12 Eylül merkez bankası faiz indiriminin arkasından dolar baskılanarak yine düşürüldü. Temmuz ayı faiz indirimi sonrası yapılan operasyonun aynısı.

Faizler düştükçe, vatandaş TL mevduatlarını daha büyük bir hızla dövize döndüreceğini ve Türkiye’nin Dolarize olmaya devam edeceğini anlamamakta ısrar eden bir ekonomi yönetimi var.

Dolarizasyon, enflasyon, döviz kurundaki belirsizlik, hedefi belirgin olmayan ekonomi politikaları, dış politika belirsizlikleri ile beraber iç siyasetteki olumsuz gelişmeler başlıca sebepleridir.

Halk ve tüzel kişiler, (şirketler ) bu belirsizliklere karşı kendilerini korumak için varlık ve tasarruflarını  altın ve dövizde tutmayı daha emniyetli ortam olarak görürler.

2011’de döviz hesapları toplam mevduatların % 29 iken 2019 Mayıs sonunda 215 milyar dolar ile % 55’lere yükselmişti.  

Çok yakında Dolarizasyon seviyelerini % 70’lerin üstünde görebilmemiz mümkün. Ve daha tehlikelisi ise halk bankalarda bulunan dövizlerini çekip, yastık altına atmaya başladığını duyuyorum.

Enflasyon, eylül ve ekim aylarında geçen seneye göre baz etkisi ile düşmeye devam edecek ancak, bu düşüş suni bir düşüştür. Kasım itibari ile hızla yükselmesi kaçınılmazdır.

Üretim, yatırım düşmeye devam ederken, son 9 ayda ekonomi küçülme eğilimde ise enflasyonun gerçekte inmesini nasıl bekleyebiliriz?

Bütçe açıklarını karşılamak için yapılması gereken zamlar ve vergiler ile enflasyon nasıl düşebilir?

İşsizlik zaten artışta, yabancı yatırımcı kaçma peşinde, bütçe için doktorlar ‘’ne yerse yesin’’ demiş, TÜİK rakamlarına içerde veya dışarda inanan kimse kalmamış ve açıklanan rakamlarla ‘’kendimiz çalıp kendimiz oynamaya’’ devam ediyoruz.

Avrupa merkez bankası ve FED’in faiz indirimlerine bel bağlayarak, bizim gibi ülkelere paralar akacak yatırımlar olacak ekonomi canlanacak hayalleri ile avunmaya devam ediyoruz.

Birkaç gün önce Avrupa merkez bankası faizini 10 baz puan ile eksiye çekti. Bizde bir bayram havası başladı. Avrupa merkez bankası kasım itibari ile her ay 20 milyar Euro tahvil alımı yapacağını duyurdu. 2008’de FED’in ekonomik krizden çıkmak için uyguladığı aynı yöntem. 

ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları Avrupa’yı ve en başta Alman ekonomisine resesyon sinyalleri vermeye başlamıştı.

Açık söylüyorum,  Avrupa’dan Türkiye’ye bir Euro gelmez.

Trump, ABD merkez başkanına faizleri indirmesi ile ilgili aylardır baskı yapıyor. 

Çin Yuan’ı devalüe etti ve AB merkez bankasına faiz indirimini yaptırmayı başardı, Trump.

Ve Dolar tüm dünyada hızla değer kazanmaya başladı. Ve ABD, artık 2008’de para genişlemesi ile dünyaya yaydığı dolarları kendi ülkesine son derece ucuz bir fiyat ile geri çekmeye başlıyor.

Dolarlar ABD’ye dönecek, bizim gibi ülkelere gelmez. Risk faktörlerimiz çok fazla.

Uluslararası kredi değerlendirme kuruluşları Türkiye’yi yatırım yapılmaz ülke haline zaten aylar önce getirdi.

Yabancı bankalar ve yatırımcılar, uyguladığımız ekonomi politikasının sonucunda yaşayacağımız ağır devalüasyon depremini, patlayacak enflasyon ve işsizliğin farkında olmadıklarını düşünmek ciddi saflıktır. 

Zaman, zaman yabancı bankalar, doların daha düşeceğini ve vatandaşın dolarlarını satması gerektiğini raporlayarak, ucuz dolar alıp kaçmaya çalıştıklarını zaten biliyoruz.

Ama halkımız tam tabiri ile ‘’yemedi’ bu lafları. 

Çünkü geçmişte, Erdoğan ‘’dolarlarınızı satın TL’ye güvenin’’ dedi ve halkımız inandı ve dolarını 3,5 TL’den sattı.

Sonra bir anda dolar 7 TL’ye fırlayınca yaptığı hatayı varlığını kaybederek ödedi. 

Erdoğan’a birileri ‘’ döviziniz satın’’ açıklamasını yapmasını ikna etti. 

Faiz indirimi arkasından dövizin baskılanmasının sonucu büyük bir devalüasyon patlaması ve yüksek enflasyon ile sonuçlanması kaçınılmazdır.

Büyük olasılıkla o zamanda, ‘’dış güçler, dış mihraklar, bizi kıskanıyorlar’’ laflarını tekrar gündemde olacaktır.

Sayın Erdoğan, Fırat’ın doğusuna gireceğiz söylemini yaklaşık bir senedir devam ettiriyor. ‘’Bir gece ansızın gelebiliriz’’ cümlesini bilmeyen kalmadı.

Güvenli bölge konusu ABD ile ortaklaşa devriye turlarının, Erdoğan’ı rahatsız ettiğini biliyoruz. Ama yine birileri Erdoğan’ı Suriye konusunda ‘’ çok Şahin’’ konuşmaları yapmaya yönlendiriyor.

Ekonomi ve dış politikada, Erdoğan’a tak tik verenler kimler? 

Bilmiyorum kimler ama bence, akıl verenlerin Türkiye’nin menfaatlerini gözettiklerini söylemek zor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz