TENGİZ: 540 MİLYAR M3 REZERVİN DEĞERİ YAKLAŞIK 50 MİLYAR DOLAR

0
6

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nda çeşitli kademelerde görev yapmış Jeoloji Yüksek Mühendisi ve İyi Parti Enerji Komisyonu Üyesi Yavuz Tengiz Karadeniz’de yapılan sondaj çalışmaları sonucu bulunan doğal gaz rezervi hakkında açıklamalarda bulundu.

Esma ALTIN/ANKARA

Jeoloji Yüksek Mühendisi ve İYİ Parti Enerji Komisyonu Üyesi Yavuz Tengiz Karadeniz’de Fatih Sondaj Gemisinin sondajını yaptığı 135 milyar metreküp doğal gaz keşif açıklamasının yapıldığı Amasra-1 kuyusu ve Sakarya Gaz sahası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Tengiz: “21 Ağustos 2020 tarihinde Karadeniz’de Tuna-1 kuyusunda 405 milyar metreküp olarak açıklanandoğalgaz keşfinden sonra, bölgede Fatih Sondaj Gemisi tarafından Türkali-1 ve Türkali-2 derin deniz sondajları yapılmıştır. Türkali-2 kuyusunda Kanuni sondaj gemisi tarafından yürütülmekte olan kuyu tamamlama operasyon faaliyetleri henüz bitirilmiş değildir.” dedi.

- Reklam -

AMASRA-1 KUYUSUNU DEĞERLENDİRDİ

Yeni bulunan doğalgaz rezervi ve daha önce yapılan sondaj çalışmaları ile keşfedilen kuyular hakkında bilgi veren Tengiz sözlerine şöyle devam etti; “Amasra – 1 kuyusu, Zonguldak Çaycuma ilçesi, Filyos limanı açıklarında, Kuzey Sakarya gaz sahası olarak adlandırılan bölgede, sahilden yaklaşık 170 km uzakta yer almaktadır. 21 Ağustos 2020 tarihinde Karadeniz’de Tuna-1 kuyusunda 405 milyar metreküp olarak açıklanandoğalgaz keşfinden sonra, bölgede Fatih Sondaj Gemisi tarafından Türkali-1 ve Türkali-2 derin deniz sondajları yapılmıştır. Türkali-2 kuyusunda Kanuni sondaj gemisi tarafından yürütülmekte olan kuyu tamamlama operasyon faaliyetleri henüz bitirilmiş değildir. Kuyunun gaz potansiyeli kuyu tamamlama operasyonları sonucunda kesinlik kazanmış olacaktır. Kuzey Sakarya sahasında Fatih Sondaj Gemisi tarafından kazılan, 3850 metrede bitirilen Amasra-1 kuyusunda 135 milyar metreküp doğalgaz keşfinin yapıldığı, 4 Haziran 2021 tarihinde açıklandı. Toplamda 540 milyar metreküp gaz rezervi bulunduğu açıklanan Sakarya gaz sahasında; sondaj faaliyetleri bitirilip, kuyu tamamlama çalışmalarının tamamlanmasına müteakip sahanın üretime alınmasıyla ilgili çalışmalar başlayabilir. Aksi takdirde kuyuların üretim potansiyellerini tam olarak bilmeden verilecek malzeme siparişleri birçok yanlışlığa neden olabilir. Bu konuda çok hassas davranılmalıdır.” 

540 milyar metreküp rezerv olarak açıklanan gazın bugünkü parasal değeri hakkında açıklamalarda bulunan Tengiz şunları kaydetti; “Deniz sondaj faaliyetleri ve kuyu tamamlama operasyonları tamamlanıp saha üretime alındığında; 540 milyar metreküp olarak açıklanan rezervin tamamının üretilmesi durumunda ki bu teknik olarak hiç bir zaman mümkün değildir. Rezervuarda gaz kalacaktır, gazın bugünkü parasal değeri, yatırım harcamalarını ve üretim maliyetini saymazsak yaklaşık 50 milyar ABD dolarıdır. 1000 metreküpdoğal gaz Avrupa piyasalarında 80-120 ABD dolardan işlem görüyor. Burada bir konuyu hatırlamakta fayda var. 2020 Nisan ayı başında dünyada arz fazlalığı nedeniyle varili 10 doların altında işlem gören ham petrol,  bugün piyasalarda varili 70 dolardan alıcı bulmaktadır. Petrol fiyatlarının dibe vurduğu dönemde Türkiye olarak 10 milyar dolarlık petrol depolayarak stratejik petrol rezervlerimizi oluşturmuş olsaydık, bugün bunun parasal değeri 70 milyar ABD dolar olmuştu. Bu yapılmadı, şayet yapılmış olsaydı 2023 yılına kadar da müjdeli haberi beklemeye gerek kalmayacaktı. Türkiye yılda ortalama 25 milyon ton ham petrol ithal etmekte, bu da yaklaşık 175 milyon varil ham petrole tekabül etmektedir.”

ÖNCELİKLE YAPILMASI GEREKENLERİ ANLATTI

Sahanın en erken ne zaman üretime alınabileceğini ve buna zemin hazırlamak için öncelikli olarak nelerin yapılması gerektiğinden söz eden Tengiz şunları dile getirdi; “Sakarya gaz sahasında 2-3 kuyudan üretim yapılmayacağına göre, sahanın sınırlarının belirlenmesi için öncelikle bölgede tespit kuyularının sondajlarının bitirilerek sahanın bütününün rezerv durumunun tespit edilmesi gerekir. Doğru-düzgün sağlıklı bir rezerv hesaplaması için; deniz sondajlarının, work-over yani kuyu tamamlama faaliyetlerinin ve uzun süreli akış testlerinin bitirilmiş olması gerekir. Bunlar yapılmadan tarihler üzerinde konuşmak bizi hataya götürür.”

Sondajlar bitip sahanın sınırları belirlendikten sonraki aşamaları anlatan Tengiz; “Sondajlar bitirilip sahanın sınırları, formasyonun özellikleri üretim seviyelerinin basınçları, porozite, permeabilite, rezervuar kalınlığı vs. rezervin durumu kesin olarak belli olduktan sonra üretim malzemeleri için sipariş listeleri hazırlanacaktır. Yurtdışında bu malzemeleri üreten firmalara gazı sahile taşıyacak pipe-line boruların ve üretim malzemelerinin siparişleri verilecek, üretim yapılacak kuyuların devreye alınması ve denizde pipe-line hattının döşenmesi ile ilgili olarak hizmet alınacak firmalar belirlenmeli. Bunlarla yapılacak hizmet sözleşmesi şartları müzakere edilmelidir.” şeklinde önerilerde bulundu.

Gerekli malzemelerin yurtdışından teminini hemen yapmak mümkün mü sorusunu cevaplayan Tengiz, şu ifadeleri kullandı; “Gazı sahile nakledecek pipe-line boruları ve kuyulara ait deniz tabanındaki üretim malzemeleri; rezervin durumu, su derinliği, deniz tabanındaki basınç dikkate alınarak, gazın özellikleri yani basınç, sıcaklık, yoğunluk, yine gazın içindeki maddelerin özelliklerine göre anyonlar, katyonlar, kükürt, su, CO2, vs. bu işi yapan firmalara custom-made olarak üretime alınacak her bir kuyunun özelliklerine uygun olarak özel sipariş verilerek hazırlattırılacaktır. Bu malzemeler metalurjik olarak çok özel, özel alaşımlı, yüksek basınca dayanıklı ve çok pahalı malzemelerdir. Bunların sipariş verilirken rezervuarın ve kuyuların özelliklerine göre doğru tanımlanması gerekir. Bu malzemelerin üretimini yapan firma sayısı da dünyada sayılıdır.”

‘BİZİM İÇİN ÖNEMLİ BİR KEŞİF’

Sahanın üretime alınmasıyla birlikte yatırım maliyeti ile ilgili öngörüde bulunan Tengiz; “2 bin 300 metre su derinliğine sahip Sakarya gaz sahasının üretime alınmasıyla ilgili çok ciddi boyutlarda yatırım harcamaları olacağını söyleyebilirim. Kesin olmamakla birlikte 4-5 kuyu ile yapılacak bir üretimde yaklaşık 4-5 milyar dolar civarında bir yatırım gerekiyor.” dedi.

Rezervin büyüklüğü konusunda kendi düşüncelerini paylaşan Tengiz şunları söyledi; “Su derinliğine bağlı yüksek üretim maliyetlerini düşünürsek açıklanan rezerv dünya ortalamasında orta ölçekte bir rezervdir. Biz ilk defa bu kadar derin suda kendi imkanlarımızla, kendi gemilerimizle gazı bulduğumuz için bizim için önemli bir keşiftir.”

Sahanın ne zaman üretime alınabileceği ile ilgili kesin bir tarih vermenin yanlış olabileceğine dikkat çeken Tengiz şunları belirtti; “Şimdiden üretim için bir tarih vermek hatalı olur diye düşünüyorum. Henüz sahada tespit kuyularının tamamı kazılmış değil. Malzemeler yurtdışından sipariş üzerine getirilecek. Bu işi yapacak firmaların iş durumlarına bakmak lazım. Bunları bilmeden konuşmak hatalı olur. Şunu söyleyebilirim. Sahanın üretime alınması ile ilgili malzeme siparişleri bugün verilse, bunların hazırlanması, teslimi, sahanın üretime alınması iyimser bir tahminle en erken 2–3 senelik bir zaman dilimi içinde olacaktır. Şunu da aklımızdan çıkarmamalıyız. İleriki dönemlerde dünyada doğalgaz fiyatlarının düşmesi, günlük gaz üretim miktarının düşük olması, üretim maliyetlerinin yüksek olması durumunda bulunan gaz ekonomik de olmayabilir.”

‘MARS’A GİTMEK KADAR ZOR VE TEKNİK’

Kuyuların üretime alınmasının sanıldığı kadar kolay bir çalışma olmadığına vurgu yapan Tengiz, şunlara dikkat çekti; “Kuyuların üretime alınmasıyla ilgili çalışmalar deniz dibinde 2 bin 300 metre su derinliğinde robotik ve tamamen teknik olarak yurtdışı firmalardan hizmet alınarak yapılacaktır. Bu Mars’a gitmek gibi zor ve çok teknik bir konudur.Bu konuda Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO)’nın yetişmiş elemanı yoktur.”

Yapılan keşif sonucunda sahanın sınırlarının belirlenmesi, kuyunun üretime alınması gibi konuların birkaç sene gibi kısa bir zamanda gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını savunan Tengiz genel bir değerlendirmede bulundu ve şunları kaydetti; “Pipe-line borularının ve üretim malzeme siparişlerinin firmalara verilmesi, bunların yurtdışında hazırlanması, üretilen malzemelerin Türkiye’ye getirilmesi,  hizmet alınacak firma temsilcileri ile anlaşma sağlanarak hazırlanan termin programlara göre hizmet sözleşmelerin yapılması, sonrasında malzemelerin bölgeye nakli, deniz dibinde robotik üretim montaj çalışmalarının bitirilip, pipe-line boru hattı ile gazın deniz dibinden sahile getirilip  yüzey tesislerinde ayrıştırılıp kullanıma hazır hale getirilmesi, ayrıştırmadan kasıt; gazın içindeki yabancı maddelerin ve suyun ayrıştırılması, sonrasında BOTAŞ’ın ana iletim hattına bağlanabilmesi için; bölgede kamulaştırılacak arazileri ve karada yapılacak pipe-line hattını düşünürsek bununla ilgili ÇED raporları hazırlanacakbu kadar kısa zaman diliminde işin tamamlanması, sahanın 2023 yılında üretime alınması pek mümkün gözükmüyor.”

Son olarak bu araştırmada emeği geçen meslektaşlarına, gemi çalışanlarına ve tüm personellere teşekkürlerini sunan Tengiz; “gazın bulunmasında emeği geçen jeoloji, jeofizik, sondaj mühendislerimizle birlikte özverili çalışan TPAO mensuplarını ve gemi personelini yapılan keşiften dolayı canı gönülden kutlamalıyız. Keşfin kendi sondaj gemilerimiz tarafından yapılmış olması, ileriki dönemlerde TPAO’nun bölgede derin deniz sondajlarında söz sahibi olacağının göstergesidir. Keşif mühendislerimizin ve sondaj  personelinin deneyim kazanması, yetiştirilmesi ve Doğu Akdeniz’deki arama çalışmaları için moral açısından güzel olmuştur. Yapılan keşfi küçümsemek de anlamsız, ama abartmamak da lazım. Dünya ölçülerine göre 540 milyar metreküp orta ölçekte mütevazi bir rezervdir.” şeklinde konuştu. 

- Reklam -