Ya gece yağsaydı?

107

Güzel bir söz vardır: “Gökten ne yağmış da yer götürmemiştir” şeklinde. Gökten kovadan boşalır gibi yağmur yağıyor ama artık Ankara’da yer götürmüyor.

Öyle varoşlar, yeni imarlaşmış yerler, gecekondulardan evirilmiş, altında kanalizasyonlara bile bağlı olmayan apartmanların filizlendiği yerler değil.

 

Burası, Türkiye’nin göbeği, Ankara’nın göbeği, Çankaya’nın en seçkin semtlerini birbirine bağlayan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni çevreleyen yollardan diz boyu sular akıyor. Neredeyse belediye, “sizin evleriniz, nehre, göle bakıyor” diye emlak vergisini artıracak cinsten her taraf çamurlu, yaprak dolu sular içinde.

 

Sular apartman ön kapılarından, arka bahçelerden, otoparklardan, yan aydınlatma pencerelerinden bodrum katlarını basıyor, kapıcılar, işyeri sahipleri suların daha fazla içerilere girmemesi için koşturuyorlardı. Dahası suların en çok gittiği bodrum katları çoğu sığınak olarak ayrılan ama artık apartman görevlilerin yaşadığı bölümler.

Tesadüfen tanık olduğumuz sadece Güvenlik Caddesi’ndeki taşkını görünce “bu yağış ya gece olsaydı?” sorusu aklımıza takıldı Gece yarısı böylesine bir sel baskının sonuçlarını düşünmek bile istemeyiz.

Şimdi suçlu kim? Gökten ne yağacağını bilemeyiz ama tabii ilk başta 23 yıldır bu bölgeye itinalı bir şekilde çivi çakmayanların geldiğini biliyoruz ama bize göre bir o kadar da bu bölgede yaşayanlar da sorumlu.

Yollar “yeni asfalt döküyoruz” diye kaldırımlar aşağıda kaldı, çoğu mazgal bu asfaltın altında kaldı. Daha geçen hafta aynı bölgede benzeri yaşandı, yine aynı yerleri su bastı. Bir daha olursa diye kimse önlem almayı düşünmedi.

Ama oldu. Belki yarın, belki de üç yıl sonra yine olabilir. İş belediyelere bırakılırsa -ki bugün başlasalar beş yılda bir şey yapamazlar- her apartmanda, binada yaşayanlar, işyeri, mal mülk sahipleri, bu tür afetlere karşı kendi ortamlarını gözden geçirmeleri, riskli yerleri kapatmalı, suyun bastığı yerler yükseltilmeli, yeni tahliye yolları vs. gibi önlemler almalılar. Önce vatandaş, açığını kapatacak, önlemlerini alacak, ha; yine mi su bastı o zaman kalkıp başkalarını suçlayacak.

Dedik ya artık Ankara’da her gökten yağanı yer götürmüyor. Bu gidişle bu bölgede de çaresizlik içinde çok acılı afetler yaşayabiliriz.
Birileri “ne yapalım 500 yılda bir böyle afet oldu” derse ve yoksulu kadar zengini de işi kadere bağlarsa yapacak bir şey yok. “Su akar Türk bakar” misali felaket kaçınılmazsa keyfini çıkarın.

ALT GEÇİTLER KAPATILSIN

Ankara’nın yağmurları ve ardından ilk başta altgeçitleri su basması artık klasikleşti. Hangi bölge yoğun yağmur alıyorsa, hop, oradaki alt geçit su altında kalıyor. Pazar günkü yağmurda, bu defa Akay alt geçitleri nasibini aldı.

Düşünebiliyor musunuz, tam geçitte diyorsunuz, önünüzden veya arkanızdan yarım metre su geliyor, arabanız havalanıyor, sonra koltuk boyunuz kadar suya batıyorsunuz. Her zaman “cana geleceğine mala gelsin” deme imkanı olmayabilir.

Bu nedenle azı çoğu fark etmez, yağmur yağdığı sırada, bu alt geçitler, sel baskını tehlikesi geçene kadar anında trafiğe kapatılmalı.

Ee, bazılarını su tahliyeleri, havalandırmaları eksik, bazılarını da fizik, trafik kuralarına aykırı “kırk günde” yaparsanız sonuç bu. Geçmiş olsun.