Kılıçdaroğlu sen bu işlerinden anlamasın” demesi beklenirdi.
İnandırıcı olmayan zamansız algı işleri hayırlara vesile olsun.

- Reklam -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz