Asıl konuya girmeden evvel başta Sayın Esra Albayrak ve Başak Demirtaş olmak üzere sosyal medya üzerinden hakaret ve hatta tacize uğrayan tüm insanlarımızın hakkına hukukuna sahip çıkmak için sonuna kadar yanlarında olduğumu ve uğradıkları hakaretten dolayı üzüntülerimi bildirmek isterim.

Bu tip davranışları kabul etmek asla mümkün değildir, üzülmek yada lanetlemekle de yetinilemez, hukuk gereğini yapmalıdır.

Devletin en birinci görevinin vatandaşlarının somut ve soyut haklarını korumak, onların sadece can ve mallarını değil aynı zamanda onur ve haysiyetlerini de savunmak olduğunu hatırlatırım.

Sosyal medya çağdaş teknolojinin insanlığa sunduğu çok mühim ve özgürlükçü bir iletişim aracı ve aynı zamanda hem kendisi ekonomik bir faaliyet olan ve hem de ekonomilerin bütününü derinden etkileyen, yönlendiren bir uygulamalar bütünüdür.

Başta reklamlar olmak üzere talebi yönlendiren bir çok faaliyet artık sosyal medya üzerinden yapılmaktadır. Hatta bir çok sektörde de sosyal medya uygulamaları üzerinden alım, satım ve pazarlama da yapılmaktadır, sanal ortamda çok büyük ve küresel bir ekonomik faaliyet yürümektedir.

Lakin talebi etkileyen sadece reklamlar da değildir, talebi olumlu yada olumsuz yönde etkileyebilen, hatta zaman zaman organize kampanyalar halini alan bir çok bilgi ve haberde sosyal medya üzerinden yayılmaktadır.

Biliyoruz ki sosyal medya üzerinden bir çok firma, ürün yada hizmet bazen haksız bir şekilde itibar infazına uğramakta ve bazen de yalan yanlış bilgiler ile parlatılarak, insanlar kandırılmaktadır.

Sosyal medyada kriminal vakalar da yok değildir, elbette vardır ve engellenmelidir, lakin bu engelleme sosyal medyanın özgürlükçü ruhu ve yapısına ters düşmemelidir.

Anonim kişilik zırhına bürünüp,  kimliğini saklayarak bilgi paylaşma ve yorum yapmanın pervasızlığı ile suç sayılacak hakaret, şiddeti özendirmek, terörü teşvik etmek yada dolandırıcılık ve benzeri fiillerde bulmak ile iktidarlara muhalefet etmek, halkı kandıran, yalan bilgi paylaşan, insan hakları ihlallerini saklayan, yolsuzluk ve benzeri olguları gizleyen iktidarları ifşa etmek gibi fiiller asla bir tutulmalıdır.

Sosyal medya üzerinde işlenen suç fiilleri bahane edilerek sosyal medyanın yasaklanması, kapatılması ve yahut sansürlenmesi özgürlükçü, demokratik ülkelerde asla kabul edilebilir bir şey değildir.

Diğer yandan dijital ortamda yapılan her hareket aslında çok ciddi bir şekilde kayıt altındadır ve eğer çok profesyonel bir hacker değilseniz kimliğinizi ve yerinizi gizlemeniz asla mümkün olmaz, bu hackerlerinde ne kadar başarılı olabildiği tartışmalıdır. Bu yüzden sanal ortamda yasa dışı eylemlerde bulunmak, küfretmek, hakaret etmek, kahvede yada çeşme başında, arkadaş ortamında küfretmeye benzemez, arkanızda sağlam yazılı delil bırakır ve mahkeme önüne çıkıp hesap verirsiniz.

En son hakaret olaylarında da bunu açıkça gördük zaten; hem Başak Demirtaş’a ve hem de Esra Albayrak’a hakaret edenleri polis eli ile koymuş gibi buldu, gitti aldı götürdü savcılığa teslim etti, şimdi yasa önünde hesap verecekler. Demek ki sosyal medya kimseden hesap sorulmasına engel değilmiş değil mi? Yasalarımızda sosyal medyada hakaret etmeyi cezalandırmaya engel bir hükümde yok zaten.

Aslında sosyal medya denetlenemeyen, yasaların işlemediği bir ortam asla değildir ve hatta tam tersine yasaların işlediği, hukuk dışılıkların kolaylıkla delillendirilebileceği, takip edilip, hesap sorulabileceği bir mecradır.

Diğer yandan zaten Facebook, Twitter, Instagram, Youtube ve benzeri uygulamaların küresel ölçekte kendi iç denetleme mekanizmaları var, yasa dışı olmasına bile gerek yok, ahlak dışı bir paylaşım yada yorumlar dahi anında kaldırılıyor ve paylaşımı yapan engelleniyor, bu davranışında israr ederse hesabı bile kapatılıyor.

Sosyal medyada sorun cezai olaylarda değil daha ziyade siyasi konularda yaşanmaktadır.

Dünya genelinde sosyal medya ile sorun yaşayanlar genellikle otokrat eğilimli siyasi iktidarlardır, bu iktidarların derdi de yasa dışılığı yada hakareti engellemek değil muhalefeti susturmaktır.

Bu iktidarlar çoğu zaman kendi hükümranlık alanında yazan, çizeni sudan sebepler ile cezalandırıp, hapse atabilmekte yada mali cezalar kesebilmektedir. Oysa sosyal medya kullanıcılarının önemli bir bölümü başka ülkelerdedir yada gerçek kimliklerini sadece sosyal medya şirketleri bilmektedir ve sağlam bir hukuki gerekçeniz yoksa onlar için bir yaptırım talep etmeniz, yada gerçek kimliklerine erişmeniz mümkün değildir.

Konuyu bir örnekle açayım Avrupa’da yaşayan biri sizin Türkiye’deki iktidarınıza sosyal medya üzerinden muhalefet ederse siz onu sudan sebepler ile yargı önüne çıkaramazsınız ama çocuk pornosu, uyuşturucu, yada yasa dışı silah ticareti yapmaya kalkarsa hem sosyal medya şirketi bütün kimlik bilgilerini ve delilleri paylaşır ve hem de interpol gider onu yakalar getirir, mahkeme önüne çıkarır.

Diğer yandan sosyal medya aynı zamanda suç ve terör olaylarına karışabilecek kişi ve grupları izlemek için çok önemli bir araçtır, yeter ki ortada suç olsun, suç vasfı taşımayan demokratik muhalefet hakkını kullanan kişi ve grupların faaliyetleri ise demokratik hak ve  özgürlük olarak değerlendirilir.

Bir iktidar sosyal medya üzerinden demokratik hak ve özgürlüklerin kullanımını yasaklamaya kalkarsa, kendini Kuzey Kore yönetimi seviyesine düşürür özgürlük ve haklar karşıtı olmakla damgalanır, bunu da kimse unutmasın.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz