Üniversiteler pandemiye hızla adepte oldu

0
12

Korona Virüs Salgını sosyal hayatta derin izler bıraktı. Eğitim sisteminde de hızlı değişimlere neden olan pandemi sonrasında üniversitelerde eğitim modeli değişti. Öğrenciler artık uzaktan eğitim ile derslere girmekte.

Özgür ALTIN/ANKARA

Ankara’da sadece Başkent Üniversitesi’nde bulunan Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Programı öğrencileri derslerini Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) belirlediği şekilde devam ettiriyor. Program Başkanı Öğretim Görevlisi Şirin Gazialem uzaktan eğitim hakkında bilgi verdi. Gazialem: “ Uzaktan eğitime geçildikten sonra biz de ilk etapta pandemi hepimizi sarstı şoka uğrattı ama bu süreçte tabii hızla adapte olan üniversitelerden biriyiz.” dedi.

‘PROGRAM OLARAK UYGULAMALI BİR ALAN’

Fotoğrafçılık ve Kameramanlık programının uygulamalı bir bölüm olduğunu vurgulayan Gazialem pandemi sürecinde belirlenen kurallarla eğitimin başladığını vurguladı. Gazialem: “ Uzaktan eğitime geçildikten sonra biz de ilk etapta pandemi hepimizi sarstı şoka uğrattı. Ama bu süreçte tabii hızla adapte olan üniversitelerden biriyiz. Program olarak da uygulamalı bir alan. Özellikle biz bir Meslek Yüksekokulunda olduğumuz için uygulamanın daha fazla olduğu bir program bizimkisi. Bunda da geçtiğimiz sene bahar döneminde birçok çalışma proje üzerinden olduğu için çok fazla sıkıntı yaşamadık. Tabiki sıkıntılar oldu ama bu, öğrencilerimizin sokağa çıkamamaları, genel olarak getirilen yasaklarla ilgili sıkıntılara bağlı şeyler oldu. Projelerini dışarda gerçekleştirmeleri gerekirken daha çok kapalı mekanlara dönmek zorunda kaldılar. Bu dönemde de ilk haftalar genellikle giriş derslerimiz olur. Makinaların, ekipmanların tanıtıldığı ve dolayısıyla da herkesin bireysel olarak kendi ekipmanlarıyla çalıştığı uygulamaların yoğun olduğu dersler var.” dedi.

Teorik derslerde sorun oluşmadığını ifade eden Gazialem sözlerine şöyle devam etti; “ Teorik derslerde bence çok bir problem oluşmuyor ama tabiki uygulamalı derslerde az önce de bahsettiğim gibi sıkıntılar oluşabiliyor. Çünkü bendeki fotoğraf makinası farklı başka bir öğrencideki makine farklı, biz bunları yüz yüzeyken öğrencinin fotoğraf makinasına bir eğitimci olarak tanıdığımız için o şekilde yönlendirebiliyoruz. Uzaktan eğitimde bunu nasıl yapabiliriz? birçok makinanın kullanım kılavuzu vs. gibi şeylere ulaşmak kolay olduğu için bu şekilde çözmeyi düşünüyoruz.  Tabii ki henüz bu derslere başlamadık ama planlamamız bu yönde diyebiliriz. Zaten Başkent Üniversitesi’nin güz dönemine ilişkin yayımlanan bir uygulama esasları var. Şuanda tabiki pandeminin seyrini bilemiyoruz, umarım her şey iyiye gider ve belirlenen tarihler arasında uygulamaları yapabiliriz.”

‘TELAFİLER OLACAK’

Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu olarak öğrencilerin mağdur olmaması için gerekli adımların atıldığını belirten Gazialem olası bir durumda telafi derslerinin olacağını ifade etti. Gazialem: “ Normalde biz dönem içinde uygulamalarımızı farklı zaman dilimlerine yayarken bu dönemki planlamamızda belli haftalara yani dönemin sonundaki haftalara topladık, ola ki pandeminin gidişatı çok istediğimiz bir yönde olmadı daha olumsuza seyrederse de öğrencilerimizin tabii ki kayıp yaşamaması için önümüzdeki dönem bu telafiler olacak. Bununla birlikte uzaktan eğitim sırasında biz öğrencilerle karşılıklı etkileşim içinde olabileceğimiz platformlar tercih ettik, bu çok önemli. Sadece mono bir şekilde öğretim elemanının görüldüğü paylaşım platformları değil, öğrenciyi de bizim bir şekilde görebildiğimiz en azından gerekli durumlarda ders sırasında kamerasını açıp bize gösterebileceği programları tercih ettik. Çünkü bu gerçekten bir sınıf ortamı gibi neredeyse, tabiki aynısı değil ama buna yakın bir şekilde olanak sağlıyor. Biz de bu sayede mesela ders saatimiz üç saat ise bu kadar saatte dersimizi yapabiliriz eğer öğrenci katılımı da olursa.” dedi.

Sosyal ağlarda çok fazla kaynağın olduğunu ve bunun avantaj olabileceğini vurgulayan Gazialem sözlerine şöyle devam etti; “ Çok fazla tabiki görsel olarak materyal var, kaynak var çeşitli sosyal ağlar üzerinde, bu da bir avantaj sağlıyor bize. Ancak sosyal ağlar üzerinden doğru kaynakların olmadığı çok fazla bilgi de paylaşılabiliyor. Ama biz bunu avantaja çevirmeyi düşünüyoruz. Çünkü yönlendirici birisi olduğu takdirde kişi zaten özellikle bu tür uygulamalı alanlarda hocanın görevi, vasfı budur bence. Doğru yönlendirecek birisi olduğu zaman oradaki kaynağında hangisinin daha verimli daha doğru olduğunu tespit edebiliriz diye düşünüyorum. Kısacası biz de bunu aktif olarak kullanabiliriz, buna ek olarak bizim alanımız bildiğiniz üzere uzaktan mesaj üretmek üzerine bir alan. Dolayısıyla biz zaten bir mesajı bir kitle iletişim aracı yardımıyla bu bir fotoğraf makinası ya da hareketli görüntü çeken bir kamera olabilir, yazılı bilgi olabilir.

Bununla saptayıp yine bir basın yayın organı ya da internet üzerinden kitleye yaymak üzerine bir alan.  Dolaysıyla biz mesajı oluşturduktan sonra bunu zaten oluşturmak üzerine bir eğitim veriyoruz. Şuanda da yaptığımız şey aslında bizim yıllardır anlattığımız şey diyebilirim. Bundan dolayı şuanda bizim oluşturduğumuz mesaj aslında öğrenciye aktarmak istediğimiz mesaj ve biz de bunun yöntemlerine biraz hakim olduğumuz için program olarak avantajlıyız diye düşünüyorum. Zaten kamera çekimine, video çekimine hakimiz, bunları internet üzerinden paylaşmaya hakimiz.”

‘DERS YOLUYLA ANLATIYORUZ’

Pandemi öncesi dönemde geziler, kısa film çalışmaları, sanat sergileri, karanlık oda gibi öğrencinin sanatla buluşması için çalışmalar yapıldığını ancak artık yeni normalde bunu ders olarak aktardıklarını belirten Gazialem sözlerine şöyle devam etti; “ Kısa filmler de çekiyorduk ama şuan ki durumda bunları ders yoluyla anlatıyoruz. Öğrencilerimiz bu süreçte yine de kendi projelerini oluşturup geliştiriyorlar. Örneğin kurgu ile ilgili derslerini bu şekilde yürütebiliyorlar. Aynı şekilde fotoğraf işleme ile ilgili dersleri de geçtiğimiz dönem bu şekilde yürüttük. Bu sınıftaki eğitime göre daha mı iyi daha mı kötü? aslında bana kalırsa çok da bir farkı yok. Çünkü zaten öğrenci sınıftayken de kendi bilgisayarıyla bizim o göstermek istediklerimizi, programı takip edebiliyor ve bunu uygulamaya dökebiliyor. Biz de sonucuna bakarak dönüşte bulunuyoruz. Eğitimimiz zaten aktarılırken bu şekilde ilerliyor, şimdi ise ben ekranımı öğrencilere yansıtıyorum, onlar oradan izliyor, kendi bilgisayarları üzerinden yapıp ekranlarını benimle paylaşıyorlar, sadece fiziksel ortamımız farklı.

o yüzden bu tür derslerde ben farklılık olmadığını düşünüyorum. Hatta daha verimli çünkü ekran kalitesi ile alakalı olarak süreci daha doğru bir şekilde yürütebiliyoruz. Öğrencilerin yaptıkları uygulamaları direkt benim ekranıma yansıtmaları aynı zamanda zamandan da tasarruf sağlıyor. Önceden yaptıkları ödevleri flash disk’e atıp sonrasında sınıfta tekrar açmaları gerekiyordu. Ancak şimdi daha kısa sürede bu süreci geçirebiliyoruz.  Tabiki öğrencilerimizin bazılarının motivasyonu düştü, bazılarının da katılımlarını olumlu anlamda etkiledi bu süreç. Hani hep olumsuz şeylerden bahsediliyor ya aslında olumlu tarafları da var. çünkü fiziksel olarak normal zamanda bir derse katılamadığı durumlar olabiliyor, ama şimdi öğrenci sosyal ağ üzerinden bulunduğu yerden dersimize katılabiliyor. Bunun yanında derslerimiz kayıt altına alınıyor, biz bunları üniversitemizin sistemi üzerinde paylaşıyoruz. Bu nedenle kaçırdığı bir dersi ya da tekrar dinlemek istediği bir dersi defalarca dinleyebiliyor. Yüz yüze eğitimde ise bu durum sadece ders saatleri içerisinde gerçekleştirilebiliyor, kaçırdığı dersi tekrar etme şansı yok, tabiki telafi için hocasıyla görüşebilir ama birebir dersin tamamını dinlemek gibi olmuyor. O yüzden uzaktan eğitim şuan böyle bir avantajı var.”

SEKTÖRDEN UZMANLAR ÇAĞRILIYOR

Uzaktan eğitimin bir avantajının da sektör içinde bulunan uzmanların öğrencilere video konferans ile aktarımda bulunması olduğunu ifade eden Gazialem öğrencilerin sektörle tanışmalarını amaçladıklarını vurguladı. Gazialem: “ Bizim alanımızda yine çok önemsediğimiz şeylerden bir tanesi aslında birçok alan için geçerli tamam biz akademik olarak anlatıyoruz ama sektörde durum nasıl? ya da bu işin gerçek anlamında sahasında olan insanlar neler yapıyor? zaman zaman konuklar çağırıyorduk, öğrencilerimizle bunları paylaşıyorduk. Ama bunlar tabiki fiziksel ve zamansal bağlılıklara bağlı şeylerdi. Mesela bu tür bir eğitim bence bu sınırları da ortadan kaldırıyor. şuanda benim derslerim için bağlantıya geçtiğim birkaç kişi var ve çeşitli dönemlerde derslerimde konuk etmeyi düşünüyorum. Kendi alanında gerçekten duayen olmuş isimleri derslerime konuk ederek öğrencilerin bu alandaki verimliliğini artırmak gibi hedeflerimiz var. Umarım dönem içerisinde gerçekleştirebiliriz. Şuanda olumlu yönde seyrediyor. Farklı bir şehirde normal şartlarda bu ağırlamamamız belki mümkün değil ama uzaktan olduğu zaman yarım saat ya da bir saat zaman ayırıp o da katılabiliyor. Bundan dolayı bu açıdan artı noktalar da bulunuyor. Olumsuz tarafları yok mu? tabiki var. Bir kere öğrencilerin motivasyonu açısından en büyük olumsuzluk. Direkt yüz yüze görmekle motive etmek ile bir ekranın arkasından motive etmek arasında tabiki fark var. Geçtiğimiz dönem her şey çok hızlı gelişti. Herkes kendini birden böyle bir işin böyle bir ortamın içinde buldu ama bu dönem mesela daha planlı olarak derslerimize hazırlandık. bunu bilerek hazırlandık. Birdenbire kendini başka bir işin içinde bulmaktan daha farklı bir şey, o yüzden de önyargıların zaman içinde kırılacağını düşünüyorum.” dedi.

YÖK tarafından belirlenen kurallara uygun olarak derslerin yapıldığını tekrar vurgulayan Gazialem geçmiş dönemlerden dersi tekrar alması gereken öğrenciler içinde bazı planlamalar yaptıklarını ifade etti. Gazialem: “ Geçmişte dönemde o dersi almış fakat bu sene zorunlu olarak tekrar alması gereken öğrenciler var. Mesela fotoğraf baskı teknikleri, alternatif baskı gibi bunda da hani şöyle bir planlama yaptık, bu aşamaları kayıt altına alacağım ve öğrencilerimizle paylaşacağım. Tabii ki o sırada uygulamayı yaptıramama belki ama uygulamayı yapabileceğimiz haftalarda da öğrencilerde bunu uygulayacaklar.” dedi.

STAJ ÖĞRENCİYİ SEKTÖRLE BULUŞTURUYOR

Pandemi nedeni ile derslerin uzaktan verildiğini belirten Gazialem, stajlarda ise öğrencilerin sektörü tanıması için sosyal mesafe ve hijyen kurallarına uygun şekilde zorunlu olmadan bir program belirlediklerini belirtti. Gazialem: “ Kendi alanımızda belki bir televizyon kanalı gibi daha kalabalık alanlara sokmadık öğrencileri ama zaten bireysel olarak bir fotoğrafçı ile çalışan öğrencilerimiz de oluyordu stüdyoda, ajansta vs film projesi gerçekleştiren gene bu tür projeleri gerçekleştirmelerini istedik. Bir fotoğrafçı ile staj yapacak ama sadece bizden ders alırmış gibi olmasını istemedik çünkü stajın en büyük katkısı nedir sektörle bir şekilde iletişim kurmasını sağlamaktır. Dolayısıyla da hiç olmazsa bir isimle tanışsın çok böyle sosyal mesafede veya yüz yüze gelmeden de onun yönlendirmesi ile bir proje gerçekleştirsin idi amacımız. Bunuda bir çok öğrencimiz yaptı stajını yapan bunu tercih ettiler.” dedi.

RESİM DEĞİL FOTOĞRAF

Sosyal hayatta resim ve fotoğrafın çok karıştırıldığını ifade eden Gazialem çekilen bir fotoğrafa resim denilmemesi gerektiğini vurguladı. Gazialem: “ Fotoğraf ve resim hani İngilizcede benzer şeylerin üstüne temelleniyor. Ama hani fotoğraf bir çok kompozisyon kuralı gibi resim geleneklerini üstüne oluşmuş temellenmiş durumda ama her ikisinin ortaya çıkışı oluşum süreci tabii ki birbirinden farklı. Resim dediğimiz zaman dolayısıyla elle yapılan çizilen bir şeyi algılamalıyız fotoğraf dediğimizde ise bir kamera aracılığıyla hani saptanan kaydedilen bir görüntüyü algılamalıyız. Dolayısıyla da John Berger buna çok güzel bir açıklama getiriyor, ‘resim gerçekliğin içinden toplanan bir şeydir, fotoğraf ise ayıklanan bir şeydir’ dolayısıyla ikisinin birbirinden farklı olduklarını da vurguluyor.” dedi.

Fotoğrafçılığın Türkiye’de giderek daha da profesyonelleştiğini ve bu alanda en iyi eğitimi Başkent Üniversitesi’nde verdiklerini ifade eden Gazialem, Ankara’da fotoğrafçılık eğitiminin üniversite olarak sadece Başkent Üniversitesi’nde program olarak okutulduğunu belirtti. Gazialem; “ Türkiye’de yaygınlaştı. Ankara’da hala tek Başkent Üniversitesi’nde ve hani İstanbul’da birkaç üniveristede var. Açık öğretim fakültesinde var. Çok fazla artık ulaşılabilir oldu. İnternet ve dijitalleşme ile birlikte, şuanda daha yoğun bir şekilde doğru hocayı bulmak bu her açıda her alanda önemli bir şey. Bu konuda bizim verdiğimiz eğitime güveniyorum.” dedi.