Ucuz dolar kapışıldı

0
49

Malum damat bey Instagram’dan sitemkar bir dille istifasını gönderdi, Merkez Bankasına partili bir başkan atandı ve gösterge niteliğindeki faizler yüzde 17 seviyesine yükseltildi. Bu gelişmelerin sonrasında kasım ayında 8 lira 55 kuruş seviyesini gören dolar kuru 7 liranın hemen altına kadar da indi. Bütün bu yaşanan süreç boyunca önemli bir gelişme de oldu ve Döviz Tevdiat Hesaplarında artış yaşandı.

Hatta düşüşün 7 lira seviyelerine kadar geldiği 12.02.2021 tarihi itibariyle, Döviz Tevdiat Hesapları 5 Şubat – 12 Şubat haftasında 2,7 milyar dolar artarak 264.9 milyar dolar seviyesine kadar yükseldi. Bu artışın Türkiye’de yerleşik gerçek ve tüzel kişiler arasında hemen hemen eşit dağılarak gerçekleşmiş olması dövize yönelişin sadece ihtiyaç gerekçesi ile olmadığını da ortaya koymaktadır. Döviz satanlar bıyıklı yabancılar mı yoksa bıyıksız olanları mı bilmiyoruz, lakin Türkiye’de yerleşikler satmamış almış.

Görünen o ki vatandaş Türk Lirasına verilen yüksek faize hiç mi hiç aldırmamış, ucuz döviz bulunca kapışmış.

Aşağıda yurt içi yerleşiklerin bankalarda tuttuğu yabancı para cinsinden mevduatın son bir yıllık, son bir aylık ve son iki haftalık seyri var.

BANKALARDAKİ TOPLAM DTH YADA YABANCI PARA MEVDUATLARIN MİKTARI

12.02.2021 tarihi itibariyle 264.970.000.000 $

05.02.2021 tarihi itibariyle 262.235.000.000 $

31.12.2020 tarihi itibariyle 263.766.000.000 $

14.02.2020 tarihi itibariyle 226.014.000.000 $

Tabloya bakılınca Döviz Tevdiat hesaplarının son bir yılda 38 milyar 956 milyon dolar yani yaklaşık 40 milyar dolar arttığı görülmektedir. Artış geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36,49 seviyesinde olmuş. Bu artış Türk Lirasına, ekonomi yönetimine ve iktidara duyulan güvensizlikten kaynaklanmaktadır.

12.02.2021 tarihi itibariyle bankalardaki Türk Lirası mevduatlar 1.54 trilyon seviyesindeyken, yabancı para cinsinden mevduatların TL karşılığı kurların düşmesine rağmen 1.79 seviyesine çıkmış, yani bankalardaki mevduatın yarıdan fazlası, yüzde 53’ü yabancı para cinsinden olmuş.

Bu tabloya yansıyan elbette sadece bankalardaki döviz miktarı, “yastık altı” tabir edilen ceplerde, kasalarda, evlerde istiflenmiş dövizin miktarını elbette bilen yok.

Hatırlarsanız Ağustos 2018 döviz krizinden sonra bir IMF’siz IMF programı uygulamaya konmuş, para ve maliye politikaları sıkılaştırılmış, faizler yükseltilmiş ve sonucunda 7,20’leri gören döviz kuru 5,80’lere kadar gerilemişti. Faizlerin düşürülmesi ve para politikasının gevşetilmesi sonucunda ise kur kısa bir süre içinde 2020 kasımında 8,55 seviyesine çıkmıştı.

Bugün üstüne üstlük bir de pandemi koşullarının yarattığı olumsuz hava varken sıkı para politikası uygulamak belki bir süre için döviz kurlarını sakinleştirebilir, fakat artan durgunluk işsizliğin daha da artmasına ve bir çok işletmenin iflasına yol açar.

Sonra söylemedi demeyin; dünya helikopter ile para dağıtıp kişilerin ve firmaların batmasını engellemeye çalışırken, siz para musluklarını kısarsanız zincirleme iflaslara neden olursunuz.

Bugün iktidarın yeniden denemekte olduğu IMF’siz IMF programının sürdürülebilirliği yoktur. Hele hele MB’nin kasası -50 miyar dolardayken, IMF kaynaklarından sağlanacak uzun vadeli makul faizli krediler yerine, aşırı oynak ve yüksek faizli sıcak para desteği ile böyle bir programı uzun süre yürütmek mümkün değildir, piyasalarda bunun farkında.

Okuyucularım, izleyicilerim bilir, ben yazı ve söyleşilerimde ekonomi yönetmeyi hep otomobil kullanmaya benzetirim. Elinizde otomobilin kontrolünü sağlayan fren, gaz ve direksiyon aygıtları vardır, siz kaotik bir trafik akışı içinde olayları öngörüp bu aygıtları kullanarak otomobilinizi kontrol etmeye, bir kazaya belaya karışmadan hedefinize ulaşmaya çalışırsınız. Otomobil kullanırken ana amaç yolcu ve yükü sağ salim menzile ulaştırmaktır. Ancak iyi sürücüler sert hareketlerden ve gereksiz risklerden kaçınıp, ellerindeki kontrol aygıtlarını doğru zamanda, doğru şekilde kullanarak bir kazaya karışmadan hedefe ulaşabilir. Sert hareketler yapan bir freni kökleyen, bir gaza abanan, diğer araçların arasında slalom yapan, aşırı hızla giden, trafikte diğer sürücülere bağırıp çağıran küfreden, hatta zaman zaman inip yumruk yumruğa kavgaya tutuşan sürücüler hem yolcularını rahatsız eder ve hem de menzile ulaşmakta zorlanır, çoğu zaman da gider bir şarampole yuvarlanır. Ekonomi yönetimi otomobil kullanmaya işte bu kadar benzer, ekonomiyi yönetirken de küresel ve yerel kaotik gelişmelere uygun olarak elinizdeki araçları doğru kullanarak, dengeleri koruyup ekonomiyi makul bir ivme ile büyütecek, refahı arttıracak, kimseyle kavga etmeden kalkınmayı sağlayacaksınız, başarı budur.

Saçma sapan işler yapıp, maceraya kalkışarak yapılmaması gereken işlere soyunursanız emin olun eninde sonunda kontrolü kaybedersiniz. Otomobil kullanıyorken saçma işler yaparsanız arabayı şarampole devirir boynunuzu kırarsınız, ekonomide ise saçma işler yapmanın sonucu ve başarısızlık; büyümenin düşmesi, enflasyonun, işsizliğin ve borçluluğun artması ile ortaya çıkar.

Demedi demeyin; ekonomik başarısızlık her iktidarın sonunu getirir, kimse otokratlaşarak ekonomik başarısızlıkların getireceği bu sondan kurtulamaz, kurtulabilseydi son yüzyılın en otokrat yapısı olan SSCB ekonomik başarısızlık sonucu çökmez ve dağılmazdı değil mi?