Ülkü İnsanı ve Nihal Atsız

92

Millî değerlere ve inançlara sahip çıkarak milletini yüceltme sevdasının adı olan Ülkücü Hareket; özünde taşıdığı tutarlık, dürüstlük ve samimiyetin sonucu olarak, her geçen gün daha fazla milletinin beğenisini ve takdirini kazanan bir hareket haline gelmektedir.

Geçmişte çilelere, baskılara maruz kalmış olan Ülkücü Hareket, kendisine gönül veren ülkü sevdalılarının büyük mücadelesi ve fedakârlıkları sonucu bugünlere gelebilmiştir. Ülküsü için mücadele eden, çile ve baskılar karşısında boyun eğmeyen, ülküsünü yüksek bir ahlakla harmanlayan bu hareketin önderleri, günümüzün ülkücüleri için örnek insanlardır. Hüseyin Nihal Atsız, mücadeleci ruhu, ülküsüne olan sevdası ve ahlaklı kişiliğiyle milletini yüceltme sevdasına büyük emekler vermiş örnek bir dava adamıdır.
Hüseyin Nihal Atsız, 1905 yılında İstanbul’da doğmuştur. Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü 1930 yılında bitirmiş, Türkiyat Enstitüsünde asistanlık, ardından Malatya ve Edirne liselerinde Türkçe öğretmeni olarak görev yapmıştır. Nihal Atsız, Türkçülük akımını destekleyen dergiler çıkarmıştır. Bunlar arasında; Atsız Mecmua, Orhun, Orkun, Ötüken adlı dergiler sayılabilir. Irkçılık- Turancılık davasında yargılanan Nihal Atsız’ın, 1947 yılında beraatına karar verilmiş, 1947–1949 yılları arasında kendisine iş verilmeyen Atsız, geçinmek için kitaplarından bazılarını satmak zorunda kalmıştır. 1949’da Süleymaniye Kütüphanesine uzman olarak tayin edilen Nihal Atsız, 1950 yılında Haydarpaşa Lisesi Edebiyat öğretmenliğine tayin olmuştur. Buradaki iki yıllık görevinin ardından Süleymaniye Kütüphanesindeki görevine tekrar tayin edilen Atsız, 17 yıl bu görevde çalıştıktan sonra, 1969’da emekliye ayrılmıştır.
 Milletin Yürütücü Kuvveti
Ülkü sahibi milletlerin tarihte büyük işler başaracağına inanan Nihal Atsız, Ülkü sahibi olmanın ne kadar önemli olduğunu şu şekilde açıklamıştır: “Bir Milletin yürütücü kuvvetine ‘Ülkü’ denir. Toplumlardaki kişileri birbirine bağlayan nesne sadece kök birliği, çıkar ve ihtiyaç değil, bunlarla birlikte ve aynı zamanda ülküdür. Ülküsüz topluluk, yerinde sayan, ülkülü topluluk yürüyen bir yığındır. Sözlük anlamı ‘and’ ve ‘uzak hedef’ demek olan ‘ülkü’ topluluğu, aynı yolda yürüyen bir kuvvettir ki, bu uğurda insanlar birbirlerine karşı içten sözleşmiş gibidirler. Ülkü; ilk önce insanların gönüllerinin derinliğinde, şuur altlarında, hayallerinde doğar ve önce kendini destanlarda gösterir. Sonra şuura geçer, büyük kılavuzlar tarafından açıklanır. Daha sonra da büyük kahramanlar, onu gerçekleştirmek için büyük hamleler yapar. Bu hamle sırasında da ülkülü millet, kahramanların ardından gönül isteği ile koşar. Bütün bu uğraşmalar arasında da millet yürür; önce manen, sonra maddeten ilerler, olgunlaşır, erginleşir…”
 Görev Ahlakı
Görev ahlakı, samimiyet, dürüstlük ve inanç kavramları, Nihal Atsız için son derece önemli kavramlardır. Bu kavramların milletimiz için taşıdığı önem ve değer, bugün her zamankinden daha fazladır. Nihal Atsız’ın bu konuda yaptığı öneri ve uyarılar gerçekten çok önemlidir: “…Gerçekten Türkçü olmak kolay değildir. Her önüne gelen Türkçü olamayacağı gibi, her Türkçüyüm diyen de Türkçü olamaz. Her Türkçü, bulunduğu yerin görevini inançla yaparsa, Türkçülük ülküsü sağlamlaşır. Türklük güçlenir. Türkçülerin ilk işi, görevlerini, arınmış gönül ve inanmış yürek ile yapmaktır.”
Çile ve baskılarla dolu hayatını, milletini yüceltme sevdasına adamış olan Nihal Atsız,11 Aralık 1975 tarihinde vefat etmiştir. Ruhu şad olsun…