Sinemadan Çıkmış İnsan

109

1Taksim’de bir sağa bir sola bakınıyordu.

Kenarda halay çekenlerin yanından geçerken oralı olmadı. Beyaz saçları, yaklaşık bir haftalık siyah beyaz karışık kirli sakallarıyla Atlas Sineması’nın önünde durdu. Sakalları zaten beyazlamaya başlamıştı ama saçları daha önce davranmıştı bu iki senelik işsizlik döneminde. Gözlüğünü çıkardı taktı. Ön panoda yer alan filmlere göz gezdirdi. Memnundu filmlerden. Evine yakın olan alışveriş merkezinde gösterilmeyen onun sevdiği tarzda filmler vardı burada. İçeri girdi.

2Pasajın o soğuk mermerlerinden midir içerisi gayet serindi.

Issız Adam filminde Ada ve Alper’in buluştukları noktaya baktı, gülümsedi. Normalde bu kadar gülümseyen biri değildi. Hatta sakin bile sayılmazdı. Açığa alındığından beri böyle bir sakinlik çökmüştü üstüne. İçeri girdi ve The Leisure Seeker (Karavan) filmine bilet aldı. Bir süre lobide bekledikten sonra salona girdi. Koltuğuna yerleşti. Daha öncelerinde olduğu gibi küçük not kağıdını çıkardı film boyunca küçük küçük notlar aldı. Filmde topluma yabancılaşan ve hayatlarının son döneminde olan yaşlı çift, karavanla bir yolculuğa çıkıyordu. Fiziksel bir yolculuktan çok psikolojik bir yolculuğu temsil eden maceranın sonunda çift yozlaşmış olan bu toplumdan kurtulmanın yolunu intihar etmekte buluyordu.

3Film bitmişti ve not kağıdında bir sayfayı küçük notlarla doldurmuştu.

En altına ise artık yabancılaştılar ve geri dönüşleri yok yazdı. Gözlüğünü katlayıp ön cebine koydu. Salondan herkes çıkmıştı ama o akan krediye bakarak uzun düşüncelere dalmıştı. Sahi çok uzun zaman olmuştu buraya gelmeyeli. En son buraya geldiğinde kızı ve oğlu henüz lise öğrencisiydi. Çok diretmişlerdi fantastik filmlere gitsinler ama sinema dersleri veren bir babaya fazla direnememişler  ve Angelopoulos’un Zamanın Tozu filmini izlemişlerdi. Temizlik görevlisi salona giriş yapınca o da çantasını toplayıp yavaş yavaş çıktı. Dışarıda güneş batmak üzereydi.

4Filmin etkisinden henüz çıkmamıştı.

Batan güneşin gökyüzünde bıraktığı açık mor rengi filmdeki renklere benzemiyor muydu? İstiklalin yenilenen çirkin taşları bile ona daha bir güzel geliyordu şimdi. Bir süre daha yürüdü güneş batmış o mor renk kaybolmuştu. Caddede bir polis arabası arkasında ambulansla birlikte tramvay yolundan siren sesleriyle geçiyordu. Onlara bakarken ön tarafından gelen bir kişiyle çarpıştı. Adam yanındaki kız arkadaşını iyice bir sarmaladı elini kaldırdı ve bir şeyler homurdandı. O da özür diler anlamda elini kaldırdı. Cebinden fırlayan gözlüğünü yerden aldı bakmadan cebine koydu. Kalabalığın arasına karıştı ve onlarla birlikte metroya doğru ilerledi.*

5NOT:

“Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar.”

*Yusuf Atılgan’ın yukarıdaki satırlarından etkilenerek kaleme alınmıştır.