Ana Sayfa Yazarlar Ticaret savaşları teknoloji savaşlarına mı dönüşüyor?

Ticaret savaşları teknoloji savaşlarına mı dönüşüyor?

-

Amerika Birleşik Devletleri uzun zamandır yüksek dış ticaret açığı vermekten ve ticari kazanç elde edememekten muzdarip ve Trump bu durumu düzeltebilmek amacı ile başta Çin olmak üzere Amerika’ya ihracat yapan ülkeleri yüksek gümrük vergileri ve ticari kısıtlamalar uygulamak ile tehdit ediyor.


Tehdit etmekle de kalmadı ve bu tehditlerinin bir kısmını da gerçekleştirdi bile. Başta Çin olmak üzere üretim ve ihracat gücü yüksek ülkeler doğal olarak bu durumu tepkiye karşıladılar ve karşı tedbirler alacaklarını açıkladılar. Ticaret savaşları olarak adlandırılan bu gelişmelerin küresel ekonomiye zarar vereceği, küresel büyümeyi yavaşlatacağı, refahı düşüreceği sadece ihracatçı değil ABD dahil ithalatçı ülkeleri de zora sokacağı muhakkaktır. Ticaret savaşlarından fayda sağlayabileceğini düşündüğümüz kimse yoktur ne alan ve ne de satan bu şekilde toplumsal refahını arttıramaz düşüncesindeyim.
Amerika şu konuda ise haklı uygulanan devlet teşvikleri ve manipüle edilmiş kurlar sayesinde başta Çin olmak üzere bazı ülkeler ticarette kendilerine suni bir avantaj yaratıyorlar. Dahası teknoloji casusluğu ve patent haklarının ihlali gibi suç olan fiillere de göz yummak sureti ile haksız rekabet yapıyorlar. Elbette bu kabul edilebilir bir şey değildir ve serbest rekabet demek hak hukuk ihlali de serbest demek değildir…

Japonya’da yapılan son G20 toplantısından sonra ticaret savaşları biraz durulmuş gibi görünmektedir. Amerika ve Çin bir anlaşma yolunda ilerlediklerini, anlaşmaya yakın olduklarını beyan ediyorlar, bu elbette küresel ekonomi açısından olumlu bir gelişmedir.

Lakin görünen o ki ticaret savaşları dursa bile teknoloji savaşları başlayacak. Çok uzun zamandır teknolojinin yoğun olarak batı dünyasında geliştiğini izlemekteydik. Nerede ise son 200 yıldır yapılan bütün icatlar ve geliştirilen bütün teknolojiler batı kökenlidir. Çin’in devreye girmesiyle birlikte batının bilim ve teknoloji üzerindeki tekeli kırılacak gibi görünüyor. Bunu ben insanlık için çok çok olumlu bir gelişme olarak görüyorum. Teknolojik ve bilimsel rekabet muhakkak ki insanlığın ilerlemesine büyük katkı verecektir. Mesela uzun zamandır uzay çalışmaları durağanlaşmıştı. Altmışlardaki uzay yarışı sona erince uzayı keşfetmenin heyecanı da tavsamıştı. Şimdilerde bu yarış yeniden başlıyor gibi görünmektedir. Çin, Japonya, Hindistan, İsrail ve Avrupa’nın Amerika ve Rusya’ya uzayda meydan okuması yarışı kızıştıracak ve uzayın keşfini hızlandıracak gibi görünmektedir. Çin’in Ay’ın karanlık yüzüne bir araç indirmesi ve hatta İsrail’in başarısız denemesi bile bu yarışta önemli bir adımdır. Emin olun ki bu yarış sonuçta hepimizin hayatına dokunacak, hepimizin hayatını olumlu yönde etkileyecektir.

Benzer şekilde telekomünikasyon ve yazılım teknolojileri de tek kutupluluktan sıyrıldığı anda çok daha hızlı gelişecektir. Başta 5G olmak üzere birçok teknoloji çok daha kısa sürede hayata geçecektir. 3 boyutlu yazıcı teknolojisinin gelişmesi, sürücüsüz araçlar ve yapay zeka bu rekabet sayesinde çok daha hızlı gelişecek, günlük hayatımıza çok daha hızlı girecektir. Aslında toplumların ve ekonomik aktörlerin suni ticaret savaşları yerine teknoloji ve bilim savaşlarına odaklanması, birbirlerini teknolojide geçmeye çalışması insanlığın toplumsal evrimi açısından çok daha faydalıdır. Karşı karşıya olduğumuz birçok sorun ancak ve ancak bilim ve teknoloji kullanımı ile çözülebilir. Unutmayalım ki gittikçe kalabalıklaşan Dünya nüfusu önümüze çözülmesi gereken birçok yeni ve karmaşık sorun çıkarmaktadır. Çevre sorunları, iklim değişikliği, daha çok insanın gıda ve barınma ihtiyacının karşılanması, sağlık ve güvenlik sorunları ancak ve ancak geliştirecek yeni teknolojiler ile çözülebilir.

Neticede Ticaret savaşlarının teknoloji savaşlarına dönüşmesi hem sorunlarımızın çözümüne katkıda bulunacak ve hem de küresel refahı ve büyümeyi arttıracaktır düşüncesindeyim.
Umut ediyorum ki Türkiye’miz de bilim ve teknoloji savaşlarına daha doğrusu Savaş demeyelim yarışına bir gün ilk sıralardan katılır ve göğsümüz Türk’lerin bilim ve teknolojiye yaptığı katkılar ile kabarır.

Küresel ticarette varolmak, küresel ölçekte talep edilen mal ve hizmetler üretebilmek için günümüz insanının beğenip satın almak isteyeceği teknoloji ve tasarıma sahip ürünler üretebilmek gerekir. Teknoloji geliştirebilmenin yolu bilimsel Eğitim’den tasarım geliştirebilmenin yolu ise sanat eğitiminden geçer. Bir ülkede bilim ve sanat eğitimi ön plana çıkarılamıyorsa o ülkenin küresel ticarette başarı elde etmesi neredeyse mümkün değildir.

İstisnai olarak elde edilmesi kolay, maddi ve nakdi değeri fazla petrol, gaz, altın, elmas gibi doğal kaynaklar ülkeler için bir zenginlik kaynağı olsa da bu kaynakları elde edebilmek için dahi teknolojisi gelişmiş ülkelerin himaye ve desteğine ihtiyaç duyulduğu unutulmamalıdır.
Küresel ticarette Türkiye’nin de var olmasını istiyorsak Türk toplumuna icat ve tasarım yeteneği kazandırmamız gerekir, bütün çabamız bu yönde olmalıdır. Mustafa Kemal’in “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir fendir” ilkesinden asla ayrılmamamız gerekir diye düşünüyorum.

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Bu Haberler Kaçmaz!

İran: ABD kendi droneunu vurmuş olabilir

İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Abbas Irakçi, Trump’ın İran’a ait bir insansız hava aracının düşürüldüğü iddialarına