Türkiye ile Rusya arasındaki ikince doğalgaz taşıma hattında en kritik aşaması tamamlandı. Dile kolay, Karadeniz’in altından 930 kilometre uzunluğundaki boru hattının kara bağlantıları tamamlandı. Sıra Trakya’dan Avrupa’ya uzanacak hattın kara bölümünün bitirilmesinde.

1980’lı yılların sonunda haritalara Türkiye’nin hem kendi ihtiyacı, hem de transit taşımacılığı için bir sürü boru hatlar çizilmişti. Bu projelerin tümünden bölgeye refah ve barış getirilmesi amaçlanıyordu. Bugün iç ve dış çatışmalarıyla çıkmaza giren güney bağlantılı olanlar dışında neredeyse tümü gerçekleşti. İran, Azeri gazları Avrupa şehirlerini ısıtıyor. Türk Akımı da bunun son halkasını oluşturacak.
Türk Akımı törenlerini izlerken Türkiye’nin enerji serüvenini hatırladık. Bu vesile ile başta Elazığ’daki Keban olmak üzere yıllar içinde inşa edilen onlarca barajın ilk etütlerini yaptıran İsmet İnönü’den buyana “enerji olmazsa kalkınma olmaz” diyen başta Demirel ve Özal olmak üzere tüm çalışmaları hızlandıran, yeni boyutlar katan, uzak görüşlü, vizyon sahibi tüm isimleri rahmetle, şükranla yad edelim.

Çocukluğumuzda barajlar yetersiz kalınca fueloil ve kömürle ile çalışan santrallerden elektrik beklerdik. Yetmeyince komşu ülkelerden ithal ederdik Hiç biri olmayınca günlük kesintilerin geçmesini için saatleri sayardık. Özellikle Ankara ve tüm Anadolu illerindeki hava kirliği de işin çabasıydı. Kısacası enerji tam bir çıkmazdı.
O günlerin kalan iki anekdot aktaralım ki bugünü daha iyi algılayabilelim:
1965 sonrasında enerji politikalarına ağırlık veren ve başta GAP olmak üzere devası baraj projelerini başlatan Demirel, 12 Mart muhtırasıyla iktidardan gitmişti. Ardından o dönemde kurulan hükümetlerin birinde yer alan dönemin Enerji Bakanlarından İhsan Topaloğlu bu projelere karşı çıkmış ve şu sözleri tarihe geçmişti: “Türkiye’nin bu kadar enerjiye ihtiyacı yok. Elektriği toprağa mı vereceğiz? Enerji yatırımları durdurulsun!
Durduruldu, sonra Türkiye’de başta elektrik olmak üzere yoklar dönemi başladı.

KÖMÜNİSTLERİN ELEKTİRİĞİ

Devran döndü, Demirel yine Başbakan oldu, elektrik sıkıntısını aşmak için bu defa Bulgaristan’dan elektrik alınıyor. Demirel’e soruluyor: “efendim bir komünist bir ülkeden elektrik almak doğru mu?”
Demirel’in cevabı hazır: “kardeşim elektriğin komünisti mi olur?”
Yine Demirel’in, akaryakıt sıkıntısı yaşandığı yıllar da söylediği, “benzin vardı da biz mi içtik?” sözleri hafızalara kazınmıştır.
Bunların üzerinden yıllar geçti, 1990’lı yılların sonunda elektrik ihtiyacının karşılanmasında doğal gaza ağırlık verilmesi yolunu seçildi. Devası doğal gaz elektrik dönüşüm santralleri yapıldı, özel sektör devreye sokuldu. Barajlarımızı az çalıştırarak su ile doldurup bir anlamda enerji depolamaya başladık.
Yer altı kaynaklarını da gelecek kuşaklara bırakma politikasını izliyoruz. Güneş, rüzgar, nükleer gibi yenilenebilir enerjilere büyük yatırımlar yapıyoruz. Ayrıca ihtiyacımızın kesintisiz karşılanması için bugün Mavi Akım’a karşı Türk Akımı ile çeşitlendirmeye gidiyoruz.
Türkiye artık yüzlerce kilometre uzunluğundaki boru hatlarıyla doğal gaz ve petrol taşımacılığına ev sahipliği yapıyor. Hem ihtiyacımızı karşılıyoruz, hem de bu taşımacılıktan hatırı sayılır para kazanıyoruz.

ENERJİ EŞİTTİR VERGİ

Herşey iyi hoş da, mum dibine ışık vermez misali enerjiyi en pahalı kullanan ülkeler sıralamasında ilk sıralarda yer alıyoruz. Hatların birçoğu kendini amorti etmesine rağmen ve artık en azından taşımacılık maliyetlerinin azalmasıyla başta doğal gaz olmak üzere tüm enerji girdilerinde ucuzlama gerekir.
Bu, ne yazık ki yakın zamanda mümkün görülmüyor. Enerji ucuzlarsa, maliyetler düşer, üretim artar, gerisi gelir ama ne yazık ki enerji kullanımı bizde bir vergi kaynağı olarak görülüyor.
Ne zaman gelirler düşse enerji girdilerine bas zammı, topla paraları. Devlet kazanıyor ama en ihtiyaç duyduğumuz üretim, ihracat düşüyor, cari açık tırmanıyor. Gelişen sosyal yaşamın yüksek talebi de bu kısır döngüyü körüklüyor.
Her şeye rağmen bir dakikalık elektrik kesintisine bile tahammül edemediğimizi unutmayarak yine geldiğimiz noktaya şükredelim. Ne kadar şikayet etsek de, iyi kötü enerji ihtiyacı karşılanıyor, lambalarımız yanıyor, arabalarımız gidiyor ama ucuz enerji olmadan her alanda bir yere varmamız kolay değil.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.