Ülkelerin çoğunda bu uygulama var. Bir ülkeye belli miktarda döviz sokarsanız ve belli bir süre tutar veya herhangi bir yatırma dönüştürürseniz size o ülkenin vatandaşlığı veriliyor.

Biz de yakın zamanda bu işlere girildi. Kriterler bir hayli yüksekti. Ancak lira hesaplar dışında değer erozyonuna uğrayınca Türkiye Cumhuriyeti (TC) vatandaşlığı almak için belirtilen kriterler öyle büyük avantajlar elde etti, yerleşik vatandaşlara karşı haksız rekabet oluştu.

En çarpıcı olanı şu: TC vatandaşı olmak için “bir milyon dolarlık gayrimenkul al deniliyordu. Bu şimdi 250 bin dolara düşürüldü. Nasıl düşürülmesin ki!

Liradan hesaplarsak iş daha netleşebilir. Dolar 3 lira iken bir milyon dolar karşılğı rayiç fiyattan 3 milyon liraya güzel bir rezidansı kolayca alıp vatandaşlık hakkı da elde edebiliyordunuz. Şimdi dolar 6 lira Bir milyon dolar getirirseniz bugün iki tane rezidans alabilirsiniz ama yapılan düzenleme ile şimdi (alıcı çıkmadığı için fiyatların gerilemesi nedeniyle) 1.5 milyon liraya yine sadece bir rezidans alabilirsiniz. En azından bu dengelenmiş gibi gözüküyor.

Tüm kriterdeki para sınırları yarıdan fazla hatta yüzde 75’e varan oranlarda düşürüldüğüne göre diğer amaç doğrudan ülkeye döviz girişi sağlamak.

Böylece vatandaşlık edinme parasal sınırlarında en ucuz ülkelerden biri olduk. Bu durum paramızın kısa sürede ne kadar büyük değer kaybına uğradığının diğer bir göstergesi. Sadece 250 bin dolara Avrupa ülkelerinde örneğin Balkan ve Adriyatik ülkelerinde ev alıp oturma izni alabilindiği söylersek TC vatandaşlık işlerinin ne kadar ucuzladığı ortada.

UCUZ AMA ÇOK KIYMETLİ

Evet, lira ucuzladı, diğer yitirdi ama şu günlerde yine en kıymetli para. Herkes Türk lirası arıyor. Bankalar, nakit akışlarını ve ellerindeki mevduatı korumak ve yenisini bulmak için mevduat faizlerini neredeyse yüzde 30 sınırına çektiler. Diğer bir sıkıntıları da Merkez Bankası’na (MB) karşı olan yükümlülükleri. Banlar, mevduatları tutarında MB’ye belli oranlarda zorunlu karşılık yatırıyorlar.

MB bunu rahatlatmak için söz konusu zorunlu karşılıklara ödenen faizi yüzde 6’dan yüzde 13’e çıkardı. Bu arada belirtelim böyle bir faiz ödendiğini bankacılık sistemi dışında herkes yeni öğrendi.

Eskiden böyle çalkantılı dönemlerde para sıkılaştırırıma adına bu zorunlu karşılıklar aniden yükseltilir, bankaların yeni kaynak yaratmaları için nakit durumları sıkılaştırılırdı. Ya da çok yüksek faizle iç borçlanmalara gidilerek piyasadaki fazla nakit çekilirdi. Şimdi bunun yerine yüzde yüze yakın faiz önerisiyle bankalara “güzellik” yapılıyor, nakit akışları ve karları destekleniyor. Ne güzel iş.

Bu kur dalgalanmaların maliyeti gün geçtikçe daha da artıyor, yükü sokaktaki vatandaşın cebinden çıkıyor.

OVP HAYIRLI OLSUN

Tüm dünyanın merakla beklediği Yönetimin ekonomide yol haritası niteliğindeki “orta vadeli plan (OVP)“ Perşembe günü açıklanıyor. İşin sırrı şurada:

Ne rakam, ne hedef koyarsanız koyun insanların görmek istedikleri bunları nasıl, ne zaman, hangi kaynakla yapacağınız!

Bir yanda büyüyeceğim (para lazım demek), diğer yanda tasarruf edeceğim (yatırımların durması demek), öte yanda enflasyonla mücadele edeceğim (daha yüksek faiz demek), özetle de “borç-enflasyon-faiz-cari açık sarmalını kıracağım” politikasını yıllara göre hedefleyeceksiniz. Bunların üzerinde bu hedeflerle cümle aleme güven vereceksiniz.

Umarız yeni üç yıllık OVP’nin ekonominin çıkmazları arasında hayal kırıklığı yaratmaz. Aksi takdirde günlük geçici önlemler arasında kaybolur gideriz.

FACEBOOK YORUMLARI