TARIM ALARM VERİYOR

0
5

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE), Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 1,77 yükselirken, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,69 arttı. Endekste, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 12,37 ve on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 21,32 artış gerçekleşti.

Bu verilere göre Tarım-ÜFE, Haziran 2019’dan bu yana en yüksek seviyeyi görerek 26 ayın zirvesine çıkmış bulunmaktadır.

- Reklam -

Sektörlerde bir önceki aya göre ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 0,36, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 1,95 artış, balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 2,90 azalış gerçekleşti.

Ana gruplarda bir önceki aya göre tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,73, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 2,11, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 2,13 artış gerçekleşti.

Yıllık en fazla artış gösteren diğer alt gruplar %38,59 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler ve %35,97 ile canlı kümes hayvanları ve yumurtalar oldu. Buna karşılık, yıllık en az artış gösteren alt gruplar ise %3,09 ile üzüm, %7,37 ile diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler ve %9,15 ile çeltik oldu.

Sevgili okurlarım bu verileri dikkate aldığımızda gıda enflasyonundaki olağanüstü artışın devam edeceğini öngörmemiz gerekmektedir.

Türkiye’de tarım sektörü çok ciddi sıkıntılar yaşıyor, üreten zarar ediyor, tüketen fahiş fiyatlara mal almak zorunda kalıyor. İnsanlar çiftini çubuğunu, bağını bostanını bozup sektörden çıkıyor.

Türkiye nüfusunun yüzde 9 oranında arttığı 2013-2020 arasında köy nüfusu yüzde 11,4 azaldı, bu köyler boşalıyor demektir. Köylerin durumuna ilişkin en çarpıcı veri, köy nüfusunun dramatik biçimde azalmasıysa, en az onun kadar çarpıcı diğer gelişme de, göç edenlerin yaşı. Verilere göre yaşlı köy nüfusu artarken, gençler köyleri boşaltıyor.  Tarımdan para kazanamayan, zarar eden çiftçi borçlanmak zorunda kalıyor. Göçün altında yatan en önemli neden çiftçilerin zarar etmesi ve yüksek borçluluğudur.

Çiftçinin üretim maliyetleri artıyor; elektriğe, mazota, gübreye, ilaca para yetmiyor. Önceki yıl zararları nedeniyle çiftçi yüksek faiz ile kredi kullanmış ödeyememiş, borca batmış bunuyor. Çiftçinin tarlası tabanı, davarı, traktörü haraç mezat icra ile satışa çıkmış durumda.

Diğer yandan çiftçi bu maliyet artışlarını satış fiyatına yansıtamıyor, çünkü kriz halkın alım gücünü de çok düşürdü, halk parayı gıdım gıdım harcıyor, lüks veya fuzuli addettiği her şeyi tüketmekten kaçınıyor. İş artık o hale geldi ki millet mecburen evladının boğazından bile kesiyor.

Demedi demeyin; bu gidişat gidişat değildir, insanlar açlık çekmeye başlarda kuru ekmeğe talim etmek zorunda kalırlarsa bunun hesabını gider sandıkta sorarlar…

Kime sorarsanız sorun göreceksiniz ki kabinenin en başarısız bakanı Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’dir.

Tarım sektörü planlamanın en hassas şekilde yapılması gereken sektördür. Kim, nereye, ne kadar, ne ekecek bu bireysel ya da yerel olarak planlanabilecek bir şey değildir. Tarım planlaması ulusal ölçekte yapılmalı, iklim değişikliği ve benzeri tarımsal üretimde arz ve talebi etkileyecek küresel gelişmeler dikkatle takip edilmeli, ince ince hesap yaparak tarımsal üretim planlanmalıdır. Yoksa ya çiftçi zarar eder veyahut da piyasada tarım ürünleri kıtlığı yaşanır ve fahiş fiyatlar ortaya çıkar tüketici pahalıya tüketir ya da gıdaya erişemez.

İşte bütün bu sebepler dikkate alınarak tarım sektöründe yeni bir yapılanmaya gidilmeli merkezi idare tarafında tarımsal üretim iç ve dış arz / talep koşulları dikkate alınarak planlanmalıdır.

Bu yapılmadığı takdirde tarım sektörü daha da ciddi sıkıntılar ile karşılaşır ve halkımızın gıdaya erişimi daha da zorlaşır.

- Reklam -