Sıkı para politikasının sonu mu?

0
427

İktidar tarafından açıklanan son kararlar bende iktidarın sıkı para politikaları uygulamasından vazgeçtiği ya da vazgeçmek zorunda kaldığı izlenimini doğuruyor.

Son alınan kararlarda; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının 20/8/2019 tarihli ve 30864 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2019/15 sayılı Tebliğine göre bankalar tarafından ayrılması gereken zorunlu karşılıklar ve bu karşılıklara uygulanacak faiz oranları kredi büyümesi oranına göre farklılaştırılmıştır.

Bu tebliğde:

“Kredi büyümesine göre farklılaşma(28) MADDE 10/A – (1) Bankaların tabi oldukları muhasebe standartları ve kayıt düzeni esas alınarak, dövize endeksli krediler ile bankalara kullandırılan krediler hariç Türk lirası cinsi standart nitelikli ve yakın izlemedeki nakdi kredileri toplamının Merkez Bankasınca belirlenen usul ve esaslara göre bankalarca hesaplanacak yıllık büyüme oranı yüzde 10,00 ile yüzde 20,00 arasında olan bankaların Türk lirası zorunlu karşılık oranları 1 yıl ve 1 yıldan uzun vadeli mevduat/katılım fonu (yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu hariç) ve 3 yıldan uzun vadeli diğer yükümlülükler (yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu dâhil) hariç tüm vade dilimlerinde yüzde 2 olarak uygulanır.” denilmektedir.

Aşağıdaki tabloda bu farklılaştırma özet olarak gösterilmektedir.

  KREDİ BÜYÜMESİ %10-20 OLAN BANKALAR DİĞER BANKALAR
KRİTERLER ESKİ YENİ ESKİ YENİ
ZORUNLU KARŞILIK %7 %2 %7 %7
FAİZ %13 %15 %13 %5

Tablodan da anlaşılacağı üzere bir taraftan zorunlu karşılık oranları düşürülerek bir taraftan bankalarda daha fazla likidite imkanı sağlanırken  diğer taraftan bankalar daha fazla kredi vermeye zorlanmaktadır.

Kredi vermeyen bankalar daha fazla zorunlu karşılık ayırmaya sevk edilmekte ve ayırdıkları zorunlu karşılıklara da enflasyon oranının ciddi miktarda altında faiz geliri elde verilerek adeta cezalandırılmaktadırlar.

Sıkı para politikalarının önemli araçlarından biri zorunlu karşılıklardır Merkez Bankaları zorunlu karşılık oranları ile oynayarak bankaların elindeki likiditeyi ve verebilecekleri kredi miktarını kontrol eder. Malum sıkı para politikaları piyasadaki likiditeyi sınırlayarak enflasyonu kontrol altında tutmayı gerektirir.

Sıkı para politikalarının bir diğer aracı da faizlerdir Merkez Bankaları faiz oranları ile oynayarak piyasadaki likiditeyi ayarlar. Bir Merkez Bankası faizleri yükseltiyorsa bunun anlamı sıkı para politikası uyguluyor demektir. Faizleri düşürüyorsa da bunun tam tersi geçerlidir.

Son faiz kararları ve hemen bu kararın akabinde gelen bu zorunlu karşılık tebliği bende Merkez Bankasının iktidarın baskısı sonucunda sıkı para politikası uygulamasından vazgeçtiği izlenimini oluşturuyor.

İktidarın faiz indirimlerinin devam edeceği ve devam etmesi gerektiği yönündeki açıklamaları da bu izlenimi desteklemektedir.

Ekonomist Mahfi Eğilmez “Bir ekonomide enflasyonist eğilimler egemense ve enflasyonun yükselmesi önlenemiyor ya da enflasyon hedeflenen düzeye indirilemiyorsa merkez bankası sıkı (daraltıcı) para politikası uygulamasına başvurabilir. Sıkı para politikası, enflasyona yol açan temel neden olarak görülen toplam talep artışının frenlenmesini hedefler. Günümüz merkez bankacılığı üzerinde egemen olan görüş olan Monetarist görüşe göre ‘enflasyon her yerde ve her zaman parasal bir olgudur.’ Bu durumda enflasyonun çözümü para arzının azaltılması ya da sınırlandırılmasından geçer. Merkez bankası bu durumda elindeki para politikası araçlarını bu yolda kullanır. Günümüzde birçok merkez bankası bu amaca ulaşmak için ‘enflasyon hedeflemesi’ denilen bir yönteme başvurmakta ve bir hedef enflasyon belirleyerek para politikası araçlarını o hedefe ulaşacak biçimde ayarlamaktadır.” demektedir.

Bence sıkı para politikasından vazgeçmek enflasyon üzerindeki kontrolü kaybetmeye yol açacaktır. İktidar küçülmenin getirdiği olumsuz siyasi etkilerden dolayı büyümeyi destekleyecek  para ve maliye politikaları uygulamayı tercih edebilir lakin bu gün Türkiye’de yaşanan slumpflasyondur!

Slumpflasyon enflasyon içinde küçülme demektir ve bir ülkede yüksek enflasyon olgusuyla birlikte ekonomik küçülme de yaşanması halini anlatan bir kriz durumudur.

Bu baş edilmesi çok zor bir kriz durumudur büyüme için alınacak tedbirler enflasyonu arttırır ve enflasyonu düşürmek için alınacak tedbirler ise büyümeyi düşürür.

Kısacası iktidarın işi zor, çok zor, hele hele de güven katsayısı bu kadar düşük bir ekonomi yönetimi ile slumpflasyon gibi yönetilmesi çok zor bir kriz hali ile başa çıkmak nerede ise mümkün değildir düşüncesindeyim.

FACEBOOK YORUMLARI

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here