“VERTİGO” İÇİN DÜNYA ÇAPINDA FARKINDALIK

0
86

Uluslararası Vestibüler Derneği (UVD) Başkanı ve Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Osman Nuri Özgirgin, Abbott’un katkıları ile düzenlenen “Vertigoda Hayat Yolunda” adlı vertigo semptomlarına farkındalık yaratmaya yönelik basın toplantısında vertigo hakkında önemli bilgiler paylaştı.

Esma ALTIN/ANKARA

UVD Başkanı ve KBB Uzmanı Prof. Dr. Osman Nuri Özgirgin, halk arasında baş dönmesi olarak adlandırılan ve bazı hastalıkların tetikleyici olabileceği yönünde görüşlerin olduğu vertigo semptomları hakkında önemli bilgiler verdi. Özgirgin, vertigonun bir teşhis değil, bir semptom olduğunu vurgulayarak; “Baş dönmesi olan hasta, kişi çevresinin dönüyor olduğunu algılar veya havada yürüyormuş gibi hisseder, yer ayaklarının altından kayıyormuş algısı oluşur. Kısacası bir dengesizlik hissinden bahseder. Bunların hepsi birbirinden çok farklı semptomlardır aslında ve bir hekim kişi bile bu algıları birbirinden ayırt edemeyebilir. Bu nedenle öncelikli işimiz hastalarla iyi iletişim kurmak, hastanın neyi ifade etmek istediğini iyi anlayabilmektir.” dedi.

- Reklam -

UVD HAKKINDA BİLGİ VERDİ

UVD hakkında bilgi veren Özgirgin, bu anlamda ne gibi amaçları olduğuna açıklık getirdi. Özgirgin: “UVD, 2019 yılında kuruldu. Bütün dünyada 100 kurucu üyesi var. Dernek merkezimiz Ankara. Uluslararası bir dernek olarak İçişleri Bakanlığı’nda kaydı da vardır. Amacı, sağlık profesyonelleri arasında baş dönmesine neden olan hastalıkların araştırılması ve bilimsel yeniliklerin paylaşılarak eğitim seviyesinin yükseltilmesidir.” ifadelerini kullandı.

En önemli amaçlarının dünya genelinde insanları baş dönmesi ile ilgili  bilgilendirmek olduğunu belirten Özgirgin şunları dile getirdi; “Dünya toplumunda baş dönmesi konusunda bilinçlendirmektir bizim amacımız. Ben nedenle öncelikle hekimleri eğitelim ki daha kısa sürede daha doğru tedaviye erişebilelim. Ekonomik açıdan da gereksiz sağlık harcamalarına fırsat vermemiş oluruz. Hekimler bile bazen baş dönmesinin algısını elde etmekte zorlanabiliyorlar. Bundan dolayı başta KBB ve nöroloji grubu hekimler olmak üzere kendi mesleki toplumumuzda da bu gerçekleri paylaşalım. 2021 yılında bu farkındalık projesi içinde paylaşıma açık billboard duyurularının yanı sıra, basın toplantıları, gazete yazı dizileri, röportajlar aracılığıyla toplum ile bir bağ oluşturmayı hedefledik. Aydınlanmayı sağlamak için ilgiyi artırmayı hedefledik. Hekimler açısından ve bilimsel açıdan bakılırsa dünya çapında çok yoğun bilimsel içerikli bir bilimsel toplantı serisi de oluşturduk. Avustralya’dan Güney Amerika’ya, Kore’den Kanada’ya, Japonya’dan ABD’ye kadar, konusunda büyük deneyim sahibi 100 bilim insanı Türkiye odaklı bu paylaşımda bilimsel deneyimlerini bize aktarıyorlar ve tüm dünya ile paylaşıyorlar.”

FARKINDALIK OLUŞTURMAYA DİKKAT ÇEKTİ

Genel olarak baş dönmesinin insanlarda nasıl bir his oluşturduğunu açıklayan Özgirgin sözlerine şöyle devam etti; “Baş dönemsi bir dönme illüzyonudur, bu kişinin kendi ekseni etrafında ya da çevresinin dönmesi şeklinde algılanır. İç kulak bir denge organıdır. Dengemize katkıda bulunan başka organlar da var. Baş dönmesi olan hasta, kişi çevresinin dönüyor olduğunu algılar veya havada yürüyormuş gibi hisseder, yer ayaklarının altından kayıyormuş algısı oluşur. Kısacası bir dengesizlik hissinden bahseder. Bunların hepsi birbirinden çok farklı semptomlardır aslında ve bir hekim kişi bile bu algıları birbirinden ayırt edemeyebilir. Bu nedenle öncelikli işimiz hastalarla iyi iletişim kurmak, hastanın neyi ifade etmek istediğini iyi anlayabilmektir.”

Vertigo semptomunun neden önemli olduğunu ve neden böyle bir farkındalık günü oluşturdukları hakkında bilgi veren Özgirgin şunları kaydetti; “Dünya nüfusunun yüzde 10’u, Türkiye’de ise 25 milyon kişi en az bir kez vertigo atağı geçirmiş oluyor. Hastalar bu baş dönmelerinin gece uykularından uyandırabildiğini dile getirmektedirler. Aynı zamanda kulak çınlaması ve mide bulantısı da vertigoya eşlik etmektedir. Vertigo sinir hastalıkları bulgusuna da işaret edebileceğinden konuşma güçlüğü, baş ağrısı, bilinç kaybı gibi durumlarda ortaya çıkabilir. 60 yaşın üzerindeki popülasyonun yüzde 30’unda baş dönmesi veya denge problemi var. Bu rakam 85 yaşın üstünde yüzde 50’lere varıyor. Tıpta en sık karşılaşılan şikayet ve normal popülasyonun yüzde 23’ünde hayatı boyunca en az bir kere baş dönmesi olmuştur. Toplumun 4’te 1’i bu algıyı, bu problemi yaşamıştır, içinde hissetmiştir. Bunların yüzde 10’unda ise artık günlük yaşam sürdürülemez haldedir. Kadınlarda biraz daha sık görülmektedir ve bunun arkasında özellikle migren bağlantılı baş dönmeleri yer alıyor. Ama bu durum çocuk popülasyonunda da görülüyor. Dolayısıyla çocuk popülasyonunu iyi irdelemek, iyi algılamak gerekir.”

Vertigo semptomlarının toplumda yanlış algılandığını dile getiren Özgirgin şunları ifade etti; “Baş dönmesi toplumda yanlış algılanmaktadır. Hastaların büyük bir çoğunluğu panikle geliyor. Beynimde bir problem, bir sorun var algısı yaratıyor. Son günlerde toplumla çok iyi paylaşıldığı için ki bundan mutluyum ama biraz farklı algılanıyor, kristallerim oynamış mı acaba diye geliyorlar. İnternet ortamının bu süreçte çok büyük etkisi var. Bazen panik o kadar çok ilerliyor ki ölecek miyim yoksa veya kalp krizi mi geçiriyorum, kalp doktoruna gittim şeklinde bir çıkışı oluyor hastaların. Bu nedenle hastaların bilinçli yönlendirilmesi lazım. Başka bir açıdan bakıldığı zaman aslında baş dönmesinin çok sık karşılaşılan bölümü, iyi bir analiz, iyi bir öykü anlama ve bazı basit testlerle ortaya konabilir. Ama ne yazık ki büyük çoğunluk MR, CT gibi çok pahalı araştırma yöntemleri ile incelenmiş ve koltuklarının altında kalın dosyalarla geliyor. Belki ekonomik olarak da bunun katkısı çok iyi olacak bu bilinçlendirmenin, bu farkındalığın. Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nden örnek alacak olursak, acil servise başvuruda baş dönmesi ilk 10 sırada yer alıyor. 7,5 milyon kişi bu grubu oluşturuyor. Baş dönmesi olan hastaların yüzde 40’ı rapor alarak iş gücünden uzak kalıyor. Dolayısıyla yine ekonomiye yansıyan bir boyutu var. Ayrıca son bir senedir içinde bulunduğumuz pandemi gerçeğini de dikkate almak gerekiyor. Ne yazık ki pandemi sürecinin sonunu henüz göremedik. Umarım pandemi açısından önümüzdeki aylar içinde aydınlık günlere ulaşırız.”

‘KRİSTALLERİN OYNAMASI İLK SIRADA GELİYOR’

Vertigoyu tetikleyen rahatsızlıklar hakkında bilgi veren Özgirgin şunları aktardı; “Vertigoyu tetikleyen rahatsızlıkların ilk 3’ünden söz edebiliriz. En sık karşılaşılan pozisyonel baş dönmesi yani halk arasında kristallerin oynaması diye vurgulanan durum. Beslenme açısından bakıldığı zaman tuz tüketiminin etkisi ortaya çıkabiliyor. İkinci sıklıkta karşılaşılan baş dönmesini ise yeni öğrendik. Bundan 10 sene önce migren bağlantılı baş dönmelerinin bu kadar sık olduğunu sanmıyorduk. Onu başka bir hastalık olarak tahmin ediyorduk. Ama bugün migren bağlantılı baş dönmeleri ilk 3’te. Üçüncü sıklıkta yine daha önceden hiç bu kadar farkında olmadığımız fobik baş dönmeleri dediğimiz psikolojik kaynaklı baş dönmeleri yer alıyor. Bunu mutlaka akla getirmek lazım. Ama iç kulakla ilgili o kadar fazla şey var ki bundan kaynaklanan rahatsızlıkları daha ön sıralardaydı daha önce. Fakat toplum daha iyi anladıkça, yaşam kalitesini daha iyi irdeledikçe, daha farklı faktörlerin biraz daha fonksiyonel faktörlerin ön plana çıktığını görebilmekteyiz. Belki bu pandemi sonrasında pandemi döneminin getirmiş olduğu gözlemlerle başka baş dönmesi tipleri sıralamada üst sıralara çıkacaktır.”

Baş dönmesine sebep olan durumlardan söz eden Özgirgin, sorunu anlamada özellikle göz hareketlerine dikkat çekti ve  şu ifadeleri kullandı; “İç kulak işitme ve denge organından oluşuyor. Bunların birbiri ile bağlantısı var. Denge organının 3 tane yarım daire kanalı var, hareket halindeki dengemizi sağlıyor. Ayrıca iki tane farklı boyutu var. Vestibül, yer çekimine bağlı dengemizi oluşturuyor. Böylelikle bunlar da kendi aralarında birtakım açılanmalar gösteriyor. Uzayda hangi pozisyonda olursak olalım buradaki hücreler bir şekilde uyarılıyor ve beyne giden bu uyarılarla dengede kalmamız mümkün oluyor. Denge bozulursa, iç kulak, görme organı veya derin duyu gibi denge sistemine katkıda bulunan organlar bunlardan birisi devre dışı kalırsa akut dönemde baş dönmesi oluşur. Kısa zaman içinde beyin müdahale eder ve bir şekilde vücudun dengesini yeniden toparlamaya çalışır. Ancak bu değe sistemine katkıda bulunan yapılardan ikisi birden iflas ederse o zaman çok ciddi bir dengesizlik oluşur. İç kulağın fonksiyonlarında vücudun, başının dönüp dönmediği, uzaydaki konumu hangi seviyede, hangi boyutta vücudun ileri geri veya yana hareketlerini algılar ve bütün buradan gelen bilgiler beyin sapındaki vestibüler çekirdek dediğimiz merkezi bir alanda gözlerden ve duyulardan gelen bilgilerle birleşir ve kanamizsayon sonucu bütün vücut kasları buna göre kasılır, gevşer ve bizim dengede kalmamız sağlanmış olur. Ama bir sorun olduğu zaman hastalar, geliyor ve benim vertigom varmış, diyor. Vertigo bir teşhis değil, bir semptomdur. Dolayısıyla buna neden olan pek çok hastalık var. Belki de buradan başlamak gerekiyordur. Yani senin vertigo var, denmesinden ziyade, baş dönmeniz var ve bu vertigodur. Buna neden olan sorunun araştırılması gerekir noktasından başlamak gerekir belki de. Baş dönmeli hasta paniktir. Bu nedenle, bu aşamada hastayı çok iyi anlamak gerekir. En sık görüleni, kristallerin oynaması, halk artık bu konumu beğendi, bunu seçti ve çok yaygın bir şekilde toplum tarafından çok telaffuz ediliyor. Toplumun her kesiminde bu şekilde bir algı oluşmuş ve ilk baş dönmeleri olduğunu bunu hissediyorlar. Tabi bununla birlikte psikolojik nedenlerle ya da migrenle bağlantılı olanlar da var. İyi bir muayene ve daha sofistike, daha pahalı muayene yöntemlerini, değerlendirme yöntemlerini gitmeden iyi bir laboratuvar değerlendirmesi ile sonuca varabiliriz. Bazen sadece hastanın gözlerine bakıp o an ki baş dönmesinin beyinden mi kaynaklandığını yoksa iç kulaktan mı kaynaklandığını ayırt etmek bile mümkün deneyimli bir kişi için. Göz hareketlerinin yönü, şiddeti bize çok şey anlatır. Gözler, denge sisteminin aynasıdır, diyebiliriz. Bu durumlar kişinin kişisel yaşamını, iş yaşamını da olumsuz etkiliyor. Bunun mutlaka tedavi edilmesi gerekir.”

YAŞLI VE ÇOCUKLARA ETKİSİNİ DEĞERLENDİRDİ

Yaşlılarda meydana gelen baş dönmelerinin beraberinde başka rahatsızlıkları da ortaya çıkarabileceğini , bu nedenle hastaların gerekli önlemleri almaları gerektiğini vurgulayan Özgirgin şunlara dikkat çekti; “ İki taraflı iç kulakta yetmezlik varsa veya yaşlı insanda tek tarafta bile olsa yaşlılığın getirmiş olduğu vücut değişimleri örneğin; damarlardaki tıkanıklık, beynin iyi beslenmemesi, vs. gibi kronik sorunlar olayı daha da zorlaştırır. Özellikle yaşlı toplumda iki taraflı denge bozukluğu varsa insanların en kolayına gelen gidip yatmak, istirahat etmektir ki bu hastalığın çok daha kötüye gitmesine yol açar. Bu nedenle hastaların çok hareketli ortamlarda çok aktif olmasını isteriz. Baş dönmeleri ve denge problemi olan hastalar ne kadar aktif olursa, ne kadar hareketli ortamlarda olursa beyne giden denge sistemini besleyen algılar o kadar zengin olur. Ancak ne yazık ki bunları pandemi nedeni ile gerçekleştiremiyoruz. Ama bu olmadan önce hastalarımıza her zaman vurgu yaptığımız şey; gidin dolaşın, örneğin; Pazar yerlerine gidin, meyve-sebze fiyatlarına bakın, çok kalabalık background ortamlarda kişilerin gözleri bir noktadan başka bir noktaya odaklanması. Vestibüler rehabilitasyon tedavisinin temelinde de bu yatıyor. Bir başka örnek; alışveriş merkezlerine gitmelerini söylüyoruz. Fiyat etiketlerini inceleyin. Hareketli zamanlarda gidin, hareketli saatlerde gezin. Çünkü kalabalık ortama ve çok yönlü uyarılmaya ihtiyacı var hastanın. Bu uygulama, hataları iyi eden çok önemli bir faktör. Ama bunun dışında kişinin evin içinde de olsa dengesizlikten dolayı düşüp kendisine zarar vermesi mutlaka hastaları uyardığımız bir konu. Dengeye katkıda bulunan organlardan en önemlisinden bir tanesi göz. Karanlık olunca göz devre dışı kalıyor. Evde bir yerde bir ışık yansın. Örneğin; koridorun ışığı gibi. Denge bozukluğu olan kişinin tutunabileceği mutlaka bir tırabzan, bir korkuluk gibi tutunabileceği bir şey yapılmalı. Özellikle banyoda kaygan ortamda düşmemesi için küvetin veya duş teknesinin içinde mutlaka tutunacağı aparatlar olmalı. Yaşlı değilseniz bile dışarı çıkıldığı zaman baston kullanılmasını öneriyoruz. Yürürken üçüncü bir dayanağınız olsun şeklinde tavsiyelerde bulunuyoruz.”

Çocuklarda da küçük yaşlarda baş dönmesi problemlerinin yaşanabildiğini aktaran Özgirgin bu konu ile ilgili şunları söyledi; “ Çocuklarda dikkate alınacak düzeyde baş dönmesi problemleri var.  Bunlar, çok küçük çocuklarda da kendisini gösterebiliyor. 2 yaşındaki, 1,5 yaşındaki çocuklar başım dönüyor lafını söyleyemez. Yürürken ayakları birbirine dolanır, düşer.  Bir şeye uzanırken mesela; masanın üzerinde bir elmaya uzanırken eli elmanın üzerine değil de elmanın kenarına gidiyor. Bu tip gözlemler mutlaka dikkatli değerlendirilmeli. Çocuk yaşta iç kulaktan ziyade diğer sistemlerin tutulduğunu söylemek mümkün. Bu özellikle yine aslında az bilinen bir boyut ama çocuklarda migren hastalığı dikkate alınması gereken bir konu. Çocukların bu migren hastalığı ile birlikte baş dönmeleri olabiliyor. Çok önemli bir ipucu. Bunu çok rahatlıkla paylaşabiliriz toplumla. Eğer kişinin araç tutma problemi varsa, çocuğu araç tutuyorsa, bulantısı, kusması oluyorsa bu tüp sorunlarda baş dönmesine yaklaşmak için çok önemli bir ipucu. Bunu mutlaka sorgulamak gerekir.”

TEDAVİ YÖNTEMLERİNE DEĞİNDİ

Vertigo semptomlarının tedavisinde neler yapılabileceğini dile getiren Özgirgin; “Tedavide çok farklı boyutlar var. Öncelikle ilaç tedavisi ile baş dönmesi sorunlarının büyük bir kısmını tedavi etmek mümkün. Bazı durumlarda ameliyat da gerekebilir. Ama sekel olarak kaldıysa o zaman denge bozulmuştur. Denge bozukluğunun tedavisi biraz daha farklılık gösterir. Kişinin yeniden dengede kalmasını sağlayan rehabilitasyon yöntemleri uygulanır. Böylelikle bize iki kişinin kolunda gelen hasta rehabilitasyon süreci sonrasında bisiklete binerek gidemese de günlük işini çok rahat yapabilecek şekilde, yaşam kalitesi normale yaklaşmış şekilde dönmektedir. Bundan dolayı hastayı çok iyi anlamak gerekir. Buradaki amaç, beyne vücudu tekrar kontrol etme özelliklerini hatırlatmaktır. Tedavinin birçok boyutu var.” dedi.

Özellikle pandemi sürecinin vertigo semptomları üzerinde tetikleyici bir faktör olduğunu belirten; “Var olan hastalıkların tedavisinde evde kapalı kalmış olmak çok olumsuz bir faktör. Denge problemi olan hastalara gidin, gezin, dolaşın diyoruz ama bugünkü koşullarda maalesef hastaya böyle önerilerde bulunamıyoruz. Başlı başına bu var olan denge problemlerini çok olumsuz etkileyen bir konu. Diğer taraftan özellikle pozisyonel baş dönmeleri gibi en sık rastlanan baş dönmelerinde kapalı kalmanın yaratmış olduğu sekonder psikolojik faktörler hastalık açısından çok tetikleyici etkiye sahip. Psikolojik kökenli baş dönmeleri ilk 3’ye yer alıyor. Fobik baş dönemleri diyoruz bunları. Bu nedenle altyapısında psikolojik boyutu olan bir hastalığın böylesine olumsuz bir süreçte ne kadar çok artabileceğini tahmin etmek çok zor değil. Pandemi sürecinde hastalarla uzaktan iletişim sağlamak özellikle baş dönmesi vakalarında çok zor oluyor. Ama gözler denge sistemin aynası olduğu için göz hareketleri bizi teşhise götürür. Türkiye’de de dünyada da uygulanmaya başlanan bir şey. Teknolojinin getirmiş olduğu üstünlük ve hemen hemen birçok toplum üyesinin elinde akıllı cihazların olması hastalık sırasında, kriz sırasında hastanın göz hareketlerini kaydetmesi ve bu göz hareketlerinin kaydını doktoru ile paylaşması en azından doktorun o an ki durum hakkında fikir sahibi olmasına ve uzaktan müdahalede veya önerilerde bulunmasına fırsat verebilir çok büyük hatalar olmadan.” şeklinde konuştu.

- Reklam -