Kamuoyu baskısı sonuç verdi, termik santrallerin havayı, suyu ve toprağı iki buçuk yıl daha zehirlemesine izin veren yasa maddesi Cumhurbaşkanı tarafından veto edilerek TBMM’ye geri gönderildi ve bu madde yasa teklifinden çıkarıldı.

Öncelikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Türk milletinin gösterdiği bu çevreci tepkiye duyarsız kalmadığı, bu yasayı veto ettiği için tebrik etmek gerekir ve bende tebrik ediyorum.

Enerji çağdaş yaşamın ve üretimin elbette olmazsa olmaz bir parçasıdır, lakin eninde sonunda enerji de insanı yaşatmak için bir araçtır, amaç değil. Baştan söyleyeyim ki insanı, insanın yaşamak için muhtaç olduğu çevreyi öldürerek, yok ederek enerji üretmeye kalkmak abesle iştigaldir.

Bugün sahip olunan teknoloji ile insana ve çevreye zarar vermeden enerji üretmek mümkün müdür? Elbette mümkündür. Peki neden enerji üretirken bu teknolojiler kullanılmıyor? Bu teknolojiler kullanılmıyor çünkü sermaye aç gözlü, daha az yatırımla daha çok para kazanmak ve yatırımını çok daha kısa sürede amorti etmek istiyor. Sadece sermaye sahipleri mi? Elbette hayır, petrol ve kömür lobilerine teslim olmuş ve hatta bu lobiler tarafından beslenen siyasiler de enerji sektöründe yeni ve çevreci teknolojilere geçişi engelliyor, geciktiriyor ve hatta sabote ediyor.

Hepimiz biliyoruz enerji üretimi dahil her ekonomik faaliyet çevreyi ve ekolojik dengeleri etkiler bu kaçınılmaz, lakin bu etkiyi en az seviyede tutmak, enerji üretirken çevreye kalıcı ve yaşamsal bir etkide bulunmamak da mümkündür.

Termik santraller kömür, petrol türevleri, doğal gaz ve nükleer yakıtlardan elde edilen ısı enerjisinden elektrik enerjisi üreten tesislerdir. Bu işlem sırasında eğer fosil yakıtlar kullanılıyorsa çevreye zehirli ve boğucu gazlar ve kül gibi atıklar saçarlar. Bu atıklar doğru bir teknoloji kullanılarak çevreye etkisiz hale getirilip çevreden yalıtılmaz ise ölümcül ölçüde hava, su ve toprak kirliliğine yol açarlar.

Muhakkaktır ki en doğru yol fosil yakıtlardan enerji elde etmeye son vermektir, eğer bu mümkün değilse termik santrallerin atıklarını arıtmamız ve çevreden çok iyi bir şekilde izole etmemiz gerekir. Termik santrallere takılması gereken baca filtreleri de bu yöndeki temel çözüm teknolojilerinden biridir. Baca filtreleri olmadan bu santralleri çalıştırmak taammüden cinayettir ve bir yasa teklifi ile filtre takmayı savsaklayan patronlara ek süre vermeye kalkmak ise en azından bu cinayete göz yummaktır.

Termik santrallerin bir diğer versiyonu da nükleer santrallerdir. Nükleer santrallerde nükleer reaksiyon sonucunda ortaya çıkan ısı türbinler vasıtasıyla önce hareket, sonrada elektrik enerjisine dönüştürülür. Nükleer reaksiyon ile elbette ortaya sadece ısı enerjisi çıkmaz, bu reaksiyon sonucunda çok büyük miktarda nükleer atık ve ölümcül radyoaktif ışınlarda ortaya çıkar ve bu atıklar on binlerce yıl boyunca ölümcül gücünü korur. Nükleer santrallerde ortaya çıkan bu atıklar eğer çok uygun bir şekilde çevreden yalıtılamaz ise çevreye çok büyük ve kalıcı zarar verir. Daha da kötüsü Çernobil ya da Fukushima da yaşanana benzer bir kaza olması halinde bu atıklar kontrolsüz bir şekilde çevreye yayılır havayı, suyu ve toprağı bin yıllar boyunca zehirler.

Hangi teknolojiyi ve hangi yakıtı kullanırsanız kullanın termik santraller her daim çevre ve insan sağlığı için büyük bir tehdit teşkil etmektedir. En doğru yol termik santralleri kullanmaktan vazgeçip güneş, su ve rüzgar gibi yenilenebilir kaynaklardan elektrik enerjisi üretmeye yönelmektir.

İş işten geçmeden, termik santralleri kapatmayı ve yenilenebilir kaynaklardan enerji üretmeyi talep eden bir kamuoyu oluşturmak bu yüzden çok önemlidir.

Facebook Comments

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz