Turgut Özal anıldı

181

Ahmet Özal, “Bana babamı sorduklarında hep şöyle düşünürüm; rahmetli babamı iki ayrı kişilik olarak anlatabilirim. İlki kendi özel hayatında yumuşak, kavga etmeyen, hiç kimseye hayır demeyen, merhametli bir insan olarak tanımlayabilirim. İkinci kişilik olarak ise devleti ve milleti ilgilendiren konularda son derece sert, kaya gibi bir insandı” dedi.

Yenimahalle Belediyesi İlk Adım Salonu’nda gerçekleşen organizasyonda Türkiye Cumhuriyeti 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal rahmetle anıldı. Organizasyonun ana başlığı ‘Özallı Yıllar’ olarak belirlendi. Turgut Özal’ anma etkinliğini Anavatan Partisi Eski İdari Amiri Mehmet Açıkgöz tarafından düzenlendi. Organizasyona Özal’ı sevenler yoğun ilgi gösterdi.

Anmaya gazetemiz Genel Yayın Koordinatörü Orhan Uğuroğlu, Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, ANAP dönemi bakanları; Bayındırlık ile İskan eski Bakanı Cengiz Altınkaya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı İmren Aykut, ANAP eski milletvekili Mehmet Perçin ve Ahmet Özal konuşmacı olarak katıldı

8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal babası ile ilgili birçok anıyı anlattı.

Foto: Ali Baran Fayık

Ahmet Özal şunları anlattı:

“Bugün rahmetli babamla ilgili anlatacak çok şey var. Bana babamı sorduklarında hep şöyle düşünürüm; rahmetli babamı iki ayrı kişilik olarak anlatabilirim. İlki kendi özel hayatında yumuşak, kavga etmeyen, hiç kimseye hayır demeyen, merhametli bir insan olarak tanımlayabilirim. İkinci kişilik olarak ise devleti ve milleti ilgilendiren konularda son derece sert, kaya gibi bir insandı.

Kendi şahsı ile ilgili bir hata yapıldığında hiç kızmazdı ama devlete ve millete yapılan hatayı hiçbir zaman affetmezdi. Babamla ilgili çok karikatürler yapıldı fakat hiçbir zaman bir gazeteciyi ve karikatüristin tutuklanmasını istemedi. Bu konularda son derece demokrat bir kişilikti.

Bir karikatüristi telefonla arayarak ‘karikatürünü çok beğendim’ Başbakanlığa bir tane imzalı gönderir misin? Dedi.

Aleyhine yapılan karikatürleri Başbakanlık konutuna aldırır, çerçeveletir duvara astırırdı. Hiçbir şekilde kimseyi mahkemeye vermedi. Bu konularda hiç kızmazdı. Çünkü siyasetçinin bunlara hazırlıklı olması lazım derdi.”

ÖZAL KORUMASIZ GEZERDİ

Babamın en önemli özelliklerinden bir tanesi de korumalarla gezmeyi hiç sevmemesiydi. İstanbul’a geldiği zaman beni ordu evinden alır arka kapıdan gel kaçalım derdi.

Benim arabamın direksiyonunun başına geçer ve İstanbul’u gezerdik. Cuma namazlarına giderken bir koruma ve bir şoförle giderdi. Bu konuda babam çok dikkatliydi. Allah’la olan inancıma kimse giremez derdi”

Babamla çok zor günlerde yaşadık. Çok inançlı biriydi ama hiçbir zaman dini siyasete karıştırmadı.

1983 yılında siyasete girdi. Siyasete girdiğinde ben ona geç kalmadın mı diye sordum. Bana dedi ki biliyorum geç siyasete giriyorum, bu zamana kadar hiç girmek istemedim. Artık Türkiye’nin durumu çok kötü ve benim bir şeyler yapmam lazım. Ben ülkeyi yönetecek bilgiye sahibim ve ne yapılması gerektiğini de biliyorum. Eğer bir şeyler yapmazsam öbür dünyada bunun acısını çekerim diyerek siyasete girdi.”

ÖZAL BİR EFSANEYDİ

Orhan Uğuroğlu ise Turgut Özal’la ilgili anılarını şöyle anlattı.

Foto: Ali Baran Fayık

Turgut Özal bir efsaneydi ve onu anlatmak gerçekten çok zor. Özal’ı yaşamak gerekirdi bu da bana nasip oldu. Bir gazeteci olarak onu izleme fırsatı yakalamış oldum. Onunla birlikte Türkiye’yi ve dünyayı gezdim gazeteci olarak.

80 darbesinden sonra Türkiye’de banker olayları patladı Turgut Özal’da Başbakan Yardımcısıydı. O dönem banker olayları patladığı için bu duruma tepki olarak görevinden istifa etti. Bu istifa bile bir bürokratın, siyasetçinin ne kadar onurlu davrandığını gösteriyor. İstifa ettikten sonra yazlığına gitti ve Anavatan Partisi’ni kurma kararı aldı.

6 Kasım 1983’te siyasi yasaklar kalktıktan sonra seçime girdi. Ben o zaman Günaydın Gazetesi’nde muhabirdim. Günaydın Gazetesi o dönem bir karar aldı biz Turgut Özal’ı destekleyeceğiz diye. Seçimin sonunda da Turgut Özal kazandı.

Seçimi kazandıktan sonra Turgut Özal beni yanına çağırdı ve Günaydın Gazetesi’nin kurucusu Haldun Simavi ile görüşmek istediğini söyledi. Simavi’ye Türkiye’nin geleceği için beni desteklediniz ve ülkeye çok büyük hizmetler yapacağız göreceksiniz dedi.

O günden sonra Turgut beyi izleme fırsatı buldum. Yurtiçinde ve yurtdışında hemen hemen her yerde Özal’ın yanındaydım. Bir gün kamera alıp getirdiler. Rahmetli Erkal Zenger, Turgut Özal’ın seçim konuşmalarını çekiyordu ve Özal kendi konuşmalarını izliyordu. Zenger, acemi olduğu için doğru düzgün çekim yapamıyordu.

Erkal Zenger’e şu kamerayı ver bakalım dedim. Halkın arasına gireyim dedim ve seçimlerde halkın arasına girdim. Bu kişiyi tanıyor musunuz diye sordum. Bu Kenan Paşa değil mi tonton gibi konuşuyor dediler. Yok dedim bu Turgut Özal ve o günden beri Turgut Özal için tonton kelimesini kullanmaya başladılar” ifadelerini kullandı.

ÖZAL SİYASİ AHLAKI OLAN BİR KİŞİYDİ

Foto: Ali Baran Fayık

Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar ise,” Rahmetli Özal eleştiriye açık, siyasi ahlakı olan bir kişiydi. Bu bütün dünyada da böyledir. Bazen yanlış yere eleştirirler, bazen doğru eleştirirler. Zaten demokrasinin de adaleti buradadır. Eleştiriyi yönetenlere saygılı olunmalıdır. Çünkü demokrasi de yönetenleri eleştireceksiniz.

Her yaptığınız yanlışı alkışlayanlardan ne bir lidere fayda gelir ne de ülkeye fayda gelir. Eleştirilerinde usulüne göre yapılması gerekiyor. Bana göre Özal, benimde mesleğim olan turizmcilik açısından çığır açan bir liderdi. Türkiye Özal’la tanıtıldı. Rahmetli Özal’ın üretime verdiği destekleri hepimiz çok iyi biliyoruz.

Foto: Ali Baran Fayık

Kendisini ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle, sevgiyle anıyorum. Türkiye’ye bir çivi bile çakanı bu millet unutmaz. Türkiye’nin kardeşliğe, birliğe ve beraberliğe ihtiyacı var. Benim Yenimahalle’de her türlü düşünceye kapım açıktır. Hiç kimseden de korkmam. Demokrasiye inanıyorsanız saygı göstereceksiniz. Biz herkesi kucaklıyoruz, ötekileştirme ve ayrıştırma yapmıyoruz. Çünkü Türkiye’yi seviyoruz” şeklinde konuştu.