TÜBİTAK’TAN ÖZEL GEREKSİNİMLİ BİREYLERE YÖNELİK “4008 PROGRAMI”

0
161
- Reklam -

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından özel gereksinimli bireyler arasında bilimsel uygulamaların yaygınlaşmasını sağlamak amacıyla oluşturulan “4008 Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Kapsayıcı Toplum Uygulamaları Destekleme Programı”nın tanıtımı toplantısı gerçekleştirildi. Başkanlık Binasında yapılan etkinliğe Serebral Palsili Çocuklar Derneği (Serçev) Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrenci ve öğretmenleri de katıldı.

ESMA ALTIN– TÜBİTAK Başkanlık Binasında “4008 Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Kapsayıcı Toplum Uygulamaları Destekleme Programı” tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Etkinliğe, Serebral Palsili Çocuklar Derneği (Serçev) Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrenci ve öğretmenleri de katıldı. Etkinlikte konuşma yapan TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, TÜBİTAK bünyesindeki program ve projelerde özel gereksinimli bireylerin desteklendiğini, ancak sadece onları kapsayan bir proje yapma fikri ile “4008 Programını” geliştirdiklerini belirterek; “Ortak akılla sürecin içindeki tüm paydaşların katkılarıyla bugüne gelinmiş oldu. Bu program kapsamında bilim ve teknolojinin toplumun her kesimine ulaşılabilir olduğu kanıtlamaya çalışacağız. Bu programda bir kotamız yok, gelen her eşik derece geçebilecek projeyi, faaliyeti desteklemek istiyoruz.” dedi.
‘BU PROGRAMDA BİR KOTAMIZ YOK, HER PROJEYİ DESTEKLEMEK İSTİYORUZ’


TÜBİTAK’ın destek programları geliştirirken arka planda saha çalışmaları yapıldığına dikkati çeken TÜBİTAK Başkanı Mandal; şunları söyledi; “Mümkün olduğu şekilde sahada yer alıp empati yapmaya çalışıyoruz. Bir köy okulundaki, meslek lisesindeki çocuğumuzun heyecanı, kendini ifade edebilmesi aslında bana göre TÜBİTAK’ın asli görevi.”
TÜBİTAK’ın diğer programları kapsamında özel gereksinimli bireylere de destek sağlandığını belirten Mandal, ayrı bir programa ihtiyaç duymaları nedeniyle “4008 Programını” geliştirdiklerini anlattı. Mandal, programın özel gereksinimlere ihtiyaç duyanlarla karşılıklı etkileşimle tasarlandığını belirterek “Ortak akılla sürecin içindeki tüm paydaşların katkılarıyla bugüne gelinmiş oldu. Bu program kapsamında bilim ve teknolojinin toplumun her kesimine ulaşılabilir olduğu kanıtlamaya çalışacağız. Bu programda bir kotamız yok, gelen her eşik derece geçebilecek projeyi, faaliyeti desteklemek istiyoruz.” şeklinde konuştu.
‘TÜRKİYE’DE ÖZEL GEREKSİNİMLİ BİREYLERİN ORANI YÜZDE 12,6’
Bilim ve Toplum Başkanlığı Programlar Müdürlüğü Danışma ve Değerlendirme Kurulu (DDK) Üyesi Doç. Dr. Sedef Canbaz Bilicioğlu, “4008 Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Kapsayıcı Toplum Uygulamaları Destekleme Programı” ile ilgili bir bilgilendirme sunumu gerçekleştirdi. Çeşitli nedenlerle genel eğitim hizmetlerinden yararlanamayan ve akranlarından önemli derecede farklılık gösteren bireylerin “özel gereksinimli” olarak tanımlandığını söyleyen Bilicioğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de genel nüfus içinde özel gereksinimli bireylerin oranının yüzde 12,6 olduğunu kaydetti. Hedef kitlesini özel gereksinimli bireylerin oluşturduğu programın özel gereksinimli bireyler ve kapsayıcı toplum uygulamaları olmak üzere iki temel kavrama hitap ettiğini belirten Bilicioğlu, program kapsamında yaklaşık 800 bin öğrenci olduğunu ifade etti ve sözlerine şöyle devam etti; “Kapsayıcı toplum uygulamaları, özel gereksinimli bireylerin kaliteli bir eğitim alabilmeleri, toplumda tüm alanlarda etkin olabilecekleri bir yaşam sürebilmeleri, özel gereksinimli bireylerinin haklarının korunması, geliştirilmesi, eşitlik ve adaletin tesisi edilmesi, toplum içerisindeki farklılıkların saygı ve kabul görmesi için gerçekleştirilen uygulamalardır.”
Proje ile özel gereksinimli bireylere ve bu bireylere hizmet veren tüm paydaşlara çağrı kapsamındaki konulara yönelik projeler amacıyla eğitim ve bağımsız yaşam konularında destek sağlayarak toplum ile bütünleşmelerini kolaylaştırmanın ve özel gereksinimli bireylere hizmet sunan kişiler ve özel gereksinimli bireyler arasında bilişsel olarak yaygınlaşmasının amaçlandığını belirten Bilicioğlu, şunları ekledi; “Özel gereksinimli bireyler dışında örneğin; bir afet anında bir itfaiye erinin bir AFAD memurunun özel gereksinimli bireylere nasıl davranması gerektiğini etkileşimli uygulamalarla kazandırılması amaçlanmaktadır.”
‘PROGRAM KAPSAMINDA 150 BİN TL DESTEK VERİLECEK’
Programın bu yıl ilk defa açıldığını ve destek süresinin 12 ay boyunca devam edeceğini ifade eden Bilicioğlu, bu amaçla 150 bin TL destek miktarının verileceğini kaydetti.

- Reklam -


Çağrı kapsamında zihin yetersizliği, görme yetersizliği, işitme yetersizliği, fiziksel yetersizlik otizm spektrum bozukluğu, çoklu yetersizlik, dil ve konuşma bozukluğu, öğrenme güçlüğü ve duygu ve davranış bozukluğu tanımlı özel gereksinimli bireyler ve bu bireylere hizmet sunan tüm kişilere, paydaşlara yönelik doğa bilimleri, mühendislik ve teknolojik alanları, tıbbi bilimler, tarımsal bilimler ve sosyal ve beşeri bilimler gibi çağrı alanlarının yer aldığını dile getiren Bilicioğlu, projeye proje yürütücüsü olarak kimlerin başvurabileceği hakkında bilgi vererek şunları aktardı; “Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynler, bu bireylere hizmet sunanlar, özel gereksinimli bireylere yönelik çalışmalar gerçekleştiren öğretim elemanları, lisans ve lisansüstü programlarda öğrenim gören öğrenciler, bilim kurum ve kuruluşta çalışan öğretmenler, kamu veya belediyelerin iştirakların işlettiği bilim merkezlerinde çalışanlar projeleri gerçekleştirebilirler.”
‘ROL MODEL OLMAM GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNDÜM’
Serçev Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve TÜBİTAK SAGE personeli Turgay Karakaş, doğuştan serebral palsi teşhisi ile dünyaya gelmesi, eğitim hayatı, TÜBİTAK matematik ve fizik olimpiyatlarında aldığı başarıları anlattı. Hastalığı nedeniyle 6 yaşına kadar konuşmadığını ve yürüyemediğini belirten Karakaş, konuşamamasının aksine her şeyi anladığını ve hafızasına kaydettiğini, bu sayede kendisine üstün zekalı teşhisi konulduğunu dile getirdi. Öğretmen bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Karakaş, annesinin hastalığından dolayı mesleği bırakarak sadece kendisine öğretmenlik yaptığını belirterek annesinin üzerindeki emeği ve ona duyduğu minneti anlattı.
Daha 9 yaşındayken gökyüzüne bakıp gördüğü inanılmaz geometrik şekillerin etkisinde kaldığını ve hayranlık duyduğunu, bu nedenle uzay mühendisi olmaya karar verdiğini söyleyen Karakaş, Türkiye 25’incisi olarak Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimlerini kazandığını ve yüksek lisans, doktora programlarını da bu alanda tamamladığını belirtti. Şu anda TÜBİTAK SAGE’de Uzay Mühendisi olarak çalıştığını kaydeden Karakaş, serebral palsi hastası olarak bunları başarmanın kendisi için büyük bir mutluluk verdiğini ifade etti. Özellikle Serçev’de annelere, babalara, çocuklara bir rol model olması gerektiğini düşünerek Serçev Yönetim Kurulu Başkanlığı teklifi geldiğinde hiç düşünmeden kabul ettiğini söyleyen Karakaş, Türkiye’nin gelecek döneme ilişkin hazırladığı politikalarında engelli vatandaşlara yer verilmesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti.
‘CUMHURBAŞKANIMIZIN ENGELLİLER İÇİN AÇTIĞI YOLDAN ÇOK MUTLULUK DUYUYORUM’


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2005 yılında yürürlüğe koyduğu Engellilik Yasası’nın engelli vatandaşlar için bir çığır açtığına vurgu yapan Karakaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın engelliler için açtığı bu yoldan çok mutlu olduğunu dile getirdi.
Bu projeyi ilk duyduğunda büyük bir heyecan yaşadığını ve yaşamaya devam ettiğini söyleyen Karakaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2030 ve 2053 politikalarının engelli vatandaşların yanında olduğunu söylemesinin çok guru verici olduğunu kaydetti ve şunları ekledi; “Bizim zamanımızda engelli vatandaşlar aileleri tarafından utanılan, ipe bağlanan, zincirle bağlanan durumdan çıkıp şu anda böyle bir toplumun önünde konuşma cesaretini bulan bir yapıya büründük. Bunun için emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” Karakaş, kendisi ile aynı kaderi paylaşan engelli bireylere çok çalışmaları, kendilerini göstermeleri ve her zaman devlet, millet için faydalı olmalarını söyledi.
Son olarak engelli istihdamına değinen Karakaş, engellilere verilen yüzde 3’lük dilimin yüzde 5, yüzde 10’a çıkartılıp engellilerin hayata daha sıkı tutunmasının sağlanması çağrısında bulundu.
‘ENGELİ OLUŞTURAN, TOPLUMUN BAKIŞ AÇISI’
Anadolu Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Zihin Engelliler Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Diken, özel eğitime giriş derslerinde öncelikle temel kavramlar konusunun işlendiğini belirterek, toplum içerisinde yanlış karşılık bulan kavramlara dikkat çekti ve şunları kaydetti; “Burada genelde üç temel kavramdan bahsediyoruz. Zedelenme, yetersizlik ve engellilik kavramları. Bunlar toplumda çok karıştırılıyor. Zedelenme ya da yetersizlikleri engele dönüştüren bireyin kendisi değil, toplumun bakış açısıdır. Engeli ortaya koyan toplumun kendisidir. Aslın toplum olarak hepimiz birbirimize bir hizmet sektöründeyiz. Bu hizmet sektöründe aslında kapsayıcı olmak zorundayız. Çünkü hepimizin kendine göre güçlü ve zayıf yönleri var. bu güçlü ve zayıf yönler bazen topluma katılımı olumsuz etkileyebilmektedir. Örneğin; tekerlekli sandalyeli bir vatandaşın merdivenli bir yere girememesi onun tekerlekli sandalyede olması değil, onun erişimini sağlayamamamızdan kaynaklı bir durum.”
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün yaptığı bir takım ölçütlere göre özel gereksinimli veya yetersizlik durumunu yüzde 12,29 olarak betimlediğini kaydeden Diken şunları ekledi; “Bu oran ülkemizde nüfus olarak yaklaşık 8,5 milyona denk geliyor. 4 kişilik bir aileyi düşündüğümüzde nüfusun hemen hemen yarısının doğrudan ilgilendiren bir durum demektir.”
BAŞVURULAR 30 HAZİRAN’DA SONA ERİYOR
Programa başvurular, “http://bilimtoplum-pbs.tubitak.gov.tr” adresinden 30 Haziran’a kadar yapılabilecek. Ayrıntılı bilgiye “https://www.tubitak.gov.tr/4008” internet adresi üzerinden erişilebilecek.

- Reklam -