Türk spor’unda var olan yanlışlar

Hasan Rüzgâr ile yaptığımız röportajın ikinci bölümünde sporun genel hatları ve Türk sporunda yapılan yanlışlıklar ve gençlerimizi spora nasıl yönlendirilebilir konusunda söyleşimizi sürdürdük.

65

Hasan Rüzgâr ile yaptığımız röportajın ikinci bölümünde sporun genel hatları ve Türk sporunda yapılan yanlışlıklar ve gençlerimizi spora nasıl yönlendirilebilir konusunda söyleşimizi sürdürdük.

Hasan Rüzgâr; “Bir takımın gerçekten başarıya ulaşması için antrenörlerinin oyuncularını çok iyi derecede tanıyor olması gerekiyor. Yabancı antrenör ve yabancı sporcu konusu, bizim antrenörlerimizin ve sporcularımızın psikolojisini de bozuyor.”

 

Futbol Hakkındaki Yanlışlar

Hasan Rüzgar, futbolda yapılan yanlışların birçok farklı kaynağı olduğuna değiniyor ve futbol hakkındaki yanlışların sadece Türkiye’ye ait olmadığının üzerinde duruyor.
“Ankara Amatör Spor Kulüpleri Federasyonundaki Başkan Yardımcılığı görevim de ve Ankara Gençlerbirliği Spor Kulübü Yönetim Kurulu’nda, genel sekreter olarak görev yaptığım yıllarda da Türk futboluyla çok yakından ilgilendim. Doğrusunu isterseniz onlarda da aynı yanlış var.”

Türk futbolcuların yabancı futbolcuların gölgesinde kaldığına dikkat çeken Rüzgar “Yabancı antrenör ve yabancı sporcu ‘bunu bütün dünya uyguluyor’ diyecekseniz doğrudur. Ancak, Türk antrenörleri de futbol dahil bütün yenilikleri biliyor. Bundan eminim. Ancak, Avrupalı bu işi bizden daha iyi biliyor kompleksimizi yenemeyerek durmadan antrenör getiriyoruz. Onlar en azından dil bilmiyor, Türk sporcusunun karakterini, sporcunun aile yapısını da bilmiyor. Bunları öğreninceye ve futbolcunun futbolunu tanıyana kadar sezon bitiyor ama biz bu komplekslerimizi hala atamadık. En kötüsü de daha çok forvet getiriyoruz. Onlar golü atıyor ve kahraman oluyorlar. Müdafa da oynayan bizim çocuklar ne yapsın ister istemez geride kalıyorlar”dedi.

Türk sporunda var olan yanlışlar

Türk sporlarında genel olarak var olan ve sporlarda milli olarak gelişemememizin birkaç sebebi vardır. Maalesef ki bu sebeplerden ötürü istenilen başarıyı bir türlü elde edemiyor, olduğumuz yerde sayıyoruz diyen Rüzgar şu şekilde devam etti.

“Türk sporundaki yanlışları aslında konuyu futbol, boks, atletizm gibi bireysel ve takım oyunları olarak ayrı ayrı ele alırsak daha iyi analiz etmiş oluruz çünkü takım oyunlarında bir iki kişinin hatasını bir diğeri kapatabilir oysaki bireysel sporlarda bu farklıdır. Hata yapan maçı kaybeder.

Bir diğer husus antrenör. Yıldızlara, gençlere ne öğretiyorsa büyüyünce de yaklaşık aynı şeyleri öğretiyor. Bu da sporcunun antrenöre olan saygısını zayıflatıyor. O da hoca kadar bildiğini düşünüyor”.

Sporda Yabancı Eğitmenlere Karşıyım

Hasan Rüzgar
Hasan Rüzgar

Hasan Rüzgar ; “Dünya da spor konusunda çözümlenmemiş problem yok. Biz bunları kalıp olarak değil de, ülkemizin sosyo-ekonomik, coğrafi ve kültürel yapısını ele alarak akademik olarak yurdumuza taşıyacağız. Yabancı antrenöre gerek yok çünkü onlar dilimizi öğrenene, sporcusunu tanıyana kadar, ay akşamdan doğuyor. Ve bir takımın gerçekten başarıya ulaşması için antrenörlerinin oyuncularını çok iyi derecede tanıyor olması gerekiyor Bu yabancı antrenör ve yabancı sporcu konusu, bizim antrenör ve sporcumuzun psikolojisini de bozuyor çünkü yabancı futbolcular genel de forvet oluyor golü onlar atıyor ve dolayısıyla onlar başarılı gözüküyor”dedi

“Çok daha kötüsü de bir dönem milli ligdeki takımların hemen hepsinin kalecisi yabancıydı. Bir tek Fenerbahçe’nin kalecisi Türk’tü. Ben o zaman da yazmıştım. Sakatlanırsa milli takımda kimi oynatacaksınız. Bir sporcu birdir, bir antrenör bin sporcudur. O halde biz özgüvenimiz koruyalım. Antrenörlerimizi eğitelim ve çağdaş ülkelerle yarışalım. Yabancılara milyarları vererek sporumuzu geliştiremeyiz. Gelin kendimize dönelim. Millet olarak iyi oyuncular yetiştirelim ki daha sonra onlar iyi antrenörlere dönüşsün ve bu şekilde sporumuz daha iyi yerlere gelebilsin” diyen Rüzgar; Son olarak diyorum ki bizim antrenörlerimiz ve sporcularımız onca yıllardır yabancılardan bir şey öğrenemedi mi? Hala yabancı antrenör, yabancı sporcu peşinde koşmanın mantığı nedir? diye sordu.

Spor da Şiddet

Şiddet kelimesinin anlamını çözmek gerçekten zor çünkü çocuk doğduğu gün ağlayarak varlığını ortaya koyar. Parke zeminlerde kösele pabuçlarla dikkatsiz bir yürüyüş şiddettir. Şiddeti sporla sınırlayacak olursak bunu da ikiye ayırmak gerekir. Birinci sporcu da şiddet, ikinci seyirci de şiddet olduğunu söyleyen Hasan Rüzgâr şöyle devam etti.
“Sporcu da şiddeti düşünürsek aslında bu bir yetiştirilme ve eğitim meselesidir. Bu eğitim de ailede küçük yaşta başlar. Tabii ki sporcular her maçı kazanmak için sahaya çıkar gerek arkadaşlarının gerekse rakip oyuncuların yanlış hareketleri kişiyi üzer ve sinirlendirir. Ancak bu bir şiddete dönüşmemelidir. Bunu şiddete dönüştüren kişi karşı tarafa verdiği zarardan çok kendine zarar vermektedir. Hareketlerini kontrol edemeyecek takımına da zarar verecektir.

Seyirci de şiddete gelince bence bu kabullenilebilecek bir mazeret değildir. Kızar, üzülür ama bir başkasını rahatsız etmeye hakkı yoktur. Ancak bilinen bir gerçek var ki o da şiddetin dünyanın her yerinde aynı olmasıdır. Toplumun önüne geçmek polisle, jandarmayla ceza ile mümkün olmuyor. Bu konu da dönüp dolaşıp ahlaka ve eğitime dayanıyor. Seyircide şiddetin en yakın örneğini Pazar günü oynanan Beşiktaş- Konya Spor maçında gördük. O görüntüler yeşil sahalara yakışıyor mu hiç ”

Hasan Rüzgar
Hasan Rüzgar

Sporda Siyaset

“Her konuda olduğu gibi sporda da siyaset vardır ve spora bu durum zarar vermektedir. Ne var ki biz sporcuyken de bu konuda büyüklerimiz de hep konuşuyordu yani yeni bir şey değil. Spor çok popülerdir. Bu nedenlerle kişileri toplumun peşinden sürükler siyasi partiler ise bundan yararlanmak ister ”diyerek sporda siyaseti özetleyen Rüzgâr sözlerinin devamında şunları dile getirdi.

“Özellikle spor federasyonu başkanlarını kendi yakınlarından kendi taraflarından seçer. Bu tercihte genelde sporun içinden gelenlerden değil de dışarıdan olur. Onlar da bunu öğrenene kadar ay bacadan aşar. Bir zamanlar sporda yöneticilerinde bir merakı vardı. Devlet fazla bütçe vermediği için zengin kişileri federasyon başkanı ya da yönetim kurullarında görevlendirirdi.

Ben de boks federasyonu başkanı iken önceki federasyonlarda görev almış bazı arkadaşları görevlendirdim. Ancak hiçbir destek vermedi. Onlar ancak yazılı ve görsel basında boy gösterdi. Eskiden spor teşkilatlarında güzel bir cümle vardı: ‘spor teşkilatı yabancı organ bağışını kabul etmez.’ derlerdi”.

Rüzgar; ”Tabii ki sporun içinden gelmiş, ter dökmüş başarılı sporcuların spor yönetiminde görev alması güzel tercihtir ancak yönetimde görev alan antrenör ve teknik kadrolarda görev almayacağı için geçmişinde sporla ilgilenmemişse bu da yeterli olabilir. Ancak siyasi bir partiyle ilişkisi olanlar istese de istemese de sporda tarafsız kalamaz diye düşünüyorum. Sporda siyaset yalnız ülkemiz de değil tüm dünyada olduğuna eminim”.

Hasan Rüzgar
Hasan Rüzgar

Çocuklarımızı Bireysel Sporlara mı, Takım Sporlarına mı Yönlendirmeliyiz?

Çocuklarımızın ve gençlerimizin kendi gelecekleri ve beden sağlıkları için spor yapmalarının çok önemli olduğunu vurgulayan Hasan Rüzgar çocuklarımızın hangi sporları yapmaları gerektiğini şu sözlerle anlattı;

Bu konu şüphesiz ki çok önemli, geçmişte çocuklarımızı kavun karpuz seçer gibi seçerdik. Fizik yapısına bakıp boyu uzunsa ya da boyu uzasın diye voleybol ya da basketbol oynasın, ense kulak yerindeyse boks ya da güreş yapsın isterdik.

Rüzgar; “Teknik ve teknoloji geliştikçe sporda gelişmiş ülkeler çocukları bir takım bireysel testlere tabi tutarak kabiliyetleri hangi branşlara uygunsa ona göre yönlendirme yapıyor. Türkiye de artık spor akademileri var onlar bu konuda ki teknik ve teknolojileri inceliyor ayrıca uyguluyor ”dedi ve devam etti.

“Aslında düşünecek olursanız hemen her erkek çocuğu koşmaya başladığında mahallede futbol oynamaya başlıyor. Okullarda ise genelde voleybol ve basketbol tercih ediliyor. Bu konu tamamen ailenin spor bilgisine ve spor anlayışına bağlıdır. Çocuğunun yaş grubuna göre yapılması gereken sporlara yönlendirmeli. Sporda gelişmiş ülkelerde aileler çocuğunu 3-5 yaşlarından itibaren yüzme atletizm ya da jimnastiğe yönlendiriyor. Çocuğun gelişimi daha doğrusu insanın gelişimi harekete koşup oynamaya bağlı ise biz de çocuğumuzu küçük yaşlardan itibaren spora yönlendirmeliyiz diye düşünüyorum. Kısacası yazılı ve görsel basınla ailenin çocuğunu spor yapmaya yönlendirmesini sağlamalıyız”.