Kayıt dışı yaşamlar…
Mevlana, “İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir.”
Bir toplumun çürüdüğünün önemli göstergelerinden birisi belki de en önemlisi, birbiriyle ve devletle akitleşmiş insanların; akitlerinin ve etik değerlerin hilafına yaşamalarıdır!
Kayıt dışı yaşamı; kayıt dışı ekonomi, tüketim dürtüsü ve yerleşik (tartışmalı) değerler beslemektedir!
Bir toplum düşünün ki;
Aile bağları çözülmüş, aile çıkar ortaklığının tüzel yapısı haline gelmiş, aldatma aldatılma kanıksanmış, saygı sevgi sentetikleşmiş, kutsallar sloganlaşmış, yalan ve dedikodu ailenin üyelerini enfekte etmiş…
Cep kayıt dışına çıkmış,
Yürek kayıt dışına çıkmış,
Beden kayıt dışına çıkmış,
Söz kayıt dışına çıkmış,
Saat kayıt dışına çıkmış,
Yaşam kayıt dışına çıkınca kaçınılmaz olarak telefon elden düşmez ve çiftleşir, internet bağımlılığı oluşur, şifreleme ve sosyal medya merakınız azar…
Sahte belge bollaşır, şantaj iftira tehdit rutinleşir…
Kulağınız büyür! Arka masayı, yan odayı duyarsınız, teknolojiye ayak uydurursunuz mikrofonla ve kamerayla tanışırsınız…
Şüphe kemirir de kemirir…
Memleket toptan; perdesiz evde çıplak oturan insana benzer hale gelir…
TV Ekranları; her konuda kayıt dışı ilişkileri özne eden dizilerden geçilmez, seyirci kendi hayatını fiilen olmadığı bir senaryonun içinde bulur ve gözünü ekrandan ayırmaz…
Dalar da dalar…
Kayıt dışı yaşam hayatın tüm alanlarına nüksedince memleket toptan maskeli baloya dönüşür. Onlarca maskeyi aynı anda takan insanların öne çıktığı bir toplum yapısı oluşur…
Ortalık kayıt dışı yaşamı kutsar gibi; “ben konuşursam yer yerinden oynar, benim hayatımdan üç roman çıkar” diyenden geçilmez hale gelir…
Kamusal yapılarda;
Yetkililer etkisiz, etkisizler yetkisiz olur…
Çürüme sadece etik değerler üzerinden kendisinin göstermez, aynı zamanda fiziki ve ruhsal olarak da kendisini gösterir…
Madde bağımlılığı artar, cinnet hali yaygınlaşır, depresyon ve kanser birbiriyle yarışır hale gelir…
Peki, şimdi soralım;
Kayıt dışı işleyişin girdabına yakalanmış bir milletin, dolayısıyla onun devletinin; BEKAAA sorunu olmaz mı?
Emperyalistlerin hedeflerine ulaşması daha kolay hale gelmez mi?
(Makaleye devam edeceğim)

Önceki İçerikYürüyün Gari!
Sonraki İçerikOkuyucu yorumları, umut ve ekonomik kriz
Gürcan Dağdaş
54. Cumhuriyet Hükümeti'nde Devlet Bakanı olarak görev yaptı. 22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerinde, MHP'den Kars Milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23'üncü dönem üyesi oldu. Aralık 2013 yılında, MHP'den istifa etti. Toplumsal Çözülme, Kağıda Düşenler, Düşünceye Davet ve Fetret Dönemi Yazıları ismiyle yayınlanmış, dört kitabı var.

FACEBOOK YORUMLARI