Sedef ustası sanatını severek yapıyor

0
10

İZMİR’de 40 yıllık sedefkar Mehmet Ağca (51), tespihten rahleye, mücevher kutularından sehpa ve abajur gövdelerine kadar çok sayıda ürünü alıcısıyla buluşturuyor.

​Sedef kakma sanatı ustası Mehmet Ağca, Tarihi Kemeraltı Çarşısı’ndaki atölyesinde tespihten rahleye, mücevher kutularından sehpa ve abajur gövdelerine kadar çok sayıda ürünü alıcısıyla buluşturuyor. Atölyesinde uzun saatler çalışan Ağca, sedef parçalarını ahşap üzerine açılan çukur veya oymalara yerleştiriyor. Aslen Gaziantepli olduğunu anlatan Ağca, çocukluğundan beri bu sanat dalına ilgi duyduğunu söyleyerek 40 yıllık sedefkar olduğunu dile getirdi. Ağca, “Doğup büyüdüğüm Antep sokaklarında gezerken bu işleri yapanları gördüm. Bir ustanın yanına girdim. Annemler ‘eti senin kemiği benim’ diyerek beni bıraktılar. Ustaların yaptığı sanata bayılıyor, kapılarında beni çağırsınlar diye bekliyordum. Hevesli olduğumu görünce çağırdılar. 18 yıl bir fiil çalıştım” dedi.

Ağca, atölyesinde çalışırken zamanın nasıl geçtiğini unuttuğunu belirterek şöyle konuştu:

- Reklam -

“Çocukluğumdan beri hep olmayanı başarmak istedim. Benim yaptığım ürünü bir başkası yaparsa hemen branş değiştiririm. Bir deniz ürünü olan sedefi önce kırar, tıraşlarsınız sonra oymuş olduğunuz ahşabın şekline göre yerleştirirsiniz. Bu oldukça meşakkatli bir iş. Çalışma süresi yok. Ne zaman böyle iştahlı olsam, ruh halim uygunsa, işe bir başlarım bir bakarım 12-13 saat çalışmışım. Yani bu 8 saatlik bir mesai değildir.”

‘BELİRLİ BİR KİTLE SATIN ALIYOR’

Sedef kakma sanatına ilginin sürdüğünü ifade eden Mehmet Ağca, gençlerden ziyade yetişkin yaş grubunun öğrenmeyi istediğini kaydetti. Ürünlerin maddi değerinin oldukça yüksek olduğunu belirten Ağca, “Bu sanata ilgi var. Öğrenmek isteyen çok fakat genç yok. Hep 50 yaşın üzerindekiler hobi amaçlı geliyor. Ben de hobi olsun diye öğretmek istemiyorum. Ama çok hevesli ve cana yakın biriyse kafalarımız da uyuştuysa ücret almadan ders veriyorum. Bu ürünler tamamen lükse kaçtığı için alıcı biraz zor bulunuyor. Özellikle pandemi yüzünden insanlar gıdaya önem veriyor. Hobi işi biraz lüks. Satışlar durdu şu an. Belirli bir kitle var; sanata düşkün, maddi durumu iyi. Yalnızca onlar alıyor” diye konuştu.

Bu sanat dalını bir iş olarak görmediğini söyleyen Ağca, eline zımparayı aldığında zamanın nasıl geçtiğini unuttuğunu belirterek şöyle devam etti:

“Bu benim için bir iş değil. Geçimimi sağlamak zorundayım. Ama para ikinci planda. Elbette parasız da olmaz. Gümüş, sedef dolar üzerinden alınıyor. İşe daldığım zaman dünyayı unutuyorum. Güzel hayaller kuruyorum. Elimdeki işi yaparken bir sonraki hazır oluyor. Bunu yaptım ama bir dahakine şunu kullansam daha iyi olur diye düşünüyorum. Sipariş üzerine çalışıyorum. Sipariş yoksa kendi vitrinime çalışıyorum. Çünkü vitrine ürün yapmaz, insanlara ürün göstermezsem ne yaptığımı bilemezler. Bu yaştan sonra bir beklentim yok. Devlet büyüklerine rica ediyorum. Sanatçının değerini bilsinler. Üretim olmazsa her şey biter.”

- Reklam -