Katiyen bizim bahçeli devletten bahsetmeyeceğim, merak etmeyin. Hani “Avrupa’yı Avrupa Yapan Değerler” kitabını inceliyor, peki “Türkiye’nin değerleri nedir?” i sorguluyorduk ya.

Ben, ulusal karakterimizin ana hatlarını belirleyen bir tane yakaladım. Türklerin en büyük değeri devleti ve ona eşdeğer saydığı ordusudur. Başlıktaki atasözü; “Büyük bir zafer için her tehlikenin, hatta ölümün bile göze alındığını belirtir. Sonunda büyük bir başarıya ulaşmak için yok olma tehlikesi bile göze alınır.” der. Türk kimliğini çözümlemede anahtar olacak cümlelerden biri. Devletin yerini hiçbir şeyin tutmayacağını, devletin var olmak için olmazsa olmaz koşul olduğunu ifade eden bir söylemdir bu. Hatta ölmeyi ve bilumum leş yiyici mahlukata yem olmayı devletsiz kalmaya yeğleyen anlayışın öz ifadesidir. Kanuni Sultan Süleyman’a kadar Osmanlı şehzadeleri Anadolu da ki sancak beyliklerinde başlarındaki lalalar gözetiminde yetiştirilmekteydi. Padişah öldüğünde en hızlı olarak saraya ulaşan ve içeri girebilen (yani vezirlerin ve sadrazamların onayını alabilen) devletin başına geçebiliyordu. Geç kalan ise boğduruluyordu. İşte bu söz tam da şehzadelerin durumu ile örtüşmektedir. Ya devletin başına geçersin ya da ölürsün. Bizde, en son kurgu hariç, bütün ihtilaller Ülkeyi kurtarmak adına devleti ele geçirmek isteyen ordu tarafından yapıldı. Devleti ele geçirmenin yolunun orduyu ele geçirmek olduğunun ayırdına varan FETÖ bunu başlattı. Büyük ölçüde amacına ulaştı da.

Sivil Devlet benim Devlet oldu.

Yolları ayrılınca AKP şimdi sivilleştirme kisvesi altında orduyu siyasileştirerek devlet hakimiyetini TEK kişileştiriyor. FETÖ bir CIA icadıdır. Şöyle ki; 1946’da başlayan devletçilik düşmanlığı Amerika himayesinde özel sektör severliğe dönüştü. Vahşi kapitalizmin faşist uygulama aygıtı CIA tıpkı İran için “Humeyni ve Mollalar” olayında yaptığı gibi, Komünizmle Mücadele Dernekleri kapsamında FETÖ yapılandırmasını başlattı. McCarty komünist avının bizdeki uzantısı sürecini başlatan bu yapılanma Nazım Hikmet gibi memleket evlatlarına kaçırıp vatan haini fotoğrafına yerleştirdiği gibi, yıllar içerisinde, Sabahattin Ali, Deniz Gezmiş,  Sinan Cemgil vb.  bağımsızlık savaşçılarının canlarına aldı. Son çeyrekte Ordu önce kısa devre, bedelli uygulamaları ile kadük hale getirildikten sonra kozmik odasına girilerek önce itibarsızlaştırıldı, daha sonra Ergenekon ve Balyoz operasyonlarıyla sıfırlandı.

Maalesef çok fakiriz

Bu denli, atiden gelip ebede uzanan, çok yaşanmışlığımıza rağmen kurumsal kimliğimizi Avrupa hafızasına kazıyacak bir tek eserimiz yoktur. Avrupa medeniyetlerinin toplumsal karakterleri, sanat eserleri arasına yerleştirilmiş kışkırtıcı nitelikli mesajlar içerir. Örneğin Picasso savaş karşıtlığını Bask kenti Guernica’nın1937’de bombalanmasını  siyah beyaz tablosunda öyle güzel soyutlamıştır ki, görenler bugün bile göz yaşlarını tutamazlar. Oysa bizim, Ulusal karakterimizi sembolize edecek eserlerden geçtim, mesela onların Andersen Masalları’na koşut bir masalımız dahi  yoktur bizim. “Kırk Haramiler”i de yakıştıramıyorum doğrusu.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz