Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü 8 Mart dünya kadınlar günü konusunda aradım ve gördüm ki çok dertli.

Güllü, “Boşanmayı zorlaştırma, kürtajı önleme, kadınları evlenmeye ve doğurmaya teşvik etme, erken yaş evliliklerini önleyen Anayasa maddesinin iptali, erken yaşta evlenmiş kişilere açılan kamu davalarına af getirilmesi için TBMM önerge verilmesi ve şimdilerde yeniden gündeme getirilmesi, nafakanın süreli hale getirilme çabaları, TBMM de geçmişte kurulan ama etkileri devam eden Boşanma Komisyonu gibi konularda her gün yeni politik araçlar geliştirilmeye çalışılması, siyasal iktidarın kurguladığı ailede yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu gösteriyor” dedi bir solukta adeta nefes dahi almadan.

Soru: Sayın Güllü neden çok endişelisiniz?

Güllü: Aileden – Diyanet’e, kadınları muhtaç bireyler olarak gören yardım politikalarından, iş gücü piyasalarının kadınlar aleyhine örgütlenmesine, müftülük nikâhından kürtaj yasağına kadar geniş bir yelpazede kadının kazanılmış haklarının sınırlanması söz konusu. Endişem elbette bu saydıklarımdan kaynaklanıyor.

Soru: Kadınlar açısından karşılaşılan sorunlar neler?

Güllü: Kadınların kılık ve kıyafetleri çokça gündem oldu, kürtaj, doğum kontrol hakları, sezaryen seçimi gibi kadın üreme sağlığı ve hakları kadınların ellerinden alındı. Hamile olarak sokaklarda dolaşmaları eleştiri konusu oldu, annelerin oğullarını diz kapaklarıyla tahrik edebilecekleri gibi pervasız tartışmalar yaratıldı, ensest konusu bizzat diyanet tarafından önemsiz gösterilmek suretiyle tartışmaya açıldı. Yalnız yaşayan bekar kadınları toplumda “iffetsiz” damgasıyla yaftalayacak söylemler her fırsatta yinelendi.

Kadınların kahkahaları, kadınların kırmızı ruju, kadınların şortu gibi akla hayale gelmeyecek detaylar kadın düşmanlığının üretilmesine araç oldu. Yani birden fazla cephede savaşıyor, darbelere karşı muhalefet etme gayreti sergiliyoruz.

Soru: Nafaka sorunu tartışılıyor son haftalarda. Ne düşünüyorsunuz?

Güllü: Nafaka süresiz olmamalıymış diye basılı ve görsel medya ile sosyal medya üzerinden kamuoyu oluşturulmaya başlandı. 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra yayınlanan ilk eylem planı içinde Nafaka “SORUN” olarak yer aldı.

Ülkemizde kaç kişi yoksulluk nafakası almakta, nafaka verilen miktarlar, evlilik süreleri, nafaka artırımına itiraz sayısı gibi birçok verinin olmadığı bir ortamda sorun olarak tanımlanan bu konuda en sıkıntılı taraf ise bir Cumhurbaşkanının eylem planına girmeyi başarmış olması idi. Şaşırdınız değil mi?

Gerçekten kadın hakları konusunda kadınlarımızın dert küpü olduklarını ortaya koydunuz. Mücadeleye devam edecek misiniz?

Şu ana kadar yazdıklarımla sahadaki durumun görüntüsünü anlattım. Ama unutmayın 1850 li yıllardan beri bu topraklar kadın mücadelesine tanıklık etmiştir.
Bugüne kadar kurtuluş savaşı sonrası elde edilen cumhuriyet kazanımlarının yanı sıra birçok alanda çağdaş, demokratik ve laik yasalarla bugünlere geldik.

Biliyoruz ki Cumhuriyetin aydınlık yüzü kadındı. Şimdi de görüyoruz ki karanlığa erişebilmek için yine kadın üzerinden kazanılmış haklara sekte vurularak yürünüyor.

Ama unutmayın Osmanlı imparatorluğunda kafes arkasında iken Cumhuriyete giden kurtuluş savaşında, kadın erkek eşitliği adına yasal değişim ve dönüşümlerde kazandıklarımızdan mücadeleden vazgeçmeye niyetimiz yok.
Çok iyi biliyoruz ki mücadele kazandırır

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.