Türklerin vizeyle tanışması!

120

Türklerin Avrupa’ya vize almadan gitmesi, şimdilik bir “özlem” olarak kalacak gibi görünüyor… Peki, ne oldu da “bir zamanlar elimizi kolumuzu sallayarak gidebildiğimiz” bu ülkeler, görevlilerin “Türk pasaportunu görür görmez adeta alarm durumuna geçtiği” yerlere dönüştü..?

İzninizle biraz geçmişe bakalım ve Avrupa kapılarının neden ve nasıl Türk vatandaşlarına kapandığını hatırlayalım…
Türkiye sağ/sol bölünmesinin zirve yaptığı 12 Mart dönemini yaşıyordu… Yurtdışına kaçıp kendini kurtarmak isteyenler çok artmıştı…
…Ve bu durum, sığınılan ülkelerde kamuoyunun tepkisine neden oluyordu…
Batı Avrupa’da Türk vatandaşlarına vize zorunluluğu getiren ilk ülke İsveç oldu… 1977 yılının Şubat ayında da, İsveç Hükümeti, iltica talebinde bulunan tüm Türk uyruklu Süryaniler’e, ki bunlar toplam 7 bin kişi kadardı, “B Sınıfı Mülteci Statüsü tanımayı” kararlaştırdı… Bu, onlara siyasi değil insani nedenlerle iltica hakkı verildiği anlamına geliyordu…

Aynı anda, bundan sonra İsveç’e gelecek tüm Türk vatandaşları için önceden vize alınmasını zorunlu hale getirmişti Hükümet… Bunun, daha fazla Süryani’nin ülkeye gelmesini engellemek amacıyla alınmış bir önlem olduğu söyleniyordu.
Ne acıdır ki, bu öteki Batı Avrupa ülkelerine de örnek olmuştu. Peş peşe vize kararları geliyordu Avrupa’dan.
Deyim yerindeyse “vize musluğunun açılmasına neden olan” Süryaniler, homojen bir gurup değildi… Önce bir gurup hızla Asurî Federasyonu adı altında örgütlenmişti… Amaçlarının bir Asur Devleti kurmak olduğunu açıklıyorlardı… Bir haritaları, bayrakları, hatta anayasaları bile hazırdı… Buna paralel olarak bazıları da Suryoyo Federasyonu adı altında örgütlenmişti. Bunlar Süryani asıllı Türk olduklarını söylüyorlardı.

İsveç kamuoyu “dini gereklerle Türkiye’den kaçmak zorunda olduklarını” iddia eden Süryanilere inanmış ve acımıştı…
Gerçeği görmelerine neden olan olay, 1979 yılında, Süryanilerin neredeyse tamamının yaşadığı Södertälje kentinde meydana geldi… Aslında biraz deneyimleri olsa, İsveçliler iş buraya gelmeden de olaya el koyabilirlerdi. Ama onlar Süryaniler’e körü körüne inanmışlardı bir kere… Bu nedenle de, hemen her ailenin İsveç’e gelirken yanında bir kaç kilo altın getirdiğini, oturma izni alır almazda bu altınları satıp kendilerine iş yerleri açmaya başladıklarını fark edememişlerdi.
Kentin ana caddesindeki tüm dükkânları birer birer satın alıyordu Süryaniler… Paraları vardı yani… İyi ama İsveç’ten iltica talep ederken ‘tüm mal ve paralarının, Türk Devleti tarafından sistematik biçimde ellerinden alındığını’ söylememiş miydiler?
Södertälje kentinin Raggare adıyla tanımlanan asi gençleri de vardı bu arada… vardı… Bunlar üstü açık büyük Amerikan otomobilleriyle, konvoylar halinde dolaşırlardı. İsveç değil Amerikan bayrakları gezdirirlerdi yanlarında. California’nın ürkütücü motosiklet çeteleri Hell’s Angels özentisiydiler biraz…
Süryaniler esmer ve kısa boyluydular. Ama birden para sahibi oldukları çıkmıştı ortaya. Södertälje’nin sosyal yaşamı içinde giderek büyüyen bir yer de edinmişlerdi. En önemlisi de bazı İsveçli kızlar, Suryaniler’le takılmaya başlamıştı… Aslında hiç bir İsveçli, hatta Raggareler bile aldırmazdı buna… İsteyen istediğiyle takılırdı tabii… Ama Suryani kızlar arasında da güzel hem de çok güzel olanlar vardı ve Suryani erkekleri, İsveçli erkekleri onların yanına bile yanaştırmıyordu… İşte bu kabul edilemezdi…

Bir Cumartesi akşamı savaş çıkmış, Raggareler’le Süryaniler birbirine girmişti…Asıl büyük kavganın olduğu meydandaki bina ve işyerleri ciddi hasar görmüştü… 21 Raggare, hastanede tedavi altına alınması gerekecek kadar ciddi yaralanmıştı… Buna karşılık hastaneye getirilen Süryani sayısı, yalnızca ikiydi ve olar da ayakta tedavi edilmişti… Gözaltında ise daha çok Suryani vardı…
Raggareler, alışık oldukları gibi mertçe, teke tek kavga etmek istemişlerdi… Yumruk yumruğa ve erkekçe… Süryaniler ise her bir Raggare’nin başına birkaç kişi çullanarak… Üstelik öyle yumrukla kavga etmekten filan da anlamıyorlardı… Ellerine; taş, demir çubuk, sopa, su borusu, ne geçerse kapıp vurmuşlardı İsveçlilere…. Hatta içlerinden ikisi bir Raggare’yi saçlarından yakalayıp, suratını sokaktaki bir mermer heykele çarpmışlardı bir kaç kez. Adamın yüz kemikleri parça parça olmuştu.
İsveç Hükumeti de, ertesi gün duruma el koymak zorunda kalmıştı tabii. İlk önlem olarak da, Södertälje’deki Süryaniler’in küçük guruplar halinde İsveç’in dört bir yanına dağıtılması kararlaştırılmıştı…
Uzun lafın kısası, Avrupalılar vize zorunluluğunu kaldırmayı değil, ülkelerinde yaşayan Türker’den kurtulmayı planlıyor olabilirler…