Şiddetsiz Toplum Derneği dünya kamuoyuna mektup yayınladı. Dünya barış gününde Ankara Ulus Meydanında etkinlik düzenleyen dernek başkanı Rıza Sümer gazetemize verdiği özel söyleşide şiddete dair birçok konuya değindi.

Şiddetsiz Toplum Derneği Başkanı Rıza Sümer,dünyada barışı temin edecek güçte bir kuruluşun veya muhatabın olmadığını söyleyerek, Dünya Barış Günü nedeniyle hazırladıkları mektubun tüm dünya tarafından kabul edilebilecek tarzda bir mektup olduğunu iddia etti. Sümer  verdiği söyleşide  ayrıcaboğa güreşleri, silahsızlanma ve idam üzerine konuştu.

Şiddetsiz Toplum Derneği, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle, Birleşmiş Milletler Örgütü, Avrupa Birliği, Papalık ve İslam İşbirliği Teşkilatı’na 19 maddelik birer mektup gönderdi. Başkan Rıza Sümer ile Uluslararası İlişkilerden de sorumlu Başkan Yardımcısı Erdoğan Güven imzası ile gönderilen mektuplarda, Birleşmiş Milletlerin, bir dünya federasyonu veya konfederasyonu gibi çalışarak.Dünya’da şiddetin, adaletsizliğin, yoksulluğun sonlandırılması, insan haklarının ve demokrasinin geliştirilmesi, üye ülkelerde, ortak çağdaş değerlerin bulunması ve tüm ülkelerde idam cezasının kaldırılması için çalışması gerektiği dile getirildi.
Mektupta, Avrupa Birliği, Papalık ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın da, bu önerilere destek vermesi istendi. 

Umudumuzu ve hayallerimizi kimse kıramaz

Kurulduğu günden bu güne yaptığı etkinliklerle dünyada var olan her türlü şiddete karşı duran Şiddetsiz Toplum Derneği Başkanı Rıza Sümer  “İnanıyoruz ki, önerilerimizi içeren bu metni dünyada milyonlarca insan, belki bir iki milyardan fazla insan imzalar. Çünkü bu metin, her güzel yürekli insanın dileğini ve umudunu kapsıyor.

Bu metin, bir avuç gönüllünün, ancak milyarların sesi olunduğu umudu ile Türkiye’den, şiddete karşı ve barış için şiddetsiz bir toplum türküsü, bir şiiri, bir çığlığıdır. Bu çığlığın Türkiye ve dünyadaki insanlara ulaştırılmasında, ilgi az da olsa, yine basınımıza ve gazeteci dostlarımıza güveniyoruz. Bu güvenimizi ve umudumuzu sonsuza kadar taşıyacağız. Umudumuzu ve hayallerimizi kimse kıramaz, kimse solduramaz” dedi

Sümer, “Mektup gönderdiğimiz 4 kuruluşun başarılı olabilmesi ve huzur içinde görevlerini yapabilmesi, dünyada silahlı veya silahsız şiddetin ortadan kaldırılması gerekir. Bu konuda, muhatap alabileceğimiz uluslararası yetkili ve etkili bir kuruluş yok. Ne yazık ki, 4 kuruluşunda şiddetin azaltılması, dünyada inanç, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün yaygınlaşması, sadece insanların değil tüm canlıların korkusuz yaşayabilmesi yolundaki çabaları, katkıları, etkileri yok denecek kadar az. Bazılarının ise umurlarında değil, hiç yok” dedi.

Bu nasıl bir vicdan. Buna boğa güreşi nasıl denir?

Tüm uluslararası örgütlerin ‘Ateş Kes’ demelerini ve bunun bir an evvel yapılması gerektiğini ifade eden Sümer, İspanya’da düzenlenen boğa güreşlerinin derhâl sonlandırılması gerektiğini ifade etti. 

Sümer, “İspanya’da yapılan ve boğa güreşleri adı verilen vahşet, önce İspanyollar, sonra insanlık için utanç vericidir. Bu nasıl bir vicdan. Buna boğa güreşi nasıl denir? Boğalar güreşmiyor ki. Kaldı ki boğalar güreştirilse bile, o hayvanlar spor kuralı mı bilir? O kuralları kim koyacak ve kim uygulayacak, kim uyacak, kim hakemlik yapacak. Resmen, savunmasız hayvanların, silahlı ve acımasız insanlara teslim edilmesi demektir o vahşet örneği. Düzenleyenler kadar izleyenlerde de vicdan sorunu var. Üzülmüyorlar ve dahası utanmıyorlar.

Şiddet yanlıları ve yapıları, derhal silahı bırakmalıdır

Şiddet yanlıları ve yapıları, derhal silahı bırakmalıdır. Bunun için önümüzde tarihsel bir gün daha var. 21 Eylül Birleşmiş Milletler Barış Günü. Birleşmiş Milletler o gün silahlı yapılara ‘ateşi kes’ diyebilmeli, hatta yaptırabilmeli. Diğer uluslararası örgütler de, bu hareketi desteklemeli. Savaşları çıkaran, devletlere ve silahlı yapılara silah üreten ve satanlar, nerede yaşıyorlar, nerede üretiyorlar? Birleşmiş Milletlere, hatta Avrupa Birliğine üye ülkelerde. Bunları engelleyemezsen, Birleşmiş Miller Örgütü olunabilir mi?” şeklinde konuştu.

Ankara’dan uluslararası örgütlere çağrı!

Dernek Başkanı Rıza Sümer, arkadaşları ile birlikte yaptığı basın açıklamasında, mektubun bu örgütlere, dilimize sahip çıkmak amacı ile Türkçe gönderildiğini, iki yıldan beri uluslararası kuruluşlara gönderilen metinlerin tamamen Türkçe olduğunu, bundan böyle de aynı uygulamanın yapılacağını belirtti. 

Önerilerimiz milyonlar tarafından desteklenecektir

Dernek olarak barışın sağlanması ve şiddetin bitmesi konusunda tüm uluslararası ve Türkiye’deki kurum, kuruluş ve sivil toplumla çalışacaklarını ve görüş alışverişinde bulunacaklarını ifade eden Sümer, “Önerilerimizi, sadece Türkiye’den bir derneğin mektubu olarak lütfen yorumlamayınız.

Mektubumuzu, Türkiye’de ve dünyada milyonlarca insanın imzalayacağına, önerilerimizin yine milyonlarca insan tarafından destekleneceğine kesinlikle güveniyoruz.Bu nedenle, yaptığımız bu önerilerin, Birleşmiş Milletler Örgütü, Avrupa Birliği, İslam İşbirliği Örgütü ve Papalık tarafından değerli bulunup bulunmadığı, uygulanmasına ve başarılmasına ne düzeyde çaba gösterildiği derneğimiz tarafından izlenecek, değerlendirilecek, zaman zaman bu kuruluşlara ve Türkiye’deki temsilcilerine sorulacaktır.

İzleme ve değerlendirme, yazılı sorular ve ziyaretler şeklinde yapılacak, sonuçları, dünya ve Türkiye kamuoyu ile paylaşılacaktır. Çünkü önerilerimizin gerçekleştirilmesi, tüm dünyada, insana, hayvana ve çevreye yönelik şiddeti azaltacak, uzun süre içinde olsa da sonlandıracaktır. Şiddetsiz bir dünya, hatta şiddetsiz bir evren, uzay umudu ile önerilerimizin değerlendirilmesini, bu görüş ve önerilerimizin her yerde ve her çalışmanızda savunulmasını, yaklaşımınızın yazılı olarak derneğimize de bildirilmesini, gelişmelerden de dünya kamuoyunun bilgilendirilmesini diler, başarı dileklerimizi ve dostluğumuzu sunarız.” dedi.

İdamı savunmak hiç yakışmıyor


İnsanların idamı istemelerini yakıştıramadığını ifade eden Rıza Sümer, “Eğer önerilerimiz yapılırsa veya yapılmak için ulusların işbirliğinde ortak hareket edilirse, dünyada, idam cezasını çağrıştırabilecek hiçbir suçun işlenmesine ortam bulunamaz. Türkiye’de idam isteriz diye bağıranları, idamı geri getirmek için çalışanları gördükçe şoka girmemek mümkün değil. Koca koca siyasetçiler, koca koca adamlar denen insanlara idamı savunmak hiç yakışmıyor. Oysa onlar, yetkilerini ve güçlerini, ağır suçların işlenmeyeceği ortamların ve şiddetsiz engellerin sağlanmasında kullanmalılar. Bir insanın, ne suç işlerse işlesin, başka bir insanın öldürülmesini istemesi, en ağır şiddet suçu anlamına gelir.” ifadesini kullandı.

FACEBOOK YORUMLARI