Ekonomide en çok övgüyle bahsedilen, her türlü olumsuzluğu göz ardı edilerek yere göğe sığdıramayan büyüme devam ediyor ama yine üretimde değil tüketimle.

Bu yılın ikinci çeyreğinde yani Nisan-Haziran döneminde sağlanan yüzde 5.2’lik büyümenin ayrıntılara bakıldığında üretim yöntemine dayalı hesapla gayri safi yurt içi hasıla cari fiyatlarla yüzde 20.4 artarak 884 milyar olmuş. Bunda zamların payını dahası döviz kurlarındaki oynaklıkların etkisini unutmayalım.
Ayrıca üçüncü çeyrekte aynı rakamları yakalasak bile, bugünkü döviz cinsinden hesaplandığında 220 milyar dolardan 147milyar dolara iniyor.
Üretimde tarım alanındaki gerileme de devam ediyor. Sözkonusu dönemde tarım sektörünün yarattığı katma değer yüzde 1.5 oranında azalmış. Bu gerilemeyi zaten tarlada, pazarda en başta gıda fiyatlarındaki zamlarla yaşıyoruz. Geçmişte büyümeye en çok katkı yapan sektörlerden biri olan inşaattaki durgunluk da binde 8 olarak rakamlara yansıyor. Bu krediden pazarlama sıkıntılarına rağmen sanayi sektöründeki yüzde 4.3’lük büyüme oranı önemli bir gelişme olarak görebiliriz.
Gelelim diğer rakamlara yanı büyümenin yüksek çıkmasını sağlayan tüketim kalemlerine. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri ise yüzde 8 artmış.
Hane halkının yani vatandaşın tüketimi yüzde 6,3, devletinki ise nihai yüzde 7,2 düzeyinde.
Üretimin az olduğu buna karşılık tüketimin doludizgin gittiği bir ekonomiyi sürdürebilmenin, kendi dinamikleri içinde döndürebilmenin zorluklarını yaz aylarında yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz.
Ekonomimin acilen sektörler bazında üretiminin artırılması, tüketimin ise zamlarla değil, tasarruflarla daraltması gerekiyor. En başta da kamu kesimde. Aksi takdirde yüksek büyüme uğruna gelecekte çıkacak ağır fatura hepimize daha yüksek enflasyon ve açıklarla karşımıza çıkacak.

FAİZ LOTOYA DEVAM

Merkez Banka’nın 13 Eylül Perşembe gününde açıklayacağı faiz artış oranlarıyla ilgili tahminler devam ediyor.
Yapılan bir ankette oranlar iki ile beş puan arasında ama bazı ekonomistlere göre piyasaların yatışması ekonomiye güven sağlanması amacıyla en az 10 puanlık bir artış olmalıymış yani en az yüzde 27’ye çıkarılmalıymış.
Şimdi böyle bir puan artışı olabilir mi? Çok zor. Diğer yanda da örneğin ” beş puan yetmez, 10 puanlık artış olsaydı iyi olurdu,” şeklinde beklenti yaratmak da ne kadar doğru? Ya da bu 10 puanlık artışı gündeme getirirken ne kadar gerçekçi hesapla yapılıyor?
Bu tür tahminleri yapanlar tüm verilerini ortaya koymalılar. Sonra spekülasyon, manipülasyon, operasyon deyip birilerine kızıyoruz.

FACEBOOK YORUMLARI