ÜLKEMİZDE “GEREKSİZ GÜNDEMLERİN SON BULMA VAKTİ ÇOKTAN GELDİ”

0
149
- Reklam -

Saadet Partisi Genel Başkanvekili Prof. Dr. Sabri Tek, ülke gündeminde yaşanan son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ESMA ALTIN– Saadet Partisi Genel Başkanvekili Prof. Dr. Sabri Teki, ülke gündeminde yaşanan son gelişmeler hakkında açıklamalarda bulundu. İstanbul’daki yoğun kar yağışına da değinen Teki, tüm kamu kurumlarının böylesi durumlarda baş başa verip çalışması gerektiğini savunarak; “Böyle zamanlarda, siyasi hesap ve kaygıları öne çıkarmak, o kaygıyla hizmet sunmak, ahlaki olmadığı gibi, insani bile değildir. ‘İlçe belediyeleri yolları açtı, fakat büyükşehir üzerine düşeni yapmadı’ vs. bu tür cümlelerin hiçbiri, bir kamu görevlisi ve siyasi sorumlu için mazeret olarak kabul edilemez ve bu, eskilerin deyimi ile sakim bir mantıktır ve bu mantığı asla doğru bulmuyoruz. Bizim için asıl ve önemli olan, hiçbir vatandaşımızın mağduriyet yaşamamasıdır. Tüm kurumlar tam bir işbirliği halinde hareket etmeli, bu sınavı hep birlikte başarı ile vermeliyiz. Milletimize ve devletimize yakışanı da budur.” dedi.
‘KURUMLAR İŞBİRLİĞİ YAPMALI’
İstanbul’da son günlerde yaşanan yoğun kar yağışlarına değinen Teki sözlerine şöyle devam etti; “Kuraklığın zirve yaptığı son yıllarda, böylesine bir kar yağışı bereketini uzun zamandır hepimiz özlemiştik. Diğer taraftan, kar yağışları ve aşırı soğuk havaların sebep olduğu olumsuzlukları da maalesef ülke ve millet olarak yaşıyoruz. Trafikte aksamalar, hatta tamamen kapanan yollar. Özellikle, İstanbul başta olmak üzere, kar engeli nedeniyle, havaalanları ve karayollarında saatlerce mahsur kalan vatandaşlarımız. Bu karda kışta evi barkı olmayanlar veya evi yurdu olup da ısınamayanla ısıtamayanlar. Şiddetli geçim sıkıntısı içinde yaşayan, birkaç tane daha ucuz ekmeği alabilmek için bu kış ve soğuk şartlarda kuyruklarda sıra bekleyen milyonlarca yoksul ve emekli insanımız. Her birinin sıkıntısını yüreğimizde hissediyoruz. Kamusal hizmet sunan tüm yetkili kişi ve kurumlara çağrıda bulunuyoruz: Gerekli ve yeterli tedbirleri lütfen zamanında ve eksiksiz şekilde alın. Hiçbir insanımız aç ve açıkta kalmasın. Kamusal imkanları sonuna kadar kullanarak evlerde, yollarda ve ulaşım terminallerinde mağdur, mahsur, mahzun ve çaresiz kalmasına neden olmayın. Bilinç ve sorumluluk düzeyi yüksek medeni bir toplum gibi, kamusal hizmetleri halkımızın, milletimizin ayağına kadar götürelim. Bu temenni ve değerlendirmeleri, hiçbir siyasi görüş, parti, kurum ve kuruluş farkı gözetmeksizin açıkça ve büyük bir samimiyetle dile getiriyoruz.”
Bu tarz durumlarda tüm kamu kuruluşları ve yönetim mekanizmalarının birlikte çalışması gerektiğini savunan Teki, şunlara dikkat çekti; “Böyle zamanlarda, siyasi hesap ve kaygıları öne çıkarmak, o kaygıyla hizmet sunmak, ahlaki olmadığı gibi, insani bile değildir. ‘Gaziantep’te şöyle olmuştu da İstanbul’da böyle oldu’, ‘Aslında orası merkezi hükümetin görev ve yetki sınırlarında ama diğer taraf şu belediyenin yetki alanında’, ‘Büyükşehir çalışıyor ama ilçeler çalışmıyor’, ‘İlçe belediyeleri yolları açtı, fakat büyükşehir üzerine düşeni yapmadı’ vs. bu tür cümlelerin hiçbiri, bir kamu görevlisi ve siyasi sorumlu için mazeret olarak kabul edilemez… Ve bu, eskilerin deyimi ile sakim bir mantıktır ve bu mantığı asla doğru bulmuyoruz. Bizim için asıl ve önemli olan, hiçbir vatandaşımızın mağduriyet yaşamamasıdır. Tüm kurumlar tam bir işbirliği halinde hareket etmeli, bu sınavı hep birlikte başarı ile vermeliyiz. Milletimize ve devletimize yakışanı da budur. Bir başka uyarıyı da yapmak istiyoruz: Vatandaşlarımız da getirilen kural ve tedbirlere hassasiyetle riayet etmelidirler.”
‘ASGARİ ÜCRET İLE AÇLIK SINIRI ARASINDAKİ FARK 674 TL OLDU’
Hayat pahalılığı ve bunun karşısında vatandaşların yaşadığı geçim sıkıntılarına ilişkin görüşlerini aktaran Teki, asgari ücret ile açlık sınırı arasında kısa zamanda fark meydana geldiğini belirterek şunları kaydetti; “2022 Ocak ayı değerlendirmelerine göre gıda fiyatlarındaki yıllık değişim yüzde olarak: Ekmek, un, bulgur, makarnada 80.24; süt, süt ürünleri, yumurta 73.18; yağ 80.24; meyve 96.6; sebze 16.21; bakliyat 11; diğer 52,54. Ortalama 87,65. Bu yüksek fiyat artışlarına rağmen, yeterli gelir artışına sahip olmayan işçimiz, memurumuz, emeklimiz bu kış şartlarını geçirmekte bu yıl iyice zorlanacak gibi görünmektedir. Çünkü yapılan araştırmalara göre, ülkemizde 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 4 bin 924 TL’ye yükselmiş bulunmaktadır. Daha yeni tespit edilmiş, büyük bir artış olarak takdim edilmiş olan asgari ücret ise 4 bin 250 TL idi. Kısa zamanda, açlık sınırı ile asgari ücret arasındaki fark üzüntüyle belirtiyorum ki 674 TL olmuştur. Tabii ki, bu durumda daha ucuza ekmek alabilmek için Halk Ekmek kuyruklarında sıra beklemek zorunda kalmaktadır.
Bu şartlarda kışı geçirmek mücadelesi içinde olan ülkemiz, şimdi de ekonominin can damarı üretim üsleri durumundaki Organize Sanayi Bölgelerinde, üç günlük enerji kesintisiyle karşılaşmış bulunmaktadır. Üç gün boyunca OSB’lerde hiçbir üretim yapılamayacak, verilen taahhütler yerine getirilemeyecek, bunlara gelecek cezalar yüklenilecek. Bu durumda OSB’lerde faaliyet gösteren sanayi kuruluşlarının, doğal olarak ülkemizin ekonomik zararı milyar dolarları bulacak. Yapılan hesaplamalar doğru ise sadece demir çelik ve otomotiv sektöründe bu ekonomik kaybın 1 milyar doları bulacağı söylenmektedir. Yılbaşından bu yana sanayide kullanılan doğalgaza yüzde 50’nin üzerinde bir artış yapılmışken, üstüne üstlük tedarikte de büyük sıkıntılar yaşanırken, Türkiye’nin sadece siyasi alanda değil, ekonomik alanda da nasıl bir yönetim kriziyle karşı karşıya kaldığı açıkça görülmektedir. Doğalgaz ve elektrik zamlarının yanında yaşanacak olan kesintiler, şüphesiz ki tüketicinin karşısına zamlı ürünler olarak çıkacaktır. İşte o zaman hükümet, şimdiye kadar olduğu gibi mesul olduğu sonuçları görmezden gelerek üreticilerin fahiş fiyat uyguladığını ya da stok yaptığını iddia ederek yine sorumluluktan kaçmaya çalışacaktır veya sorumluluğu ‘dış güçlere’ yüklemek isteyecektir.”
‘ÜLKEMİZDE GEREKSİZ GÜNDEMLERİN SON BULMA VAKTİ ÇOKTAN GELDİ’
Türkiye’de gündemin gereksiz yere meşgul edildiğini iddia eden Teki, vatandaşların gerçek gündemini ve bunlara yönelik çözüm yolları bulunması gerektiğini ifade ederek; “Algı üretmek için magazin konularının bile en hararetli başlık haline getirildiği bu sosyal ve siyasal iklimin son bulması gerekiyor. İnsanımızın tek göz odada, televizyon ışığında, battaniyelerinin altında vakit geçirmek zorunda kaldığı, soğuk kış günlerinde sobasını yakamadığı, doğalgazını açamadığı, ısınamadığı ve karnını doyuramadığı bir odada, biz ülkenin gündemi olarak ne tür konuları konuşuyoruz? 2022 Türkiye’sinde TV programlarına katılanların, köşe yazarlarının, siyasi parti kadrolarının ve halkımızın konuştuğu, tartıştığı, konular bunlar mı olmalı? Bu tür gündemleri kim empoze ediyor da millet olarak başka şeyleri düşünemez hale getiriliyoruz? Bunu bu güzel ülkemize ve aziz milletimize yakıştıran biri varsa beri gelsin.
İnsanımızın hayat standartlarını nasıl yükseltebiliriz; bunu konuşmalıyız. Açlık ve yoksulluk sınırının altındaki milyonlarca insanımızın geçim derdini nasıl halledebiliriz? Bunu konuşmalıyız. Yüzde 12’lerde seyreden işsizliği, yüzde 30’lara varan genç işsizlik sorununu nasıl çözebiliriz, gençlerimize nasıl yeni iş alanları açabiliriz, istihdamı ve üretimi nasıl artırabiliriz? Oturup bunları konuşmalıyız. Karla mücadele başta olmak üzere, kurumlar arası koordinasyonu nasıl güçlü ve etkin hale getirebiliriz? Gündemimiz bunlar olması gerekmez mi? Enerji başta olmak üzere, tüm alanlarda dışa bağımlılığımızı nasıl azaltabiliriz? Üretimdeki aksamaları ortadan kaldıracak tedbirleri nasıl alabiliriz? Bunları dert edinip konuşan kaç kişi görebiliyoruz? Gittikçe derinleşene toplumsal kutuplaşma ve ahlaki yozlaşmayı nasıl durdurabiliriz, gelecek nesilleri bu tür yozlaşmalardan nasıl koruyabiliriz? Bunu günümüz nesilleri düşünmeyecek de kim düşünecek? Hep birlikte bu tür konulara kafa yormamız bizim tarihi sorumluluğumuz değil mi? Saadet Partimizin öncelikleri ve gündemi bunlardır; ‘o onu demiş, öteki şunu demiş, beriki şöyle yapmış, diğeri de şunu yapmamış.’ Bırakalım artık bunları. Önceliğimiz milletimizin derdidir. Tercihimiz milletimizin derdine derman olmaktır. Gündemimiz milletimizin problemlerini çözmeye odaklanmaktır.” şeklinde konuştu.

- Reklam -