Seçimi yoksullar belirleyecek

76

Ramazan ayı başlıyor. Herkesin ibadeti kendine diyelim ancak bu kutsal günlerde etraftaki açları, yoksulları unutmamak lazım. Her zaman denildiği gibi bu ayın en önemli anlamlarından biri saatlerce aç kalmak değil, varken yokluğu, yokken varlığı ve şükür etmeyi daha derinden anlamamızdır..

Bunun için etrafımıza bakalım. Her beş kişiden biri, yani 16 milyon insanımız yoksulluk sınırın altında yaşıyor.
Rakamlar, Türkiye İstatistik Kurumu’na ve 2016 yılı araştırmasına ait. Öyle sendika, dernek araştırması değil, resmi veriler. 80 milyonluk bir nüfusta eğer her beş kişiden biri yoksulsa, yoksulluk ve yoksunluk çekiyorsa, durumlarının düzelmesi yönünde de bir işaret, bir umut yoksa son 16 yıldır ne oldu acaba? Son bir yıldaki ekonomik gelişmelerle sayları daha da aran bu kesime yönelik ne yapılacak, iktidar adayı partiler iyice düşünmeli.
Tahminler için öyle “etnik kimliklere, bir takım fikirler etrafında kümeleşmişlere bakmaya gerek yok. İnsanın karnı açsa, yoksulluk içinde debeleniyorsa, kökenin şu olmuş, bu olmuş önemli değil. Yollar, havaalanları, köprüler de karın doyurmuyor.
Rakamlara göre yoksul kesimin en az 12 milyonu oy kullanıyor. Başka ülkelerde olsa bu kadar büyük bir toplum kesiti, her türlü sosyal patlamalara yol açabilir. Biz de; geliştirilen ayni ve nakdi yardımlarla bu kadar insanımız ayakta durmaya çalışıyor. İlk başta ne güzel, sosyal devlet olmanın anlamı bu diyorsunuz ama ne yazık ki bu yardımları “oya tahvil etme çabaları” da her zaman iktidarlara giden yolu açıyor.

ÇADIRLAR MİTİNG ALANI OLMASIN

Bu kesimi oy deposu olarak görmek, “bak, başkaları gelirse, hele CHP’liler, bu yardımları keser, ona göre” diye üstü kapalı tehdit ederseniz, “parti bayraklarıyla donatılmış kamyonlardan erzak atarsanız, (bir aralar valiler muavin koltuğunda bu işi yapıyorlardı) gün gelir bu işler tersine döner çünkü ne insanların ihtiyaçları azalır, ne de bu yardımlar yeterli olabilir.
Şimdi, yoksulların bir ay da olsa en çok yemek ihtiyaçlarını giderdikleri yerler Ramazan çadırları. Ama öyle oluyor ki sıkıntısı, ihtiyacı olmayanlar hatta oruç bile tutmayanlar buralardan “beleşine” geçiniyor.
Bu arkadaşlar biraz arkada kalmalı. Çadır hizmeti verenler de bunu hayır için yaptıklarını göstermeliler ve bu çadırlar seçim kampanyasına çevrilmemeliler. Özellikle adayların iki de bir tur attıkları yerler olmamalı. Nihayetinde o çadırlar herkesin verdiği vergilerle, hizmet karşılığı ödenen ücretlerle kuruluyor. Dağıtılan her bir çorbada herkesin bir katkısı var. Hayır işleri evet oyuna dönüştürülmemeli.

PARA YOK AMA

Bu arada ilginç bir sonuç ta iletişim konusunda. Hanelerdeki cep telefonu/ akıllı telefon oranı 2004 yılında yüzde 53,7 iken 2017 yılında 97,8’e yükselmiş. Yani neredeyse zengin yoksul, çoluk çocuk herkes de en az bir telefon var.
Bu da başka bir çelişki… Yemeye içmeye, üste başa, barınmaya para bulunamıyor ama özellikle yoksullarda iş cep telefonuna geldi mi akan sular duruyor.
Karnı aç, yatacak döşek yok, “yoksulluk kaderim” diyecek ama elde cepler, oyna facebookla, twitterla. Ayranı yok içmeye cep telefonuyla gider ….. misali yoksulluğun resmini mi selfi yapıyorlar acaba?