Ruslar Kırım’ı ele geçirebilmek için çok dikkatli bir askeri strateji izliyorlar ve adım adım Kırım’ı ilhak için çabalıyorlardı. Kırım Hanlarının bağımsızlığını savunmak bu askeri stratejinin bir parçası idi. Kırım Osmanlı koruması altından çıkarılacak ve sonra bir şekilde işgal ve ilhak edilecekti.

Ruslar ilk önce Yedisan ve Edigü Tatarlarını kendi taraflarına çektiler. Kırım Girayları arasına nifak ve rekabet soktular. Onların milli duygularını okşayarak Cengiz Han sülalesinin Osmanlı valisi konumuna düşmesinin doğru olmadığını, elde ettikleri Tatarların ağzından ülkeye yaydılar. Rusların bu tür propagandalarına inanan Tatarlar Osmanlı kuvvetlerine karşı tavır almaya başladılar. Sanki Osmanlılar onları Ruslara karşı korumak için orada değillermiş de Kırım’ı işgale gelmiş yabancı güçlermiş gibi davranmaya başladılar.  Bu saf veya menfaatçi Tatarlara kendilerini Kırım’ın kurtarıcısı gibi gösterdiler. Osmanlılar Kırım’dan uzaklaşırsa dostça, kardeşçe yaşayacaklar, müreffeh ve mutlu olacaklardı. Ve sonunda Ruslar bu gafil ve hain Tatarların Ur Kalesi’nin kapılarını açmaları sayesinde Kırım’ı ele geçirdiler.

Bu gafil ve hain Tatarların başında Şahin Giray vardı. Petersburg’da II. Katerina’dan iltifat gören, Rus albay üniforması giyen, Ruslar gibi kadeh kaldıran, kendi halkını küçümseyen Rus hayranı Şahin Giray. Petersburg’da Ruslardan 10.000 ruble alan, 12.000 rublelik kumar borcu Ruslar tarafından ödenen Şahin Giray.

Ruslar ruble ile  satın aldıkları Tatarları iki koldan çalıştırıyorlardı. Bir kısmı Şahin Giray’ı destekliyor diğer kısmı da Şahin Giray’a karşı halkı ayaklandırmaya uğraşıyordu. Amaçları ise Kırım’da karışıklık çıkarıp Rus askerlerini ülkeye sokabilmekti.

Rus planı başarı ile uygulandı. Halk ayaklandı ve Şahin Giray kaçıp Ruslara sığındı. Halk Bahadır Giray’ı hanlık makamına seçti. 70.000 Rus askeri ile Kırım’a giren General Potemkin Kırım’ı Rusya’ya ilhak ettiğini dünyaya duyurdu.

Osmanlı Devleti, zayıftı, yeni bir savaşı göze alacak durumda değildi. Dost gibi görünen Fransa’nın da etkisi altında kalarak Kırım’ın işgalini protesto etmek hakkını bile kullanamadı. Şahin Giray ismen Kırım Han’ı ise de bütün yetki General Dibalbin’in elinde idi. Avusturya ile anlaşmış olan Ruslar Osmanlı Devleti’nin çaresizliğini görünce Osmanlı Devleti’nden Kırım işgalini kabul ettiklerini belirten bir senet istemek küstahlığından bile çekinmediler.

Kırım’ın Rusya’ya ilhakı üzerine hanlık makamından uzaklaştırılan Şahin Giray’a bir süre için yılda 800.000 ruble maaş bağlandı. 2.000 kadar maiyyetiyle Voronej kasabasında oturması istenildi. Bir süre sonra etrafındaki askerleri birer bahane ile dağıtıldı ve kendisinin tahsisatı kısılarak şehir dışında bir evde oturmaya mecbur edildi.

Şahin Giray’ın tahsisatı kısıldıkça kendisine gösterilen saygı da o oranda azalmış ve sonunda Katerina’dan Osmanlı topraklarına gitmek için izin istemek zorunda kalmıştı. Katerina, “suyu sıkılmış limon” konumuna düşmüş bulunan Şahin Giray’dan kurtulmak için bu teklifi hemen kabul etti.  Şahin Giray,  Soğucak Muhafızı Ferah Ali Paşa’ya ve daha önce Osmanlıya sığınmış olan Sahip Giray’a mektup göndererek Türkiye’ye gelmesine izin verilmesini istedi. Devlet, bu hain adamın Rusya elinde kalmasını istemediğinden kendisine hemen olumlu cevaplar yazıldı.

Şahin Giray, Hotin’den Boğdan’a geçmiş ve  Silistre üzerinden 30 Haziran 1787 tarihinde Edirne’ye gelmişti. Edirne’de fazla bırakılmamış buradan Gelibolu’ya ve oradan gemiye bindirilerek Rodos adasına gönderilmiştir.

Osmanlı padişahı I. Abdülhamit bu hainin cezasının daha Edirne’de iken kesilmesini istemişse de bazı sakıncalardan dolayı Rodos’a giderken bu işin gemide halledilmesi uygun bulunmuştu. Ancak yıllardan beri siyasetin içinde olan Şahin Giray da başına gelebilecekleri tahmin ediyor ve 30 kadar zırhlı adamını yanından gece-gündüz hiç ayırmıyordu. İnfaz ile görevli Kıbrıs muhassılı kapıcıbaşı Mehmet Ali Ağa bu işi gemide bitirmeye cesaret edemedi. Rodos adasına geldiklerinde Şahin Giray Rodos Kalesi’ne girmek istemedi. Kale dışında bağlık bir yerde iskân edildi. İstanbul’a dönen kapıcıbaşı Mahmet Ali Ağa durumu Sadrazama rapor etti. Şahin Giray’ın cezasının verilememiş olması padişahı çok üzmüş ve idamı için sadrazamın telhisinin kenarına hatt-ı hümayun yazmıştı. Şeyhülislam Müftüzade Ahmet Efendi’den de katline ilişkin fetva alınması devletin bu konuya ne kadar önem verdiğini göstermektedir.

Şahin Giray’ın kale dışında bir bağ konağında oturması sakıncalı görülerek kale içinde bir konağa alınması için ferman gönderildi. Gelen ferman usul gereği Kadı huzurunda ileri gelen halka okundu ve Şahin Giray kale içinde bir konağa nakl edildi. Ancak Şahin Giray’ın endişeleri her geçen gün artmaktaydı. Rodos’tan kaçmak için bir plan yaptı. Adamları ile birlikte kıyafet değiştirerek Fransız Konsolosluğuna sığındı. Tekirdağ’dan gelecek olan bir gemiye binerek kaçacaklardı. Ancak Rodos valisi olayı haber aldı ve konsolos ikna edilerek Şahin Giray ve adamları kaledeki yerlerine geri getirildiler.

Bu kaçma teşebbüsünden sonra Şahin Giray’ın yanındaki adamları alınmış ve başına muhafız asker konmuş durum İstanbul’a bildirilmişti. Bu haber daha İstanbul’a ulaşmadan İstanbul’dan gelen ikinci bir kapıcıbaşı elindeki idam fermanı ile Kırım’ın yüz karası bu hain adamın işini bitirmiştir. Buna karşılık malları müsadere edilmeyerek ailesine teslim edilmiştir.

Şahin Giray, iktidar hırsı, aptalca bir Rus hayranlığı ile ülkesine ve halkına çok kötülük yapmış ve Kırım’ın Ruslar’a kaptırılmasında başlı başına bir etken olmuştur. Bu kadar büyük bir kayba sebep olan kimse için “gafil” kelimesi gerçekten yetersiz kalmaktadır. Yaptığı bunca hatadan sonra Osmanlı’ya sığınması onun için bir iyi niyet gibi görülse de sanırım bunu “çaresizlik” olarak açıklamak daha doğru olacaktır.  1944’te bile yerlerinden sürgün edilen Kırımlıların çektikleri eziyet bile hep bu Şahin Giray’ların hatası sebebiyledir. (İ. H. Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, IV/1 (1978); F. Emecen, “Şahin Giray”, DİA, 34 (2010).

4 YORUMLAR

  1. Ruslar ruble ile satın aldıkları Tatarları iki koldan çalıştırıyorlardı. Bir kısmı Şahin Giray’ı destekliyor diğer kısmı da Şahin Giray’a karşı halkı ayaklandırmaya uğraşıyordu. Amaçları ise Kırım’da karışıklık çıkarıp Rus askerlerini ülkeye sokabilmekti.

  2. Şahin Giray, iktidar hırsı, aptalca bir Rus hayranlığı ile ülkesine ve halkına çok kötülük yapmış ve Kırım’ın Ruslar’a kaptırılmasında başlı başına bir etken olmuştur. Bu kadar büyük bir kayba sebep olan kimse için “gafil” kelimesi gerçekten yetersiz kalmaktadır. Yaptığı bunca hatadan sonra Osmanlı’ya sığınması onun için bir iyi niyet gibi görülse de sanırım bunu “çaresizlik” olarak açıklamak daha doğru olacaktır.

  3. Elinize, kaleminize sağlık hocam. Hainlik yapan er geç cezasını çekse de olan Kırım Tatarlarına oldu. O tarihten sonra toparlanamayan Kırım Tatarları Rusya egemenliğine girdi. 19. yüzyıldan itibaren Rus baskılarına ve ağır vergilere dayanamadıkları için önemli miktarda Kırım Tatarı Osmanlı’ya göçtü. Şahin Giray’ın iktidar hırsı sadece kendisini değil Kırım halkını da etkiledi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz