Hafta sonu son yılların en kapsamlı vali değişikliği yapıldı, 39 ilin valisi yenilendi, 21’de Mülkiye Müfettişi olarak atandı. Eskiden görevden alınanlar Merkez Valisi olarak atanırdı.

Bu bir tenzili rütbe midir veya FETÖ temizliğinden sonra bu kadrolara yerleştirme yapılması mıdır, tartışılır. Yoksa arka plan gerekçesi, geçen yıl bu zamanlar çok konuştuğumuz metal yorgunluk hastalığına yakalanmaları mı?
Yeni Vali atamalarının diğer dikkat çeken yanı, 13’ünün büyükşehir belediyesi statüsündeki illeri içermesi. Bu bir anlamda yerel seçimlere hazırlıktır.
Ama esas yeni valilerden beklediğimiz, topyekûn sürdürülen enflasyonla mücadele seferberliğine yapacakları katkılardır. Başlatılan seferberliğin bir ayağını en az yüzde 10 fiyat indirimi, diğer ayağını da stokçuyu, fiyatları fahiş oranlarda artıranları bulup ortaya çıkarmaktı. İzlediğimiz kadarıyla sadece Ankara’ya atanan İstanbul Valisi Vasip Şahin uyarılar yaptı, o kadar.
Lakin bir ay geçti, büyük yaygara koparılan ve enflasyonu azıttıkları nedeniyle suçlanan “meçhul” stokçuların hiç biri yakalamadı. Memleketin herhangi bir köşesinden şöyle Vali Beyin yönetiminde, polis ve zabıta ordusu eşliğinde baskınlar, gözaltına almalar, “utanmıyor musun” şeklinde azarlamalar izleyemedik. Bu nedenle kampanyanın bu ayağı havada kaldı, içimiz buruk.
Bu durumda özellikle taze Valiler eğer Ankara’nın gözüne hemen girmek istiyorlarsa, ilk iş olarak çarşı pazar dolaşıp “I am the boss” yani “buraların patronu benim” mesajıyla enflasyonla mücadeleye yardımcı olmalarıdır.
Böyle bir icraat diğerlerinin yanında ön plana çıkar, “yeni Vali ayağının tozuyla stokçu çetesini çökertti” haberleriyle gündem olur. Diğerleri de buna özenir, yarış başlar, bir bakarsınız enflasyon eksiye düşmüş.

EN SONUNDA BULDUK
Valiler henüz bir stokçu bulamadılar ama yıllardır ete kemiğe bürünemeyen ve ekonomideki her dalgalama “olağan şüpheli” olarak gösterilen spekülasyon, manipülasyon suçlusu dış güçleri tespit etmede büyük ilerleme kaydettik.
Sayın Bakan Albayrak’ın açıklamalara göre, Ağustos ayındaki döviz saldırıları bir ülkenin başkentinde planlanmış. Hangisi derseniz, yeryüzünde 200’den fazla başkent var. Eğer tespit doğrusuysa büyük bir çalışma yapılmış. O zaman failleri de bugün yarın açıklanırsa geriye bunları Türkiye’ye getirip yargılamak kalıyor.
Bu tür açıklamalar, ciddi bir güven arayışı içinde olan ekonomimize ne gibi katkılar sağlıyor bilinmez. Belki iç kamuoyunda “vay be” dedirtir ama dışarıda güzel bir tebessüm yaratır çünkü paranın başkenti yoktur.

PANİK ZAM ATAĞI

Enflasyonla mücadele derken en sonunda kamu kesimi de elini taşın altına koydu. Geçen Eylül ayında deli gibi zam yapan BOTAŞ, aradan bir ay geçmeden elektrik üreticilerine verdiği doğal gazın fiyatını yüzde 9 oranında indirdi.
Arkadaş, madem indirecektin yine hesapsız kitapsız zam yaptın? Daha önce de belirttik, BOTAŞ, zam yapmasın aradaki farkı karından karşılasın diye. Şimdiki gerekçe dolar düşüyor olması.
İyi de bu doğal gaz günlük değil, yıllık fiyatlar üzerinden alınıyor. Ya yarın dolar artarsa ne olacak?
Demek ki zam biraz fazla kaçmış, sanayicinin tezgahlarını durdu, elektrik çekmiyor, doğal gaz elde kaldı.
Böyle fiyatlarda aylık indirdim bindirdim olmaz, panik zam atakları herkesin hesabını bozar. Vatandaş bir kere en yükseğine alıştı mı “ne de olsa üç gün sonra yine zam yapılır, aynı fiyatta çıkar” der, bu tür indirimleri fiyatlarına yansıtmaz, farkı kar hanesine yazar. Yapılan indirim de kurbağaya atılan taş misali kalır.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin