TENGİZ: DOĞALGAZ FİYAT REKORU TÜRKİYE’DE

0
190

Uzun yıllar Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nda çeşitli kademelerde görev yapmış Jeoloji Yüksek Mühendisi, İyi Parti Enerji Komisyonu Üyesi Yavuz Tengiz ile doğal gaza yapılan son zammı ve Türkiye’nin enerji politikalarını konuştuk.

Esma ALTIN/ANKARA

Jeoloji Yüksek Mühendisi ve İyi Parti Enerji Komisyonu Üyesi Yavuz Tengiz, doğalgaza yapılan zamlar ve enerji politikaları hakkında gazetemize açıklamalarda bulundu. Döviz kurunun ve doğalgaz alım fiyatlarının düşmesine rağmen Türkiye’de yapılan doğalgaz zamlarını eleştiren Tengiz; “Dünyada gaz fiyatları düşerken, Türkiye’de gazda zam rekoru kırıldı. Menşe ülke çeşitliliği ve yakınlığı açısından Avrupa ülkelerine göre çok daha avantajlı konumda olmasına rağmen; Türkiye dünya ve Avrupa’da doğalgazı en pahalı kullanan ülkedir.” dedi.

‘DOĞALGAZI EN PAHALI KULLANAN ÜLKEYİZ’

Hem döviz kurundaki  hem de doğal gaz fiyatlarındaki düşüşe rağmen Türkiye’de doğalgaza üst üste zamlar yapıldığını ifade eden Tengiz sözlerine şöyle devam etti; “Dünyada gaz fiyatları düşerken, Türkiye’de gazda zam rekoru kırıldı.  Doğal gazın 1000 m3ü Avrupa’da 80-100 Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dolarından işlem görürken bu rakam Türkiye’de ortalama 170-180 ABD dolarıdır. Arada yaklaşık 100 ABD $’lık bir fark oluşuyor. Avrupa doğalgazı Rusya’dan bizim aldığımızın yarı fiyatına alıyor. Türkiye aynı miktarda gaza Avrupa’ya göre yılda 4 milyar dolar daha fazla para ödüyor. 2020 yılının ilk yarısında Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin 18’inde doğal gaz fiyatları geriledi. Türkiye’de ise pandemi döneminde dolar 8,50’den 7,10 seviyelerine gerilemişken, dünyada doğal gaz bolluğunun yaşandığı bir dönemde, Ocak ve Şubat ayında doğalgaza ardı ardına zam yapıldı. Türkiye’de konutlarda yılda 13-14 milyar m3, çevrim santrallerinde ise 15-20 milyar m3 doğal gaz tüketilmektedir. Herkes evlerde kullanılan elektrik ve doğal gazın çok pahalı olduğundan şikayet etmektedir. Ödeyemedikleri için elektrik ve doğal gazları kesilmektedir.”

Türkiye’nin avantajlı konumuna karşın dünyada doğalgazı en pahalı kullanan ülke olduğunu vurgulayan Tengiz şunları aktardı; “Avrupa’ya göre gaz bizde niçin daha pahalı diye sorulduğunda yetkililerce ‘Ticari Sır’ olduğu nedeniyle sorulara cevap verilmemektedir. Öncelikle ‘Ticari Sır’ mıdır sorusunun cevabı, evet ‘Ticari Sır’ dır. Soruyu yanlış sorduğunuz süre alacağınız cevap hep aynı olacaktır. ‘Ticari Sır’ olduğu için söyleyemeyiz.”

‘GAZIN GAZ İLE REKABETİ’

Gaz alımı yapılırken hazırlanan anlaşmalarda belirli formüllerin ele alındığına dikkat çeken Tengiz şunları kaydetti; “Gaz alım anlaşmalarında gaz fiyatının tespitinde, hali hazırda dünyada kullanılmakta olan fiyat belirleme formülleri vardır. Alım sözleşmeleri yapılırken, gaz fiyatı bu formüller kullanılarak tespit edilir. Türkiye’nin Rusya ile yapmış olduğu anlaşmalarda kullanılan formül bazı petrol ürünlerine endekslidir. Petrol fiyatına bağlı olarak da bu ürünlerin fiyatı artar veya azalır. Buna göre de bizim Türkiye olarak doğal gaza ödeyeceğimiz para artar veya azalır. Ucuz doğalgaz sağlanabilmesi için fiyatlandırma formülünde kullanılan, seçilen petrol ürünleri ile ilgili tespitlerin doğru yapılması gerekir. Yapılan gaz alım anlaşmalarında bunlar doğru yapıldı mı? Buna bakmak lazım.”

Gaz fiyatının tespitinde hangi formüllerin kullanıldığının bilinmediğine dikkat çeken Tengiz; “Türkiye’de doğalgazın Avrupa’ya göre niçin daha pahalı olduğu ile ilgili soru sorulurken, gaz fiyatının tespitinde hangi formüllerin kullanıldığı sorulmuyor. Dolayısıyla gazın fiyatını belirlemede kullanılan formül gündeme gelmiyor, cevap ‘Ticari Sır’ olarak veriliyor.Uzunca bir zaman dünyada gaz fiyatları, petrol fiyatlarına endeksli oldu. Avrupa gaz fiyatının tespitinde zaman içinde şunu başardı. ‘Gazın gazla rekabeti. Avrupa ABD’nin sıvılaştırılmış doğalgaz ile (LNG), Rus boru gazının rekabeti aracılığıyla aldığı gazın fiyatlarını düşürdü. Rus gazını Baltık denizi altından Almanya’ya taşıyan 55 milyar m3 kapasiteli, 1224 km uzunluğundaki Kuzey Akım-1 boru hattından, 2011 yılından beri gaz akışı devam ediyor. ABD’nin karşı çıkmasına rağmen Kuzey Akım-2 projesinde de sona yaklaşıldı.Biz Rusya, Azerbaycan ve İran’dan boru hatlarıyla doğalgaz, Nijerya, Cezayir  ve spot piyasadan da sıvılaştırılmış LNG alıyoruz. Bu kadar farklı ülkeden gaz alırken; bu ülkeleri birbiriyle rekabete sokabilmiş olsaydık ülke olarak bundan kârlı çıkabilirdik. Bunu yapamadık. Avrupa gaz piyasası ile entegre olamadık, gaz depolama kapasitemizi arttıramadık. Depolama kapasitemiz yetersiz olduğundan gaz alım satımı da yapamıyoruz. 2005’li yıllara bakacak olursak; Avrupa’nın yapmış olduğu doğalgaz alım anlaşmalarının  yüzde 20-25’inde spot piyasada geçerli olan ‘gazın gazla rekabete’ dayalı formülleri kullanılıyordu. Şimdi günümüzde spot piyasada ‘Ticaret Merkezi’ denilen yüzde 75’i spot piyasaya dayalı, alıcının avantajını arttıran bir formülasyon var. Türkiye’nin yapmış olduğu uzun dönemleri kapsayan anlaşmalarda bu formül kullanılmıyor.”

Yapılan anlaşmaların yanlış temellere oturtulmuş olduğuna dikkat çeken Tengiz şunları söyledi;  “Avrupa, Rusya’dan doğal gazı bizim yarı fiyatımıza alıyor. Bizde spot piyasadan LNG alıyoruz. Rusya, İran ve Azerbaycan ile yapılan uzun dönem gaz alım anlaşmalarında; fiyatı belirlemede kullanılan formül, spot gaz piyasa alım fiyatlarına endeksli değil. Menşe ülke çeşitliliği ve yakınlığı açısından Avrupa ülkelerine göre çok daha avantajlı konumda olmasına rağmen Türkiye, yapmış olduğu gaz alım anlaşmalarında bu avantajını kullanamamıştır.”

SPOT PİYASA FİYATLARINI DEĞERLENDİRDİ

Pandemi öncesinde başlayan ve arzının en fazla olduğu dönemi yaşayan doğalgazın fiyatındaki düşüşü değerlendiren Tengiz; “Şu an dünyada doğalgaz arzının en fazla olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Doğalgaz bolluğu pandemi öncesi başladı. Bunda ABD’nin son 10 yılda üretimini yüzde 119 arttırarak ‘Likid Kaya Gazı’ ihracatçısı olmasının rolünü de unutmamalıyız. 2018 yılından itibaren Amerika’daki üretim artışına bağlı olarak, dünyada doğalgaz fiyatları düşmeye başladı. 2019 yılında da düşüş devam etti, bir de bunun üzerine pandemi krizi gelince fiyatlar daha da geriledi. Spot piyasada fiyatlar çok düşmüştür.” dedi.

Türkiye’nin spot piyasa koşullarına uygun fiyatlandırmaları yaptığı anlaşmalara dahil edemediğinin altını çizen Tengiz, bunun sebepleri için doğru soruların yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Tengiz konu ile ilgili olarak şu soruları yöneltti; “Türkiye Avrupa’nın kullandığı spot piyasa koşullarına bağlı fiyatlandırma formülünü, Rusya’dan ve İran’dan gaz alımı anlaşmalarında kullanılan formülün içine sokamamıştır. Avrupa 2005 yılından beri spot piyasa fiyatlarını formülün içine koymayı başardı. Doğal olarak spot piyasa fiyatı daha düşük olduğu için Avrupa doğalgazını bizden daha ucuza alıyor. Fiyatlar onlarda da gizli, bizde de gizli. Doğalgaz fiyatlarıyla ilgili soruyu sorarken soruyu doğru sormazsanız, sadece alış fiyatını sorarsanız,  örneğin 1000 m3  doğalgaz alımına ne kadar para ödüyoruz diye soruyu sorarsanız, alacağınız cevap hep aynı olacaktır. ‘Ticari sırdır’ söyleyemeyiz. Soru şöyle sorulmalı; Yapılan doğal gaz alım anlaşmalarında, gaz fiyatının belirlenmesinde; Avrupa ülkelerinin kullandığı ‘Spot Piyasa Fiyat Formülasyonu’ kullanılıyor mu? Kullanılmıyorsa neden kullanılmıyor? Bu formülün kullanılmamış olması, 1000 m3 doğalgaz alımında ödenecek parada lehte veya aleyhte bir durum oluşturuyor mu? Oluşturuyorsa bunun parasal değeri nedir?”

Avrupa ülkelerinin spot piyasa formüllerini içeren anlaşmaları Rusya’ya kabul ettirdiklerini bundan dolayı doğalgazı daha ucuza alabildiklerini belirten Tengiz şunları aktardı; “Avrupa ülkeleri yapmış oldukları gaz alım anlaşmalarında ‘Spot Piyasa Alım Formülasyonunu’ Rusya’ya kabul ettiriyorlarsa, yaptığımız alım anlaşmalarında doğalgazı daha ucuza alabilmemiz için; bu formülün belli oranlarda kullanılması şartını müzakerelerle Rusya’ya kabul ettirmeliydik. Türkiye’nin mevcut doğalgaz anlaşma kontratları ‘Take or Pay’ (al yada öde) şeklinde uzun süreli yapılmış, yüzde 80 alım garantisi verilmiştir. Bu oran müzakerelerle revize edilerek daha aşağılara çekilmelidir. Bu yılın sonunda anlaşma süresi sonlanacak olan Rusya Batı Gaz Boru Hattı anlaşması yenilenecek ise ‘Spot Piyasa Alım Formülasyonu’ mutlaka antlaşma da kullanılmalı, anlaşma süresi de bölgemizdeki menşe ülke çeşitliliği, ülkemiz şebekesinin gelişen arz olanakları dikkate alınarak uzun süreli tutulmamalıdır.”

TÜRK AKIM PROJESİ’Nİ ELEŞTİRDİ

Depolama alanındaki artışların Türkiye’nin avantajı olduğunu ve bunu ilerleyen dönemlerdeki anlaşmalarında kullanması gerektiğini belirten Tengiz şunları ifade etti; “Doğalgaz iletim şebekesi arz kapasitesinin arttırılmış olması (günlük arz kapasitemiz 325 milyon m3), ihtiyaca göre çalıştığı bölge değiştirilebilecek 2 adet FSRU’nun devrede olması, depolama kapasitesindeki artışlar Türkiye’nin herhangi bir ülkeye miktar ve konum olarak bağımlı olmamasını sağlamıştır. Türkiye bu avantajını yenilenecek gaz kontratlarında mutlak surette kullanmalıdır. Ülke olarak gazı Avrupa ülkelerine göre daha pahalı alıp, bu kriz döneminde kullanılmayan gazın parasını ödeme gibi bir lüksümüz olamaz.”

Aldığımız doğalgazı başka bir ülkeye satma hakkımızın olmayışını değerlendiren Tengiz şunlara dikkat çekti; “Yapılan anlaşmalarda aleyhimize olan bir başka husus da; yapılan anlaşmalarda bizim aldığımız doğalgazı Re-Export olarak başka bir ülkeye satma hakkımızın olmayışıdır. Bunun için de Bulgaristan ve Yunanistan şebekeleri ile BOTAŞ şebekesinin bağlandığı noktalarda teknik kapasiteler arttırılmalı ve bu noktalarda iki yönlü akışa imkan verecek anlaşmalar yapılmalıdır.”

Rusya lehine olan Türk Akım Projesi’ni eleştiren Tengiz; “Rusya’nın durumuna bakacak olursak; Rusya lehine olan Türk Akım Projesi yapılmıştır. Türkiye üzerinden Rus gazının Yunanistan, Makedonya ve Avrupa’ya verilmesi sağlanmıştır. Ukranya by-pass edilerek bir yerde cezalandırılmıştır. MEB alanımızın kullanılmasına izin verilerek Rus gazının Avrupa’ya ihraç edilmesinin önü açılmıştır. Karşılığında ne alındı? Doğalgaz alımında bir fiyat indirimi oldu mu? Olmadı. Gelinen noktada; Türkiye’nin bölge ülkeleri ile doğalgaz ticaretine ilişkin hedef ve beklentilerini, günümüz gerçekleri doğrultusunda yeniden şekillendirmesi gerekli olmuştur. Önümüzdeki dönemlerde Türkiye üzerinden Avrupa’ya sevk edilecek gaz miktarları geçmiş yıllardaki beklenti ve tahminlerin çok altında kalacaktır. Yaşanan tecrübeler ülkemizin doğalgaz arz güvenliğinin sağlanması adına; geçmiş dönemlerde zorunlu görünen uzun yılları kapsayan, al ya da öde taahhütlü doğalgaz alım kontratları, bölgemizdeki menşe ülke çeşitliliği ve ülkemiz şebekesinin gelişen arz olanakları dikkate alındığında, artık kaçınılması gereken bir seçenek durumundadır. TANAP ve Türk Akımı gibi gaz transit projeleri tek yönlü akış şartıyla gerçekleştirildiğinden, Avrupa ile gaz ticaretinde Türkiye’nin gaz merkezi olmasına bir katkısı olmamıştır. Diğer taraftan İran, Rus (Mavi Akım) ve Azeri (Faz I) gaz alım anlaşmaları satıcı durumdaki ülkelerin yapmış oldukları yatırımlar çoktan kendilerini amorti etmiş olup, kontrat süreleri dolduğunda yeniden uzun dönemli olarak uzatılmasının da  bir gerekçesi kalmayacaktır. Rusya ile yapılan anlaşmalarda lehimize olan bir şey yok. Yapılanlar hep Rusya’nın avantajına olmuştur.  Önümüzdeki dönemde yapılacak anlaşmalarda ithalat hacimlerinin uzun dönemli ve al ya da öde temelli kontrata bağlanmasının, ülke çıkarları açısından büyük riskleri beraberinde getirilebileceği dikkate alınmalıdır.” ifadelerini kullandı.