Vay emeklinin haline

0
119

2002 yılında vergi gelirlerinin yüzde18’i Sosyal Güvenlik Kurumu açıklarını kapatmaya, yüzde 32’si ise memur maaşlarını ödemeye gidiyormuş, bu oranlar 2019 yılında yüzde 36,5 ve yüzde 50,6’ya çıkmış bulunuyor ve lakin iktidar hala SSK’yı batıran Kılıçdaroğlu diyor.

Bugün Sosyal Güvenlik Kurumu gelirleri ile giderlerinin ancak yüzde 62’sini karşılayabiliyor. Bütçeden Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan transferler 250 milyar lirayı geçiyor.

Türkiye’de 2002 yılında toplanan vergi 59,6 milyar Türk Lirası kadar, bu meblağ 39,5 milyar dolara denk geliyor. 2019 yılında ise toplanan vergi 819,6 milyar Türk Lirası bu da 144,3 milyar dolara denk geliyor.

2002 yılı ile 2019 yılı arasında toplanan tüm vergi gelirleri ise 5 trilyon 858 milyar 200 milyon Türk Lirası bu da 2 trilyon 455 milyar 400 milyon dolara karşılığı bir meblağ. Türk vatandaşları 2002 yılında kişi başına 602 dolar vergi öderken, 2019 yılında yaklaşık 1.800 dolar vergi ödemiş bulunuyor.

AKP iktidarı döneminde vergi gelirlerinde hem Türk lirası ve hem de dolar bazında çok ciddi bir artış olduğu açıkça görülüyor, fakat bütün bu vergi tahsilatındaki artışa rağmen ücretlinin ve emeklinin eline geçen maaşlar kuş kadar olmuş, gelir artışı ne yazık ki refah artışına yol açmamış!

Türkiye’de 13,1 milyon emeklinin ortalama geliri 2,328 Türk Lirasıdır. Dolar bazında hepi topu 294 dolar civarında. Bu ortalamanın zaman ilerledikçe daha da düşeceği ise açık ve net bir gerçektir, çünkü 2008 sonrasında emeklilik sistemine girenleri aylık bağlanma oranları çok ciddi bir oranda düşürülmüştür.

Türkiye’de ücretli çalışanların ortalama aylık gelirleri de çok düşüktür, 22,5 milyon çalışanın yüzde 71’i asgari ücretlidir. Diğer yandan 4,82 milyon kamu çalışanının ise ortalama aylık geliri 4,950 Türk Lirasıdır. Bu günkü kurla asgari ücret net 294 dolar civarındadır, ortalama kamu emekçilerinin maaşı ise dolar bazında 626,5 dolar civarındadır. Bir zamanlar doğu bloğu ülkelerinin, Çinli emekçilerin haline acıyorduk şimdi Türk emekçileri acınacak hale düşmüş bulunuyor.

En yeni, yepyeni ekonomi programına göre 2021 yılında 1 trilyon 346 milyar Türk Lirası boyutunda bütçe harcaması yapılacak ve 922 milyar dolaylarında vergi toplanacak. Bu durumda kelle başı 11,243 Türk Lirası vergi ödeyeceğiz demektir.

Gelirlerin 470 milyar yani yüzde 51 kadarı kamu personeline ve yüzde 328 milyar yani 35’i ise Sosyal Güvenlik Kurumu açıklarını kapatmaya harcanacak. Ayrıca gelirlerin yüzde 20,5 kadarı faiz ödemelerine ve yüzde 8’i de sosyal yardımlara harcanacak.

Devlet vatandaşlarından topladığı onca vergiye rağmen hem emekliler ve hem de kamu çalışanları açısından geçinilebilecek seviyede bir ücret ödememektedir. Devlet hem çalışanları ve hem de bir ömür boyu çalışıp emekli olmuşları yokluğa, yoksulluğa ve hatta açlığa mahkum etmektedir.

Elbette birde çalışıp çalışıp, kanunlar akla, mantığa, hukuka aykırı bir şekilde geriye yürütüldüğü için emekli olamayan Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) sorunu var. Onların hali herkesten daha kötü, iş bulup çalışsa bir dert, çalışmadan aç biilaç otursa başka dert, kaçak çalışsa hepsinden büyük bir dert. Çünkü kayıtlı olarak çalışıp daha uzun süre pirim ödedikçe emekliliğinde eline geçecek para da düşüyor. İşe başvurduğunda çalışmak için çok yaşlısın, devlete başvurduğunda emekli olmak için çok gençsin cevabını alarak iki arada bir derede, bigünah ezilen bir emekçi kesim ortada kala kalıyor.

İktidar emeklinin ve ücretlinin geçim derdini çözmekle mükelleftir, bu iktidarların birinci görevidir. Siyasi iktidarlar için hiçbir şey bir iş bulup çalıştığı, emek verdiği halde geçinemeyen bir insanın infiali kadar yıkıcı bir etki yaratmaz, iktidar bunu hiç unutmamalıdır.

Çalışan her emekçi insan onuruna yakışır bir geçim seviyesine ulaşacak ücret alma hakkına sahip olmalı; evinin kirasını, gazını, elektriğini çocuğunun harçlığını nasıl ödeyeceğim derdine düşmemelidir.

Dünyanın her gelişmiş ülkesinde yaşayan emekli artık ununu elemiş eleğini asmış geçim sıkıntısını unutmuş durumdadır, bizde emeklilerimize aynı yaşam koşullarını sağlamalıyız yoksa bu gün çalışanları da umutsuzluğa, güvensizliğe iteriz. Mevcut durum var olan güven bunalımını arttırarak kronikleştirmekten başka bir şeye sebep olmaz, demedi demeyin…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz