Sorumsuzluğun bedeli ağır oluyor

2
111

Covid-19 belasını hafife almanın bedelini milletçe ağır ödemeye başladık. Ülke genelinde ölümlerde ve vaka sayılarında çok büyük artışlar yaşanıyor.

Havaların soğuması nedeniyle Ekim ayı itibariyle koronavirüs vaka sayısının daha da artması bekleniyor. Günlük vaka sayıları yeniden 1500’lü rakamları geçmeye başladı. Yapılan uyarıları dikkate alıp kurallara uyanlar olduğu kadar, salgın bitmiş. Virüs yok olmuş gibi yaşayan, maske takmayan, taksa da çenesinin altına indiren, koluna takan, sosyal mesafeye dikkat etmeyen vurdumduymaz insanların sayısı da bir hayli fazla.


Pandemi, çok hızlı bir şekilde yayılıyor. Hiç kimse bana bir şey olmaz deme gibi bir lükse sahip değil. Hiç birimiz kendimizi bu salgının dışında tutamayız. Bizler bu salgına karşı bir sorumluluk anlayışıyla hareket ederek karşı durmalıyız. Yani hastalığın sadece kendimizle ilgili olmadığını, bir başkasının hayatına da çok ciddi manada olumsuz etki edeceğini düşünüp ona göre hareket etmeliyiz..


Tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi, alınan tedbirlerle durdurulmaya çalışılırken, Kovid-19 hastaları hastanede yoğun bir tedavi sürecinden geçiyor. Yoğun bakımdaki tedavilerinin ardından iyileşen hastaların tedavi sürecinde yaşadıkları zorlukları kurallara uymayan bu vurdumduymaz insanlar yaşasalar acaba bu sorumsuz davranışlarına devam edebilir mi ?
Yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yakalanıp hastalığı yenenler, zorlu bir tedavi sürecinin yaşandığını belirterek, vatandaşları tedbirler konusunda uyarıyor. Bazılarına ders olması açısından gelin bu iyileşen hastaların anlattıklarının bir kaçına kulak verelim.


Salgının en yoğun döneminde Koronavirüs’e yakalanan ve bir hafta sonra tüm ailesinin pozitif olduğu ortaya çıkan Aile Hekimi Dr. Muhammet Balcan, “Babam istedi, vatanıma hizmet etmek için yurt dışından gelip göreve başladım. Evimi ayırma fırsatım olmadan salgın başladı. Önce ben, sonra tüm ailem Kovid’e yakalandı. Sigara dahi içmeyen 57 yaşındaki babamı 1,5 ay içinde kaybettik. Her akşam 21.00’de oğlum kucağında bizleri alkışlayan, konfeksiyon işçisiyken zorluklar içinde beni okutan adam, şimdi toprağın altında. Torununun dede deyişini göremedi. Doğum gününü solunum cihazında geçirdi. Emekli olup köye yerleşme hayalleri yoğun bakımda bitti. Bir maske takmak bu kadar mı zor?”


Koronavirüsün güçlüğünü yaşayanların anlayabileceğini, hastalığa yakalanmayanların “grip gibi atlatırım” şeklindeki düşüncelerinin yanlış olduğunu vurgulayan Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Hüseyin Er, “Yaşamayanlar maske takmıyor, sosyal mesafeye uymuyorlar. Bu süreçte kendilerini dokunulmaz hissediyorlar ama hiçbirimiz dokunulmaz değiliz bu konuda, maalesef virüs bizi bulabiliyor. Savaşta düşmanını görebiliyorsun ama Kovid-19 öyle değil, görmediğin düşmanla savaşıyorsun. Düşmanı yenmek için de yapmamız gereken; sosyal mesafede olacaksınız, maske takacaksınız ve temizliğinize çok dikkat edeceksiniz.”


42 yaşındaki Songül Perçin, “Ağır semptomlar yaşadım. İlk başta boğazım çok kötü olmuştu. Koku ve tat alamıyordum, hiçbir şeye tepki veremiyordum, nefes alamıyordum. Gerçekten zor günlerdi”
İyileştikten sonra iki kez plazma bağışında bulunan Aziz Baydır, “Çok kötü bir hastalık. 12 gün hastanede yattım, 14 gün de evde karantinada kaldım. Yaklaşık bir ayda kendime gelebildim. Bütün insanların yasağa, kurallara uymasını isterim”

Temizlik, maske, mesafe. Kuralına uymak bizim görevimiz. Tüm bunlar hepimizin yapması gereken şeyler
Telefonu çizilmesin diye kılıf alıp, Hayatını korumak için Maske takmayı reddeden
Enteresan bir Milletiz !.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz