Savunma bakanlığımızın yaptığı açıklama şöyle; Suriye’de Fırat’ın Doğusunda Güvenli Bölge birinci safha uygulamaları kapsamında; 2 Türk ve 2 ABD helikopteri ile üçüncü ortak helikopter uçuşu gerçekleştirildi. Suriye’de Fırat’ın Doğusunda Güvenli Bölge birinci safha uygulamaları kapsamında; 2 Türk ve 2 ABD helikopteri ile üçüncü ortak helikopter uçuşu gerçekleştirildi.

‘’ABD ile Türkiye Fırat’ın doğusunda, güvenli bölge birinci safha kapsamında 2 Türk ve 2 ABD helikopteri ile 3. Helikopter uçuşu gerçekleştirildi.’’

Ancak, Erdoğan’ın Malatya’da yaptığı konuşmada bu birinci safha uygulamasından hiç memnun olmadığı anlaşılıyor.

Erdoğan’ın açıklaması, ‘’Bu iş öyle 3-5 helikopter uçuşuyla, 5-10 araç devriyesiyle, göstermelik birkaç yüz askerin bölgede bulunmasıyla olacak iş değildir.’’

Eylül ayı bitmeden Fırat’ın doğusunda kendi askerlerimizle fiilen güvenli bölge oluşumunu başlatmamış olursak artık kendi yolumuza gitmekten başka çaremiz kalmayacaktır. ABD’nin terör örgütü PKK için güvenli bölge oluşturmaya çalıştığını ‘’söyledi.

Anlaşılan o ki müttefikimiz, bizim için değil terör örgütü için güvenli bir bölge oluşturmanın peşinde. Böyle bir anlayışı reddediyoruz. ” ifadelerini kullandı.

‘’Ne Fırat’ın doğusunda ne de İdlib’de insanlık dışı böyle bir duruma rıza göstermeyeceğiz.’’

Oldu oldu olmadı biz de kapıları açmak zorunda kalırız. Ya destek verecekseniz verin, vermeyecekseniz kusura bakmayın” dedi.

Erdoğan’ın Malatya konuşmasından ‘’kandırıldık‘’ manası çıkar mı? çıkabilir.

ABD’nin Menbiç’de verdiği ama tutmadığı sözlerden ve oyalamalardan ders almadığımızı zaten biliyoruz.

Erdoğan’ın kızgınlığı ABD’ye yönelik olmakla beraber, Trump’ta yakın zamanda yapacağı görüşmede mutlaka payına düşeni alacaktır.

Güvenli bölge görüşmeleri devam ederken bile ABD’nin YPG’ye silah vermeye devam ettiğini bilen yok muydu?

En baştan beri, Erdoğan’ı kandıran, yanlış yönlendiren Trump mı yoksa Erdoğan’ın yakınları veya danışmanlarımı? Erdoğan’ın geriye dönüp, kimlerin ne tavsiyelerde ve önerilerde bulunduğunu düşünmeli.

Kapasite, Liyakat ve sadakatın olmadığı yerde her zaman sadece sizin değil ülkenin sıkıntıya girmesi kaçınılmazdır.

Anlaşılan o ki müttefikimiz, bizim için değil terör örgütü için güvenli bir bölge oluşturmanın peşinde.’’ diyor, Erdoğan.

Keşke, Erdoğan bunu aylar önce anlamış olsaydı. Çünkü artık Türkiye’nin kaderi geri dönüşü olmayan boyutlara hızla gitmekte.

Trump, 13 Ocak’ta bir Tweet atarak “Türkiye’nin Suriye’de Kürtleri vurması durumunda, Türkiye’yi ekonomik olarak çökertiriz” dedi ve bölgede “32 kilometrelik güvenli bölge oluşması’’ sinyalini verdi.’’

Trump’ın attığı yukardaki Tweet, Erdoğan’ın yanında, yakınında bulunan yetkili, ünvanlı her şeyi çok iyi bilen, zeki insanlara bir ipucu vermedi mi? gerçekten yazık.

Fırat’ın doğusu ile ilgili, ABD’ye 3 hafta süre veren Erdoğan, tek başımıza bile olsak, askeri harekât yaparız sinyalini verdi.

Fırat kalkanı ve zeytin dalı harekatları başarı ile tamamlandı. Ama unutmamak gerekir harekât bölgesinde Rusya hava sahasını açmıştı. Hava kuvvetleri desteği olmadan kara kuvvetlerinin başarılı olması çok zordur.

‘’Ne Fırat’ın doğusunda ne de İdlib’de insanlık dışı böyle bir duruma rıza göstermeyeceğiz.’’ dedi Erdoğan.

Rusya’nın Türkiye’nin herhangi bir harekâta sıcak bakması zor. İdlib’de Suriye ordusu ve Rusya adım adım ilerliyor ve bölgedeki tüm cihatçı örgütleri imha etmeye kararlı.

Erdoğan’ın son Moskova ziyaretinde İdlib konuşuldu fakat bu ikili görüşmelerin müspet olduğunu sanmıyorum.

Fırat’ın doğusunda ABD’nin hava sahasını açmayacağını biliyoruz. Zaten kader birliği yaptığı YPG’yi Türk ordusu karşısında yalnız bırakmasını beklemek saflık olur.

2003 yılında, Türk askerinin kafasına çuval geçirenler kimlerdi? Uganda askerleri değildi.

ABD, YPG’yi İran’ın Akdeniz’e açılmasını engelleyecek bir güç olarak hazırladığını biliyoruz. ABD, İsrail’in güvenliği için İran’ın Akdeniz’den uzak kalması için gerekeni yapmaya devam edecektir.

YPG’nin Türkiye’ye saldırması gibi salakça bir harekette bulunamayacağını ABD dahil tüm ülkeler biliyor. Türk ordusu kim YPG kim? bunu söyleyende var düşünenlerde, onlara tavsiyem, Türk ordusunu ve geçmişini incelesin.

Erdoğan konuşması sonunda Avrupa birliğine sert bir uyarıda bulunuyor. ‘’Kapıları açarız ‘’ mültecilerin Avrupa ülkelerine yola çıkması, ekonomik resesyona girmeye başlayan Avrupa için kâbus üstüne kâbus görmeleri için yeterlidir.

Sonuç, ekonomiye güven yok, TL’ye hiç güven yok, yatırım, üretim, yok, işsizlik artmaya devam ediyor, yabancı sermaye hızla kaçıyor, dünya ticaret savaşları sonucu dünya resesyon ve daralmaya gidiyor.

S 400 problemi devam edecek, AB ile mülteciler ile ilgili kavga başlamak üzere, doğu Akdeniz, siyasi bölünmeler, erken seçim tartışmaları gündemi meşgul ederken, Türkiye tek başına, ABD, Rusya ve AB’yi karşısına alarak Fırat’ın doğusuna harekât yapabilir mi?

Acaba Erdoğan geçenlerde, ‘’Ya İstiklal, Ya Ölüm ‘’ cümlesini neden kurdu?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz