Tuhaf ekonomi teorisi çöpü boyladı

0
55

Uzunca bir zamandır AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan kısaca “faiz sebep, enflasyon sonuçtur” diye özetlenebilecek bir ekonomi teorisini içeride, dışarıda her yerde anlatıyor, savunup duruyordu.

Tek adam rejimi hayata geçirildiğinden, ülkenin ekonomisi de bu tuhaf ve ekonomi bilimine aykırı teori uyarınca şekillendirilip, damat bey tarafından yönetildiğinden beri bir türlü dikiş tutmuyordu.

Bütün ekonomistler, iş insanları ve diğer uzmanlar iktidarı ekonomi bilimine, rasyonel akla ve piyasa beklentilerine uygun politikalar uygulanması, yönetimde eş dost, ahbap çavuş, akraba-i taallûkat ilişkilerinin değil liyakat, deneyim ve bilginin egemen olması konusunda uyarmaktaydılar.

Sonuçta geçtiğimiz hafta bir kabine depremi yaşandı, damat bey aniden ve beklenmedik bir şekilde görevden alındı, Merkez Bankası başkanı değiştirildi ve iktidar cenahından ekonomik reformlar yapılacağına dair söylemler paylaşılmaya başlandı.

Bu gelişmeler üzerine piyasalar perşembe günü yeni atanan partili Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal başkanlığında toplanacak Para Politikası Kurulunun toplantısını beklemeye başlamıştı. Bu toplantı önemliydi değişiklik sadece söylemde mi kalacak yoksa bir eyleme dönüşecek mi, Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinin arttıracak mı arttırmayacak mı herkes merakla bekliyordu. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın faiz karşıtı söylemlerine rağmen faizler artacak, piyasa beklentileri karşılanacak mı sorusun perşembe günü saat 14:00’da karşılık buldu Para Politikası Kurulu tam da piyasa beklentilerine uygun olarak politika faizini 4,75 tam puan ( 475 baz puan) arttırarak yüzde 15 seviyesine çıkardı. Fonlama kompozisyonunda da bir sadeleşmeye giden Merkez Bankası, artık haftalık reponun ana politika aracı olacağını ve bu faiz oranının parasal duruş için tek gösterge niteliğinde olacağını duyurdu. Aslında faizlerde bir artış olmadı, sadece zaten uygulanmakta olan faiz oranı, politika faizi olarak ilan edildi.

Böylece geç likidite penceresinden kredi kullandırma komedisi de son bulmuş oldu.

Döndük dolaştık aynı noktaya geldik olan merkez bankasının güneş görmüş kar gibi eriyen ve 130 milyar dolar civarında eksilen rezervlerine oldu.

Netice-i kelam hatayı kabul ederek, yanlıştan dönmek de bir erdemdir. Bu yüzden gerçekleri idrak ederek, rasyonel akla ve ekonomi bilimine uygun karar alma iradesini gösterebilen iktidarı kutlamak gerekir.

Sonuçta piyasalar, reyizin bileğini büktü ve istediği faiz artışını almış oldu. bir ülkede serbest piyasa ekonomisi uygularken piyasalar ile inatlaşılamayacağı, ekonomi biliminin gereklerinin göz ardı edilemeyeceği, ekonomi yönetiminin kafasına artık dank etmiş bulunuyor.

Rahmetli babamın böyle durumlarda anlatmayı sevdiği bir fıkra vardı, sizinle de paylaşayım:

Köyün ağası atına binmiş, yanında marabası Memo yayan yapıldak birlikte kasabaya pazara gidiyorlar. Yol uzun, sıcak ve yeknesak ağa sıkılmış. Bir süre sonra, ağanın aklına bir muzırlık gelmiş, biraz eğlence olur diye düşünerek, atını durdurmuş ve Memo’ya dönmüş. “Ula Memo” demiş, “şu yolun kenarındaki fışkıyı gördün mü?”

“He gördüm ağam” demiş Memo…

Ağa devam etmiş “ula Memo” demiş…

“O fışkıyı yersen, bu atı sana veririm”…

Memo şaşırmış, afallamış, içinden “vay” demiş..

“Ömrü hayatımda böyle bir ata sahip olamam, gözümü kapatıp yersem fışkıyı, bu atın sahibi olurum” diye düşünerek “olur ağam, essah mı dediğin” diye ağanın teklifini garantiledikten sonra, yolun kenarındaki fışkıyı bir çırpıda yutmuş…

Ağanın maksadı aslında Memo ile biraz dalga geçmekmiş; ama, olanı biteni görünce oda şaşırmış ve sözünde durarak atını Memo’ya teslim etmiş…

Akşama doğru işleri bitince köye dönerken atın yeni sahibi Memo eğere kurulmuş, ağa yayan, beraber köye doğru yol almaya başlamışlar…

Lakin, ağanın da canı sıkkın, Memo’nun da…

Ağanın canı sıkkın; çünkü, biraz eğleneyim derken gül gibi küheylanı Memo’ya kaptırmış; Memo’nun canı sıkkın; çünkü, fışkıyı yediği köyde duyulunca nasıl dalga geçileceğini düşünmüş…

Bu düşüncelerle giderlerken, birden atı durdurmuş Memo ve ağaya dönerek

“ağam demiş, bilirim ki senin de canın sıkkın benim de…

Bak şu yolun kenarında ki fışkıyı görürsün…

Eğer sende o fışkıyı yersen, atı geri sana veririm” demiş…

Ağa zaten büyük pişmanlık içinde, içine oturmuş küheylanı kaybetmek…

Hemen gözlerini kapatarak bir çırpıda yemiş fışkıyı…

Sonra attan inmiş Memo, ağa çıkmış eğere, kurulmuş…

Köye yaklaşırlarken ağa Memo’ya dönüp

“Ula Memo, bu at kasabaya giderken benimdi değil mi”..

“Evet, senindi ağam” demiş Memo…

Ağa devam etmiş “kasabadan dönerken de benim değil mi”…

Memo “senin ağam “ demiş…

“Peki o zaman Memo, biz bu fışkıyı niye yedik?”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz