Genel kanının aksine, yatırım ve üretim için öncelik para ya da finansman bulmak değildir, öncelik neyi, nasıl ve ne kadar üreteceğini bilmektir. Bunları bilmeyen birinin üretim yapması mümkün değildir.

Toprağı ekmeyi, ürünü biçmeyi, öğütüp un etmeyi, pişirip ekmek yapmayı bilmeyen…

Sürüyü gütmeyi, sağıp süt almayı, sütten peynir, yağ yapmayı bilmeyen…

Dağın kalbinden demiri söküp har ateşte eritmeyi, dövüp saban, orak, çekiç yapmayı bilmeyen…

Hiç üretim yapabilir mi?

İğne kullanmayı bilmeden terzi, saç sakal kesmeyi bilmeden berber, çivi çakmayı, testere kullanmayı bilmeden marangoz, ağ atmayı bilmeden balıkçı olunur mu?

Amazonlardan taş devrini yaşayan yerlileri toplasak ya da Avusturalya’dan Aborjinleri getirsek önlerine bir kamyon para yığsak, tek bir tarımsal ya da sınai ürün üretebilirler mi?

Ülkemizde ekonomik sıkıntı çekenler ve iş bulamayanlar genel olarak bilgi eksikliğinden değil, para ve sermaye eksikliğinden dolayı üretim yapamadıklarını, iyi bir iş bulamadıklarını ya da çalışamadıklarını iddia eder, bilgi eksikliklerinden hiç dem vurmazlar.

İktidarlarda devamlı olarak tasarruf açığından ve sermaye yetersizliğinden dem vurarak dış sermaye bulmaya yahut da dış borç alarak tasarruf açığını kapatmaya odaklanır, buna yönelik politikalar üretir.

Oysa asıl yapılması gereken, ülkemizin BİLGİ AÇIĞINI kapatacak politikalar üretmektir.

İnsanımızın çağdaş üretim bilgisi ve teknolojisine sahip olması için gereken EĞİTİM POLİTİKALARINI GELİŞTİRMEK birincil önceliğimiz olmalıdır.

İnsanın üretim macerası bilgi elde etme, saklama ve iletme becerisi ile doğru orantılı olarak gelişmiştir. Daha çok bilgiye sahip olan toplumlar, insanlarının ihtiyaçlarını daha büyük bir başarı ile karşılayabilecek mal ve hizmet üretimleri yapabilmiş ve bu sayede güçlü ve müreffeh toplumlar oluşturabilmişlerdir. Bu manada bilgi bir toplumun tamamını ve hatta geçmiş bireylerini de kapsayan keşfe, birikime, iletim ve paylaşıma dayalı komünal bir üretim faktörüdür. İlk ateşi bulan, ilk tekerleği keşfeden, ilk metali eriten insanların bilgisini biz bugün dahi üretim yaparken kullanmıyor muyuz?

Bilgiyi keşfetmek, biriktirmek ve aktarmak geçmişi, bugünü ve geleceği kapsayan toplumsal bir faaliyettir. Üstelik bu faaliyet sadece belli bir coğrafi alanı ve toplumu değil gezegenimizde yaşayan tüm insanları kapsamaya ve tüm coğrafyalara yayılmaya yönelik bir özellikte taşır. Bilgi biriktirmek tuğla duvar örmek gibidir, her bilgi bir önceki bilginin üstüne ya da yanına eklenir, duvar böylece büyür.

Başka insanların, başka toplumların yahut da başka firmaların üretebildiğinden daha yüksek bir teknolojiye ve daha mükemmel bir tasarıma sahip olan herhangi bir ürün üretemediğiniz sürece geride, güçsüz ve yoksul kalmaya mahkumsunuz demektir.

Teknoloji üretmek için bilim, tasarım yaratabilmek içinse sanat eğitimi olmazsa olmazdır.

Ne kadar teknoloji ve tasarımı yüksek, ne kadar kompleks bir üretim yapmak istiyorsanız toplumunuzun sahip olduğu bilgi seviyesi ve bu bilgi seviyesini geliştirip, paylaşacak eğitim sisteminizin de seviyesi o kadar kompleks ve yüksek olmalıdır.

Türkiye’yi yöneten ve geleceğe hazırlamak ile görevli olan iktidar mensuplarını, bir an önce toplumumuzun asli sorunu olan BİLGİ EKSİKLİĞİNE odaklanmaya ve eğitim politikaları başta olmak üzere bu BİLGİ EKSİKLİĞİNİ giderecek tedbirleri almaya davet ediyorum.

Türk kamuoyu olarak biz bu BİLGİ EKSİKLİĞİ sorunumuzun farkında olmaz ve iktidardan öncelikle bu sorunumuzu çözecek iş ve eylemleri talep etmez isek, iktidarlar seçim dönemini aşan, uzun vadede getirisi olacak, yüksek maliyetli ve zahmetli bu tip işlere odaklanmayacak, pansuman tedaviler ile günü geçiştirmeye çalışacaklardır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz