Yahudi Kira Kadın, Topkapı Sarayı Harem Dairesi’nin kilercisi idi. III. Mehmed’in eşi Nurbanu Sultan’la ve padişahın annesi Safiye Sultan’la yakın ilişkisi vardı. Kira Kadın, saraydaki bu nüfuzundan yararlanarak birçok büyük rütbeli kişinin makam sahibi olmasında etkili oldu. Buradan aldığı rüşvetlerle gücünü artırdı. Gücü arttıkça kesesi daha çok dolmaya başladı.

Ünlü tarihçimiz Naimâ, Kira Kadın’ın hikâyesini “vekâyi’-i garîbeden”, yani garip, şaşılacak vak’alardan birisi olarak aktarıyor.

Saray kadınları vasıtasıyla devletin önemli işlerine karışan Kira Kadın’ın destekçilerinden birisi de saray doktorlarından Yahudi Salamon Natan idi. Bir başka destekçisi ise Venedik asıllı devşirme Hasan Paşa idi.

Kira Kadın bir yandan aracılık ettiği tayinlerden aldığı rüşvetle cebini dolduruyor ve diğer yandan Venedik Cumhuriyeti ile yaptığı anlaşmalarla Kıbrıs ve Dalmaçya sahillerinde Venediklileri sevindirecek gelişmeler karşılığında servetine servet katıyordu.

Kira Kadın’ın bu yaptıkları askerin ve diğer devlet görevlilerinin gözünden kaçmıyordu.

Sonunda Sipahi taifesi ayaklanarak Kira Kadın’ın kendilerine teslim edilmesini istediler. Sadaret Kaymakamı bulunan Halil Paşa bu ayaklanmanın sonunda kendisinin ve Valide Sultan’ın zarar görmesinden korktu. Hemen Çavuşbaşı Kazgancızâde’yi gönderip Kira Kadın’ın evini bastırdı. Kira Kadın’ı ve oğullarını yakalattı.

Kira Kadın ve oğulları, yargılanmak üzere Divanhane’nin merdivenlerinden çıkarlarken sipahiler sabır edemeyip bunları görevlilerin elinden alarak oracıkta hançerleyerek öldürdüler.

Asker, gerekli cezayı kendi kafasına göre hemen vermiş ve her üçünün de cesetlerini meydana bırakmışlardı.

Ancak bazılarına göre bu bile yeterli değildi. Kira Kadın’ın rüşvete bulaşmış ellerini, “âlem-i ibret için” kestiler. Öfke bununla da dinmedi. Öyle anlaşılıyor ki Kira Kadın’ın namusundan da şüpheleri bulunuyordu. “Mevzi’-i fercini” yani cinsel organını da kesmek gibi tarihte eşine pek rastlanılmayan bir cezalandırma yoluna başvurdular. Bu kesilmiş cinsel organı ise götürüp Kira Kadın’a rüşvet vererek mevki-makam sahibi olmuş olan kimselerin kapısına mıhladılar. Kendi akıllarınca bütün dünyaya gereken mesajı bu şekilde vermiş oluyorlardı!

Kira Kadın’ın başına gelenleri Valide Sultan işitince son derece rahatsız oldu.

Bu olayda Halil Paşa’nın gevşek davrandığını ve olayların bu şekilde büyümesine sebep olduğunu düşünerek Halil Paşa’ya gücendi. Halil Paşa hemen görevden alındı (Naʿimâ, Târîh-i Naʿima, C.I, İstanbul 1281,  s.230; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, III, s.121).

III. Murad’ın 21 yıl süren saltanatı sırasında (1574- 1595)  Sokollu Mehmet Paşa gözden düşürülmüş ve Safiye Sultan’ın nüfuzu dünyayı tutmuştu. Oğlu III. Mehmet zamanında da Padişah Hocası Sa’deddin Efendi, rüşvet almamış ama küçük yaştaki oğlunu Mekke kadısı, arkasından İstanbul kadısı ve iki ay sonra henüz 29 yaşında iken Anadolu kazaskeri tayin ettirmiş, yani “tafra” attırmıştı. Kira Kadın’ın devlete verdiği zarar Hoca Sa’deddin’in verdiği zarardan belki de daha fazla değildi. Ama Kira Kadın yaptıklarının cezasını hukuk dışı bir şekilde isyancıların elinde kendi hayatı ve oğullarının hayatı ile ödedi. Hoca Sa’deddin Efendi ise yazmış olduğu Tâcü’t-tevârîh isimli eseri sayesinde bugün bile hiç günahı yokmuş gibi saygı ile anılıyor. Bu da tarihin garipliklerinden birisi değil mi?

2 YORUMLAR

  1. Gayet ilginç bir yazı olmuş hocam. Hoca Sadeddinle Kira kadının karşılaştırması yapılarak tarihin acımasız yüzünü ortaya koymuşsunuz. Kaleminize sağlık.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz