Umutsuzluğu biz yıkacağız

84

CHP LİDERİ KILIÇDAROĞLU’NUN SONSÖZ’E ÖZEL 95. YIL MESAJI

Gazi Mustafa Kemal Atatürk 9 Eylül’de Cumhuriyet Halk Partisini kurdu (CHP) ve ilk Genel Başkanlığına 11 Eylül 1923’de seçildi. Atatürk hayatını kaybettiği 10 Kasım 1938’e kadar 15 yıl görev yaptı.


Aradan 95 yıl geldi, geçti ve bugün “asırlık çınar” olmasına 5 yıl kala CHP’nin o anlamlı makamında, Atatürk’ün Genel Başkanlık emanetini Kemal Kılıçdaroğlu taşıyor.


Vekilleri saymazsak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Bülent Ecevit, Deniz Baykal, Hikmet Çetin, Altan Öymen’in Genel Başkanlıklarından sonra CHP’nin 7. Genel Başkanıdır Kemal Kılıçdaroğlu.
Kemal Kılıçdaroğlu’na, “95. Kuruluş yıldönümünde Atatürk’ün emaneti CHP için neler söylemek istersiniz?” diye sordum ve Sonsöz’e özel bir açıklama aldım.


İşte Kılıçdaroğlu’nun yanıtı:
“Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 95. Yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyet Halk Partisi’ni, kuruluşunun birinci yıldönümünde “Bütün milleti kadrosu içine alan mukaddes bir cemiyet” olarak tanımlar.
Peki, bütün milleti bu mukaddes cemiyetin çatısı altında buluşturan neydi?
Atatürk’ün, 16 Eylül 1924’de CHP Trabzon İl Örgütü’nde yaptığı konuşmaya yeniden dönelim:


“…Halk Fırkası, memleket ve milletin her türlü dayanaktan mahrum bırakılarak felâkete atıldığı uğursuz hengamede, bütün milleti kadrosu içine alarak kuvvet ve kudret yapan, harici düşmanlarını kovan, dahili düşmanlarını imha eden, halka hürriyet ve hakimiyet temin eden mukaddes bir cemiyettir.


Halk Fırkası hiçbir safsataya iltifat etmeyerek, Türk Cumhuriyetini kuran devrimci ruhun bütün memleketlerde karşılık bulmasıdır…”
Atatürk’ün, 94 yıl önce yaptığı bu tanım, hiç şüphesiz Cumhuriyet Halk Partisi’nin 95 yıllık tarihinin de ruhunu oluşturuyor.
95 yıl boyunca “Memleket ve milletin her türlü dayanaktan mahrum bırakıldığı, uğursuz bir hengamenin yaşandığı bir dönemde, herkesi çatısının altında buluşturan mukaddes, devrimci bir parti” olmaktan vazgeçmedik.


CHP’nin temelini, ilk kurultayımız olarak kabul ettiğimiz Sivas Kongresi’ne (4 Eylül 1919) katılan 40 kadar delege attı. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde alınan “Vatanın bölünmez bütünlüğü, manda/ himayenin kabul edilemezliği ve milli iradenin hakim kılınması hedefi” CHP’nin günümüzde de süren devrimci kimliğinin ana omurgasını oluşturdu.
Bu üç hedefle birlikte ele alındığında CHP vatanperverlerin gerçek partisidir.


CHP sadece bir parti değil, kendisiyle birlikte tüm mazlum milletlerin de huzurlu geleceğini düşünen bir vatandaşlık bilincinin dayanağıdır.
CHP, Türkiye’nin içinden geçtiği bu sıkıntılı dönemde umutsuzluğu yıkacak tek adrestir.
Dünyanın saygın devletleri arasındaki yerini yeniden almış, komşularıyla barış içinde yaşayan, hakça paylaşıma dayalı yeni bir üretim ve kalkınma planlaması uygulayan, bilimsel aklın mevcudiyetinde eğitim problemlerini çözmüş, toplumsal kardeşliğini sağlamış, herkes için adalet ülküsüne bağlı, demokrasiyle taçlandırılmış bir cumhuriyet olarak geleceğe yürüyeceğiz.
Bu yürüyüşün öncüsü, 95 yıl önce ve 95 yıl boyunca olduğu gibi Cumhuriyet Halk Partisi’dir.


Bir kez daha Mustafa Kemal Atatürk’e söz verelim, CHP’nin 4. Büyük Kurultayı; 9 Mayıs 1935:


“… Uçurum kenarında yıkık bir ülke… Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar… Yıllarca süren savaş… Ondan sonra, içeride ve dışarıda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız devrimler… İşte Türk genel devriminin kısa anlatımı…”
Türkiye Cumhuriyeti’nin, “Uçurumun kenarında yıkık bir ülkeden, içeride ve dışarıda saygıyla tanınan yeni bir vatana dönüşmesinin” bu kısa anlatısı bizlere umutsuzluğu yasaklıyor.
Biz başaracağız; tek adam rejimine karşı, diktatörlüğüne karşı elbette biz kazanacağız.
Yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi…!”