Bir devlet ile vatandaşları arasındaki en büyük çatışma kaynağı vergi politikalarıdır.

CHP II. Dünya savaşının getirdiği ekonomik sıkıntılara binaen bir varlık vergisi salmıştı.

11 Kasım 1942 tarih ve 4305 sayılı kanunla konulan olağanüstü Varlık Vergisi kanununun resmi gerekçesi, hükûmet tarafından “olağanüstü savaş koşullarının yarattığı yüksek kârlılığı vergilemek” olarak dile getirilmişti.

11 Kasım’da Varlık Vergisi kanunu TBMM’de kabul edildi. Kanun her il ve ilçe merkezinde kimin ne kadar vergi ödeyeceğini belirleyecek servet tespit komisyonları kurulmasını, komisyon kararlarının nihai ve kati olmasını, vergi ödeme süresinin 15 gün olmasını, 15 gün içinde tahakkuk eden vergiyi ödemeyenlerin mallarının haczedilerek icra yoluyla satılmasını, buna rağmen borcunu 1 ay içerisinde ödemeyen mükelleflerin bedeni kabiliyetlerine göre genel hizmetler ve belediye hizmetlerinde çalıştırılmasını öngörüyordu.

İstanbul’da kurulan üç komisyon tahakkuk eden vergi listelerini 18 Aralık 1942’de açıkladı. Tahakkuk eden vergilerin %87’si gayrımüslim, %7’si müslim mükelleflere yüklenmişti. Geri kalan %6 değişik kalemlerde olup, bunların da çoğu gayrımüslim azınlıklar ve ecnebilerdi.

Sonuçta Aralık 1942 ve Ocak 1943’te İstanbul’da gayrımüslimlere ait binlerce taşınmaz mülk el değiştirdi. 27 Ocak ile 3 Temmuz 1943 arasında, tümü gayrımüslimlerden oluşan toplam 1229 kişi çalışmak üzere Erzurum Aşkale’ye yollandı.

Artan tepkiler üzerin 17 Eylül 1943 tarih ve 4501 sayılı yasa ile bir kısım mükellefin vergi borçları silindi.

15 Mart 1944 tarih ve 4530 sayılı “Varlık Vergisi Bakayasının Terkinine Dair Kanun” ile o tarihe kadar tarh edilmiş, ancak tahsil edilememiş vergilerin silinmesiyle “Varlık Vergisi” uygulaması ortadan kalktı.

Varlık vergisi açıkçası son derecede adaletsiz, etnik ve dini kimliklere göre salınmış tamamı ile keyfi ve vergi adaleti hak hukuk anlayışından yoksun bir vergiydi. 2. Dünya savaşı yıllarında salınan bu vergi açıkçası son derecede büyük bir tepki ve infial uyandırmıştı. Bu vergiden sonra artık Türkiye’de hiç kimse mal, mülk ve servetinin garantisi olduğunu inanmaz hale gelmişti.

Varlık vergisinin tahakkuku tamamen adaletsiz, mesnetsiz ve keyfiydi! İşin içine büyük öçüde partizanlığın karıştığı da açıktır. Verginin matrahı ve nispetinin kanunla tespit edilmemiş olması büyük ölçüde idarenin keyfi takdirine yol açmış ve vergi mükelleflerinin arasında adaletsiz bir yük dağılımı meydana gelmiştir. Komisyon kararlarına karşı itiraz ve temyiz yollarının da kapatılmış olması sorunu daha da vahim bir boyuta taşımıştı. Bu adaletsiz vergi aynı zamanda çok büyük bir servet transferine de yol açmıştır.

Basına kapalı CHP grup toplantısında Başbakan Saraçoğlu “Bu kanun aynı zamanda bir devrim kanunudur. Bize ekonomik bağımsızlığımızı kazandıracak bir fırsat karşısındayız. Piyasamıza egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldırarak, Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz. Bu memleket tarafından gösterilen misafirperverlikten faydalanarak zengin oldukları halde, ona karşı bu nazik anda vazifelerini yapmaktan kaçınacak kimseler hakkında bu kanun, bütün şiddetiyle uygulanacaktır.” Demekteydi.

Bu verginin siyasi ve ideolojik yanı da işte bu konuşmada ortaya çıkmaktadır, bu konuşma ile bir kısım servet sahibinin tasfiye edilmesinin ve servetlerinin uygun görülen kişilere ve devlete transfer edilmesinin planlandığı anlaşılmaktadır.

Vergi politikaları daima vatandaş ile devlet arasında bir gerilim ve çatışma alanı yaratmıştır. Vatandaş tarafından infial yaratacak her türlü vergi ödemeleri vatandaş indinde devlete olan güveni sarsar, inancı ortadan kaldırır ve devletin legalitesini sorgulamaya açar.

Devlet en temelde vatandaşlarını vatandaşlarının malını, mülkünü, servetini korumakla yükümlü bir tüzel kişiliktir bu vazifesini yapamayan ve hatta bizzat kendisi vatandaş için tehdit yaratan bir devlet anlayışı asla kabul edilemez.

Unutmayınız Halife Ömer dahi konulan vergiye tepki gösteren biri tarafından mescidde bıçaklanarak öldürülmüştü.

CHP bu uygulamanın bedelini sonradan sandıkta ödedi. Serbest seçimlere geçilir geçilmez iktidarı kaybetti ve bir daha da seçim kazanmakta hep çok zorlandı.

CHP Lideri ve Kurtuluş savaşı kahramanı İsmet Paşa, ülkeyi 2. Dünya savaşının yıkımından korumuş, bütün dünyanın yandığı yıkıldığı böyle bir savaşta tek bir Türk şehrine tek bir bomba düşürtmemiş, tek bir Türk askerinin bu savaşta ölmesine izin vermemiş, dünya açlıktan kırılırken, milyonlar açlık ve hastalıktan ölürken Türkiye’de kimsenin açlıktan ölmesine müsaade etmemiş olduğu halde ilk seçimlerde yenilmiştir.

Görülüyor ki kim olursanız olun, saldığınız vergiler ne kadar haklı bir sebebe dayanırsa dayansın, adalet, hak hukuk ve doğru oranı gözetmemişseniz vatandaş affetmez.

Vatandaş indinde iktidarların mazereti kabul görmez, yoksulluk ve yoksunluk ile aşırı vergilendirmenin hesabı daima getirilir iktidarların önüne konur, demedi demeyin.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz