STRES VE ŞEKER RAHATSIZLIKLARA GEBE

0
25

Son dönemde insanların evlerinde uzun zamanlar geçirmesi ve geleceğe yönelik kaygıları strese ve düzensiz beslenmelere neden olmakta. Bu da kalp rahatsızlıklarına hatta ölümlere neden olmakta. Bu durumu değerlendirmek için alanının uzmanı hekimler ile konuştuk.

Doç.Dr.Sercan Okutucu ve Uzm.Dr. Alper Karakuş stres ve strese bağlı yaşam tarzı sonucu oluşabilecek rahatsızlıklar hakkında gazetemize açıklamalarda bulundu. Özellikle stresin son dönemde ne gibi sağlık sorunlarına neden olduğunu açıkladılar.  Okutucu: “Kişiyi korumak adına ortaya çıkan stres yanıtı, çok fazla gözlendiğinde yaşam kalitesini bozabilir.” dedi.

STRESİ TANIMLAMAK GEREKLİ

Özellikle stresin tanımlanması gerektiğini vurgulayan Okutucu günümüzde stresin çok sık kullanılan bir kavram olduğuna vurguda bulundu. Okutucu: “ Stres, günümüzde çok sık kullanılan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Kısaca açıklamak gerekirse stres; zorlu ya da rahatsız edici bir durum karşısında kişinin hissettiği duygusal ve fiziksel gerilim halidir. Kişiyi korumak adına ortaya çıkan stres yanıtı, çok fazla gözlendiğinde yaşam kalitesini bozabilir. Gündelik yaşam içinde ev, aile, iş ve okul ortamında pek çok gelişme stres verici duruma gelebilir. Fakat stresin hepsi kötü değildir. Olumlu olan streslere örnek olarak sınava hazırlanmak, duygusal bir ilişkiye başlamak, yaşadığımız işi ya da çevreyi değiştirmek gibi örnekler verilebilir. Bu durumların yarattığı stresle başa çıktığımızda olgunlaşırız, kendimize güvenimiz artar. Olumsuz stres ise uyum sağlamamız gereken kötü durumlar olduğunda yaşadığımız strestir. Buna örnek olarak yakınlarımızın ölümleri, hastalıklar, salgınlar, duygusal durumlar ve yoğun iş yükü verilebilir.” dedi.

Stresin hayatın kaçınılmaz bir parçası olduğunu ancak bu durumu yönetmeninin önemini ifade eden Okutucu sözlerine şöyle devam etti; “ Bilmemiz gereken stresin hayatımızın kaçınılmaz bir parçası olduğudur. Herkes hayatını daha kaliteli, anlamlı, hoş yaşanan bir hale getirebilmek için stres kaynaklarının farkına varıp etkili bir biçimde baş edebilmeyi öğrenmelidir. Stresin olumsuz etkilerini mümkün olduğu kadar kaynağında çözümleyerek hayatının diğer alanlarından uzaklaştırabilmeyi becermek zorundadır. Bir başka deyişle, stressiz bir hayat beklentisi yerine stresle başa çıkabilme becerisini amaçlamalıyız. Stresi ateş gibi düşünebiliriz, kontrol altındayken ısıtır, ama kontrolden çıkarsa yakar.”

STRES VE KALP

Stres ve kalp rahatsızlıklarının birbirlerine çok yakın terimler olduğunu vurgulayan Okutucu sözlerine şöyle devam etti; “ Strese vücudumuzun yanıtı üç temel aşamada gelişir. Alarm tepkisi, direnme ve tükenme aşamaları olarak adlandırabileceğimiz bu aşamalardan kısaca şöyle bahsedebiliriz; alarm aşaması, kişide fiziksel ve kimyasal değişmeler sonucunda kalp atışlarındaki hızlanma, tansiyondaki yükselme ve solunumdaki hızlanma ile gelişen ani adrenalin salgılanmaları ile tanımlanır. İkinci aşama olan direnme aşamasında ise; kaybedilen enerji yeniden kazanılmaya ve vücuttaki olumsuzluklar onarılmaya çalışılır. Son aşama olarak tanımlanan tükenme aşamasında, bireyin direnci kırılır ve davranışlarında sapmalar ve hayal kırıklıklarının yaşandığı bir evreye girilir.

Stres ve kalp hastalıkları arasında önemli bir ilişki bulunmaktadır. Stres kalp hastalıklarının oluşmasına ve var olan hastalıkların da kötüleşmesinde neden olabilir. Yoğun stres kalp hastalığı riskini yüzde 40, kalp krizi riskini yüzde 25 ve felç riskini yüzde 50 artırır. Stres altındaki kişide gözlenen kalp atışlarındaki hızlanmalar ve kan basıncındaki artışlar damar tıkanıklarının gelişmesinde hem başlatıcı hem de ilerletici rol oynamaktadır.”

Yoğun stresin kalp ve damar sağlığına zarar verebileceğini ifade eden Okutucu şunları aktardı; “ Yoğun stresle birlikte damar üzerinde bulunan kararsız plaklar çatlayarak damarın aniden tıkanmasına ve kalp krizine neden olabilir. Öte yandan stres nedeniyle artan sigara ve alkol tüketimi de mevcut durumun daha da kötüleşmesine neden olurken; kimi kişilerde stresle artan kalori tüketimi, beraberinde şeker hastalığı gelişim riskini de getirmektedir. Aynı zamanda stres hastada olan kalp yetersizliği ve ritim bozukluklarının da kötüleşmesine neden olabilir.”

Stres nedeni ile kalp rahatsızlığına yakalanan insanların genel olarak özelliklerinden bahseden Okutucu şunları ifade etti; “ Stres ilişkili kalp hastalıkları özellikle A tipi kişiliği olan insanlarda daha sık gözlenir. A tipi kişilik özellikleri ağır basan bireyler genelde aceleci olup, aynı anda birden fazla işi yapmak isterler. Her türlü zorluğun üstesinden gelerek başarıya odaklanmışlardır. İktidar sahibi olmak isterler. Toplumda göz önünde olur, tanınmaktan ve rekabetten hoşlanırlar. Zamanı boşa harcamaktan hoşlanmazlar ve çabuk öfkelenirler. B tipi kişilik özellikleri taşıyan bireyler ise aceleci olmayan, rahat karakterli insanlardır. Kolay öfkelenmezler, rekabetçi değildirler.”

KADINLARDA DAHA FARKLI ETKİLERİ OLABİLİYOR

Stresin kadınlar üzerinde daha farklı etkilerinin olduğunu ifade eden Okutucu şunları aktardı; “ Stresin kadınlar üzerindeki etkileri erkeklerden daha farklıdır. Buna örnek stresin tetiklediği kalp kası hastalığı olan kırık kalp sendromudur. Son yıllarda adı sıklıkla duyulan kırık kalp sendromu, vücut tarafından yoğun strese karşı verilen bir yanıttır ve kadınlarda daha sık görülür. Kalp krizine benzer bulgularla kendini belli eden bu hastalığı, 1991 yılında Dr. Hikaru Sato keşfederek Takotsubo Kardiyomiyopatisi olarak isimlendirmiştir. Bu isimlendirme, sendromun geliştiği sırada kalbin sol bölümünün Japon balıkçılarının kullandığı ahtapot avlama kabına benzemesinden gelmektedir. Hastalık tıpkı bir kalp krizi gibi gelişir ve hasta kendini kriz geçiriyormuş gibi hisseder. Bu sırada hastaya ait EKG ve kan değerlerine ilişkin parametreler de kalp krizi bulgularına benzer. Aşırı stres altındaki bireylerde görülme olasılığı daha yüksek olan bu hastalık kalp durmasına kadar gidebilen ciddi sonuçlar doğurabilir.”

ŞEKERE DİKKAT

Kan şekerinde oluşan değişkenliklerin de stresi tetikleyerek kalp damar rahatsızlıklarına neden olabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Alper Karakuş, kan ve şeker ilişkisini şu şekilde açıkladı; “ Kan şekeri ve laboratuvar bozuklukları ile stres arasındaki ilişki farklı şekillerde açıklanabilir. Stres hormonlarının kendisi doğrudan kan şeker düzeyini etkileyebileceği gibi, duygusal ve ruhsal gerginlik yüzünden hastalar tedavide istenilen başarı düzeyine ulaşamayabilirler. Özellikle  uygulanan tedavi optimal iken istenilen kan şekeri düzeyi elde edilemediğinde hastaların psikolojik açıdan da değerlendirilmesi gerekir. Yine şeker hastalarında topluma göre artmış oranda depresyon sıklığı bildirilmiştir. Dolayısıyla hastaların ruhsal ve duygusal açıdan da değerlendirilmesi gerekir.”

Kalp rahatsızlıkları olanların stresten uzak durması gerektiğini vurgulayan Karakuş sözlerine şöyle devam etti; “ Günlük yaşamımızda uzak kalamadığımız stres en çok kalp ve damar sistemini etkilemektedir. Stres sırasında meydana gelebilecek vücuttaki değişiklikler de hastalarda kalp atış hızının artmasına, kan basıncının yükselmesine ve solunum sayısının değişmesine neden olabilir. Kronik hale gelmiş stresin devam eden bu etkileri alttaki kardiyovasküler hastalığın gidişatını olumsuz etkileyecektir. Ne yazık ki stresle baş etmek için başvurulan sigara ve alkol de durumun daha da kötüleşmesine neden olmaktadır. Yaşam boyu devam edecek kalp rahatsızlığı bulunan hastalarda stresin ortadan kaldırılması ve destek yöntemleri tedavide mutlaka yer almalıdır.”

NASIL ÖNLEM ALINMALI?

Stres kaynaklı kalp rahatsızlıklarına karşı ne gibi önlem alınması gerektiğini açıklayan Karakuş şunları aktardı; “  Stres yaratan nedenlerden tamamen kurtulmak ne yazık ki mümkün gözükmemektedir. Sosyal yaşamdan uzak kalmayıp düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, durağan bir yaşam tarzından uzaklaşıp harekete geçmek ve üretken olmak stresin zarar verici etkilerini en aza indirecektir. Her şeye rağmen stresle baş edemeyen bireylerin en kısa zamanda profesyonel destek alması gerekmektedir.”

Stres kaynaklı rahatsızlıkların en çok hangi yaş grubunu etkilediğine dair açıklamalarda bulunan Karakuş şunlara dikkat çekti; “ Sanılanın aksine stres kadınlarda daha çok kardiyovasküler rahatsızlıklara neden olmaktadır. İleri yaşla beraber kalp damar hastalığı riski artmaktadır. Ancak günümüzde daha genç yaş gruplarında da kalp hastalığı gözükmektedir. Aslında 25 ve 60 yaş grubundakiler iş hayatında daha aktif olduklarından stresin getirdiği zararlı etkilere daha açık durumdadırlar. Yine yapılan bir araştırma iş yerindeki stresin en çok 50 yaş altını etkilediğini göstermiştir. Fiziksel aktivite eksikliğine neden olan, uzun çalışma saatleri olan meslek grubundaki bireylerde daha çok kardiyovasküler sistem hastalığı gözükmektedir.”

Gençlerde ve çocuklarda stresin kardiyolojik olarak etkilerinden de bahseden Karakuş kötü beslenme ve zararlı alışkanlıklara dikkat çekti. Karakuş: “ Ne yazık ki erken yaşlarda maruz kalınan hareketsiz yaşam, kötü beslenme, sigara, alkol ve madde kullanımı gençlerde kalp hastalığı görülme sıklığını arttırmıştır. Eğitim ve iş hayatındaki stres de kardiyovasküler hastalık gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Dolayısıyla sağlıklı bir kardiyovasküler sistem için yaşamın ilk yıllarından itibaren önlemler alınmalıdır ve kalp sağlığı bilinci geliştirilmelidir.” dedi.

ÜLKEMİZDE DURUM NE?

Stres ve düzensiz beslenme nedeni ile görülen kardiyolojik rahatsızlıkların ülkemizde de görüldüğüne ve Avrupa ile benzerliklere sahip olduğunu aktaran Karakuş sözlerine şöyle devam etti; “ Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ölüme yol açan en yaygın neden kalp damar hastalıklarıdır. Avrupa’daki oranlarla benzer şekilde ülkemizde yaklaşık 4 milyon kardiyovasküler sistem rahatsızlığı olan hasta bulunmaktadır ve en çok orta yaş grubunu etkilenmektedir. Bununla beraber, ülkemizde kardiyoloji alanında girişimsel işlemlerin sayı ve kalitesinde sürekli artış olmaktadır. 2015 yılında Türkiye kalp ve damar hastalıkları önleme ve kontrol programı devreye konmuş  ve başarıyla yürütülmüştür. Yine Türkiye kardiyoloji ve kalp damar cerrahisindeki başarılarıyla tüm dünyada ilk sıralarda yer almaktadır.”